• Türkçe
  • Türkçe
+90 (533) 416 44 79
+90 (533) 456 44 79
+90 (212) 234 44 02-03

Biostimology teknolojisi ile gelen belirgin vücut hatları

Fit bir vücuda sahip olmak herkesin hayalidir fakat sadece diyet ve sporla fazla kilolardan kurtulmak zorlu bir süreçtir. İnsanlar yağ hücresi sabit olarak doğar; kilo aldığımız zaman da yağ hücrelerinin sayısı artmaz, hücre çapları büyür. Hücre çapları genişleyen bu yağlar da giderilmesi zor, uzun ve ciddi bir süreç olan kilo sorununa neden olur. Bu haftaki yazımda, zayıflamanın 2021 trendi olan ve belirgin vücut hatları yaratan yenilikçi Biostimology teknolojisini anlatacağım.

Yoğun hayat akışı içinde tek seferde uzun süre kalıcılık sağlayan ve işlem sonrası iz bırakmayan uygulamalar herkesin önceliği oluyor. Ameliyatsız, acısız, ağrısız, morarma ve kızarma gibi yan etkilerin yaşanmadığı müdahalelerle güzelleşip, hayatımıza en hızlı şekilde kaldığımız yerden devam etmek en önemli beklentimiz.

Biostimology teknoloji ile 2 bedene kadar incelme

Estetik uygulamalarda her geçen gün gelişen teknolojiler, vücut şekillendirmeyi daha da kolaylaştırıyor. Konu zayıflama olunca yılın trendi Biostimology Teknolojisi oluyor. Benim de kliniğimde uyguladığım bu uygulama; yenilikçi teknolojisiyle, vücudun doğal mekanizmalarını çalıştırarak yağ hücresi yakım sürecini harekete geçiriyor ve hızlandırıyor. 12 seans uyguladığımız tedavi protokolünde her seans 30-45 dakika sürüyor.

Yüzde yüz doğal hücre aktivasyonu sonucu adipoz yağ hücrelerinin yakımını, vücuttaki deri altı ve karın içi bölgesindeki yağların önemli oranda azalmasını sağlayan uygulama, ağrısız ve son derece rahatlatıcı bir tedavi sunuyor, vücut hatlarını düzeltiyor ve iyileştiriyor. Ülkemizde çok yeni kullanılmaya başlanan ve sadece birkaç klinikte yer alan bu cihaz ile zayıflama, beden inceltme alanlarında çok başarılı sonuçlar elde ediyoruz. En güzel haber ise uygulama kişiye göre değişiklik gösterse de yapılan araştırmalara göre seanslar sonunda 1-2 beden incelme sağlanabiliyor.

Biostimology Teknolojisi uygulaması, hamilelikten sonra vücut formunu geri kazanmak isteyen, menopoz öncesinde oluşan karın fazlalıklarını yok etmek isteyen, vücut tonunun kaybıyla mücadele eden tüm kadınlara etkili sonuçlar sunuyor. Ayrıca bel bölgesindeki ve göbekteki yağlardan kurtulmak isteyen tüm erkekler için de etkili bir çözüm.

Tüm vücut için incelme cihazı

Biostimology teknolojisi, yarattığı mikro basıncın bir sonucu tüm bedeni saran 2 tulum ve 4 adet indüktif kayıştan oluşan bu cihaz sayesinde yüzde yüz el değmeden, cerrahi uygulama olmadan, ağrısız ve sızısız bir tedavi protokolü uygulanıyor. Kişiye her seansın sonunda ciddi bir rahatlık ve hafiflik hissi de veriyor.

Tüm vücut için incelme sunan uygulama; tüm silueti yeniden şekillendirme, selülitleri azaltma ve cildi sıkılaştırma, kol bölgesindeki sarkmaları tedavi etme ve yüzün oval kontürünü düzgünleştirme gibi birçok talebe çözüm sunuyor.

Ülkemiz için yeni olsa da birçok ülkede 10 milyondan fazla seansta hiçbir yan etki bildirimi ya da şikâyeti alınmamış olduğu klinik çalışmalar ile kanıtlanmış bir uygulama.

 

Metinde belirtilen işlemlerin uygulanması ve sonuçları her kişinin anatomisine, fizyonomisine ve yaşam kalitesine göre değişiklik gösterebilir. Bahsedilen uygulamadan önce konunun uzmanı bir doktorla görüşülmesini öneririm.”

Op. Dr. Evrim Uçkunkaya Sosyal medya hesapları

Facebook: drevrimuckunkaya

Instagram: @druckunkaya

YouTube: druckunkaya

 

Kaynak: https://www.milliyet.com.tr/pembenar/op-dr-evrim-uckunkaya/biostimology-teknolojisi-ile-gelen-belirgin-vucut-hatlari-6626786

Mevsim geçişlerinde artan saç dökülmelerini önlemek mümkün

Özellikle mevsim geçişlerinde artan saç dökülmelerini stres, endişe, sağlıksız beslenme, uyku düzeni bozukluğu ve kronik hastalıklar da tetikliyor. Son dönemlerde daha sık duyduğumuz saç dökülme problemi, hem kadınları hem erkekleri sosyal anlamda da olumsuz etkiliyor. Yapılan araştırmalara göre dünyada en çok tercih edilen ameliyatsız estetik uygulamaları arasında, saç özelinde yapılan uygulamalar üçüncü sırada yer alıyor. Peki bizler saçlarımızda dış etkenler nedeniyle oluşan aşırı dökülme ve hasarlanma gibi sorunlar için hangi önleyici yöntemlerden faydalanabiliriz? Bu ayki köşe yazımda yıpranan ve dökülen saçlar için neler yapmamız gerektiğini anlatacağım. 

 

Kök Hücre Uygulaması: Kendi hücrelerinizle saçlarınızı güçlendirin! 

Saçların canlandırılması ve kayıpların önüne geçilmesinde benim de en çok tercih ettiğim, en etkili tedavi yöntemlerinden biri kök hücre uygulamasıdır. Yüz, boyun ve dekolte bölgesi ile el, dirsek ve diz kapağı gençleştirilmesi, yara ve yanık izlerinin tedavisi, meme büyütme, kalça dikleştirme, dolgunlaştırma işlemleri ile elmacık kemiklerinin ve çene hatlarının belirginleştirilmesine gibi bir çok alan için uyguladığımız Kök Hücre Uygulaması; saç dökülmelerinin ortadan kaldırılmasında da çok başarılı sonuçlar vermektedir. Uygulama ile cilt altında eksilmiş olan hücreler cildin en alt tabakasına geri verilir ve içinizden gelen güzellik yine kendi hücrelerinizle size kandırılır. En önemlisi de tek seans uyguladığımız bu tedavi, sorunlu bölgede alerji, reddedilme ve yabancı madde reaksiyonu riski taşımaz.  

Kök Hücre uygulamasında tek seansta, yaklaşık 1-1.5 saat süren bir işlem uyguluyoruz. Öncelikle Liposuction yöntemiyle kişiden bir miktar yağ alınıyor, bu yaklaşık 10 dakika sürüyor. Daha sonra alınan yağlar, özel işlemden geçirilerek kök hücreden zengin hale getiriliyor. Bu işlem de yaklaşık 30-40 dakika sürüyor. Operasyonun son 10 dakikasında ise alınan hücreler sorunlu bölgeye enjekte ediliyor. Sonrasında hücrelerin cilt altında çoğalması etkinleşmesi süreci başlıyor. Uygulamanın etkileri ise operasyonu takip eden 1 ay içerisinde görülmeye başlanıyor. 9-12 ay sonra etkisi en üst seviyeye ulaşıyor. Yaşa, genetiğe ve yaşam şekline bağlı olarak bazı hastalarda bu süre 18 ile 24 aya kadar uzayabiliyor. Kök Hücre Tedavisi doğal bir uygulama olduğu için bir alt-üst yaş sınırlaması yoktur. Kadın-erkek her yaştan kişiye uygulanabilir.  

 

PRP ile saç dökülmelerine dur deyin 

Sağlıklı scalar için diğer bir uygulamadığımız yöntem ise PRP’dir. PRP, kişiden alınan az miktarda kanın özel bir sistem ile ayrıştırılması ve bu sıvının içindeki büyüme faktörlerinin enjeksiyon yoluyla sorunlu bölgeye geri verilmesi işlemidir. Kişinin kendi kanının kullanılmasından dolayı Kök Hücre uygulaması gibi hiç bir alerjik reaksiyon riski oluşturmaz. Bu işlemle saç köküne daha fazla miktarda kan, oksijen, vitamin taşınmasına olanak sağlanır. Salgıladığı büyüme faktörleri ile saç kökü hücrelerini uyarır ve saç üretimini hızlandırır. Böylece saçların daha sağlıklı hale gelmesini sağlar. Özellikle saç dökülmesi olan bölgede uygulandığında dökülmeyi durduran bir işlevi bulunur. Uygulama; güçsüz, kırılmış, hasarlı saçlarla birlikte saç üretimi yeteneğini kaybeden saç köklerini uyararak hem saç dökülmesini durdurur hem de saçların daha parlak ve canlı görülmesini sağlar. PRP uygulamasında sorunun büyüklüğüne bağlı olarak birden çok seans uygulanabilir. Seanslar, uygulama yapılacak bölgenin büyüklüğüne göre değişse de, en fazla 30 – 40 dakika sürer. Uygulama sonrasında kişi sosyal hayatına devam edebilir. Bazen yapılan iğnelere bağlı olarak küçük ve geçici morluklar oluşabilir.  

 

Kan sulandırıcı kullananlar, geçmişinde kanser öyküsü olanlar ile hamilelik ve emzirme dönemini yaşayanlarda uygulama yapılmasını önermiyorum. 

 

 

“Metinde belirtilen işlemlerin uygulanması ve sonuçları her kişinin anatomisine, fizyonomisine ve yaşam kalitesine göre değişiklik gösterebilir. Bahsedilen uygulamadan önce konunun uzmanı bir doktorla görüşülmesini öneririm.” 

 

Op. Dr. Evrim Uçkunkaya Sosyal medya hesapları 

Facebook: drevrimuckunkaya 

Instagram: @druckunkaya 

YouTube: druckunkaya

Kaynak: http://www.pudra.com/guzellik/sac-bakimi/medikal-yontemlerle-sac-dokulmesini-onleyin-29715.htm

Üçüncü meme kansere neden olabilir

Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2004 yılından itibaren içinde bulunduğumuz Ekim ayı, Meme Kanseri Farkındalık Ayı olarak belirlenmiştir. Meme kanserinde erken teşhisin önemine değinmek ve bu konuda kadınları bilinçlendirmek adına bu haftaki yazımda ergenlik ya da gebelik dönemine kadar hiçbir belirti göstermeden sinsice ilerleyebilen, hormonlarla tetiklenerek dayanması güç ağrılara neden olan ve fark edilmediğinde kansere neden olabilen üçüncü meme ucu sorununa değineceğim.

Birçok memelinin süt hattında ikiden fazla memesi vardır.  İneklerin dört, köpeklerin 8-10, sıçanların 12, domuzların ise 18 memesi vardır. Fakat insanda birçok ekstra meme ucunun süt hattının dışında oluştuğu bilindiği için bugün onları embriyonun gelişiminde şans eseri ortaya çıkan bir özellik olarak görüyoruz. Doğumsal bir kalıntı olan fazla meme veya meme başı, henüz anne karnındayken oluşur. Seyrek olarak bir bebeğin fazladan bir ya da daha çok meme/meme başının olduğu görülebilir. Kasıktan koltuk altına kadar uzanan süt yolu denilen bir çizgi boyunca çok sayıda meme hücremiz vardır. Eğer bu hücreler beklenen gerilemeyi göstermezlerse, Aksesuar Meme de denilen 3’üncü Meme oluşur. Fazla meme başları genellikle göğüs bölgesinin çevresinde yer alsalar da, ara sıra da boyunda, sırtta, kalçada ve vulvada bulundukları da gözlenmiştir.

Üçüncü meme ucu ben veya leke olarak algılanıyor

Aksesuar meme ve meme başı dokuları genellikle ergenlik dönemi ya da gebeliğe kadar belirti vermez ve sessiz seyrederler. Bu dönemlerde hormonların etkisi ile büyüyüp ağrıya sebep olabilirler. Hastalar genellikle koltuk altı sarkması ya da koltuk altında ele gelen kitle şikâyetiyle başvururlar. Aksesuar meme başı en sık olarak, normal meme yerleşiminin hemen altındaki bölgelerde görülür. Aksesuar meme ise en çok koltuk altında görülür. Kadın hastalarda aksesuar memenin fark edilmesi, genellikle hamilelik ve emzirme döneminde gerçekleşir. Vücudunda fazla memesi ya da meme başı olan kişiler bunu genellikle çok küçük oluşu ve tam meme formunda olmaması nedeniyle ben veya leke olarak algılarlar. Bunun bir aksesuar meme ya da meme başı olduğunun çoğunlukla farkında bile değillerdir.

Toplumda bu tür bozuklukları olanların oranı yüzde 1-2 civarında iken, ekstra meme ucu olanlarda bu oran yüzde 14.5’e kadar çıkabiliyor. Dünyadaki kadınların neredeyse yüzde 5’inde gelişimsel bir varyasyon olarak üçüncü meme bulunur. Kuzey Amerikalıların tahmini olarak yüzde 1 ile 2’sinde fazla meme başı bulunur. Bu durum erkek ve kadınlarda eşit oranda gerçekleşmekle birlikte, zencilerde ve Japonlarda daha yaygın olarak ortaya çıkabilmektedir. Bu sorun; etnik köken, cinsiyet, coğrafi etkenlere göre farklılık göstermekle birlikte fazladan meme ucu vakaları çok yaygın değildir.

Üçüncü memenin kanserle ilişkisi nedir ve nasıl tedavi edilir?

Normal bir meme dokusu kanser gelişimi açısından ne kadar risk altında ise aksesuar meme dokusu da o oranda risk altındadır. Ayrıca, aksesuar meme dokusunun, normal meme dokusunda görülen fibrokistik hastalık, fibroadenom ve meme kanserine dönüşme riskleri vardır. Bu hastalıklar yönünden aksesuar meme dokusu muayene ve ultrasonografi ile takip edilmelidir. Aksesuar meme başına renalagenezi (böbreğin doğumsal yokluğu) ve aksesuar böbrek gibi böbrek anomalileri, doğumsal kalp hastalıkları, epilepsi (sara hastalığı) ve kulak anomalileri eşlik edebilir.

Aksesuar meme ve meme başı çoğu zaman şikâyete sebebiyet vermeden bazen de ağrı, kol hareketlerinde kısıtlılık, süt gelmesi ve kozmetik kaygılarından dolayı müdahale gerektirir. Hastalar aksesuar memeyi genellikle koltuk altında daha az olarak kasık bölgesinde hissettikleri yağ bezesine benzer yumuşak ve hareketli bir şişlik olarak tanımlar ve bu nedenle plastik cerrahlara başvurur. Aksesuar meme dokusuyla başvuran kişilerde şikâyetlerin iyi değerlendirilmesi önemlidir. Özellikle yaşam kalitesini etkileyen ağrı, gerginlik ve süt gelme şikâyeti olan hastalarda, vaka kendi özelinde değerlendirildiğinde ameliyat ile tedavi doğru bir yöntem olabilir. Koltuk altında oluşan aksesuar memeden süt gelmesi, cerrahi müdahale için esastır ki bu durum hem diagnozu kesinleştirir, hem de bu dokunun ileride kansere dönüşme riskini artırır.

Aksesuar meme dokusu cerrahi müdahale ile alındıktan sonra temizlenen bölge cerrahi dikişler ile kapatılır. Yara dokusunun iyileşme süreci yaklaşık olarak iki haftadır. Bu süreçte spor ve özellikle o bölgeyi zorlayan hareketlerden kaçınmak gerekir.

Belirttiğim gibi üçüncü meme konusu göz ardı edilmemesi gereken bir konudur ancak vaka özelinde değerlendirilmeli ve uzman doktor tarafından kişiye özel tedavi yöntemi belirlenmelidir. Çünkü her uygulamada olduğu gibi, yapılan işlemlerin uygulanması ve sonuçları, her kişinin anatomisine, fizyonomisine ve yaşam kalitesine göre değişiklik gösterebilir.

 

Metinde belirtilen işlemlerin uygulanması ve sonuçları her kişinin anatomisine, fizyonomisine ve yaşam kalitesine göre değişiklik gösterebilir. Bahsedilen uygulamadan önce konunun uzmanı bir doktorla görüşülmesini öneririm.”

 

Op. Dr. Evrim Uçkunkaya Sosyal medya hesapları

Facebook: drevrimuckunkaya

Instagram: @druckunkaya

YouTube: druckunkaya

Göz kapağı estetiğinde bilinmesi gerekenler

Göz kapağı cerrahisi olan Blefaroplasti, görme alanının sarkmış göz kapağı tarafından kapatılması, göz kapaklarında sürekli ağırlık hissi gibi gerekli durumlarda veya kişinin yorgun ve yaşlanmış görünümünü iyileştirmek için gerçekleştirilen cerrahi bir işlemdir. Göz kapağının sarkması ya da kirpikli uçların saydam tabakayı 4-5 milimetre kapatmasına göz kapağı düşüklüğü (pitozis) denir. Göz kapağı düşüklüğü doğuştan olabileceği gibi ileri yaşlarda da oluşabilir. Bu haftaki yazımda Dünya Görme Günü için farkındalık yaratmak adına görme alanını daraltan göz kapağı düşüklüğünde hangi durumlarda tedavi yapılması gerektiğini ve tedavinin komplikasyonlarını anlatacağım.

Göz çevresindeki yaşlanma belirtileri genellikle 40’lı yaşlarda başlar ve 50’li yaşlarda üst göz kapağındaki kaslar ve derideki incelme göz kapağı sarkmalarına sebep olur. Bunun dışında kaza, travma, felç, beyin problemleri geçirenlerde de ortaya çıkabilir. Kapaktaki sinir ve kas sorunları, göz ameliyatları ve tümör gibi nedenler de bu soruna yol açabilir. Aynı zamanda kontak lens kullanımı da alerji yaparak gözde kapak düşüklüğüne sebep olabilir. Bu düşüklükler görmeyi ve görme alanını etkilerse, o zaman düzeltilmesi gerekir. Göz kapaklarımız gözün saydam tabakasını ortalama 1-2 milimetre kapatan cilt dokusuna sahiptir. Yaşlanmanın ilk en erken görülen ve önemli bulguları arasında yer alan göz kapağı sarkması, gözaltı torbaları ve göz kenarlarında oluşan kırışıkları tedavi etmede, alt ve üst göz kapağı ameliyatlarına başvuruyoruz.

Yaşın ilerlemesiyle birlikte gözün etrafındaki bağ dokusu ve liflerdeki gevşemeyle birlikte göz çukurundaki yağ yastıkçıkları dışarıya fıtıklaşarak göz torbalarını da belirginleştirir. Alt göz kapağının kirpiklerle beraber içe veya dışa dönmesi estetik görünümün bozulmasının yanı sıra gözün saydam tabakasını da etkileyerek görme azlığına neden olabilir. Bunun yanı sıra göz çevresinin iyileştirilmesine bir bütün olarak bakmak gerekir.

Hangi durumlarda cerrahi operasyonlara başvurulur?

Göz kapak uçlarının ve kirpiklerin içe dönmesi sonucunda batma ve yaşarma gibi şikayetler varsa, gözün saydam tabakasında zamanla hassasiyet oluştuğu anlamına gelir. Eğer müdahale edilmezse görme kaybına kadar giden ciddi bir tablo ortaya çıkabilir. Göz kapağı düşüklüğü çocuklarda göz bebeğini kapatıyorsa ileride göz tembelliğine neden olmaması için mümkün olduğunca erken cerrahi yapılmalıdır. Göz kapağı düşüklüğü erişkinlerde yorgun ve yaşlı görünüme neden oluyorsa estetik görünümü düzeltmek için de yapılmaktadır. Alt göz kapağının uçları içe değil de dışa dönerse, kapağın gözle teması olmayacağından gözyaşı dağılımı düzensiz olacaktır ve gözde sürekli olarak sulanma, kızarıklık ve enfeksiyonlar oluşacaktır. Geçmeyen göz sulanmasını ve enfeksiyonları engellemek için cerrahi gerekmektedir.

Göz estetiği ameliyatlarının riskleri nelerdir?

Göz kapağını açan ve kapayan kas; yağ dokuları, gözyaşı bezi, cilt ve destek dokularından oluşur. Üst göz kapağı torbaları için yapılacak cerrahi öncesinde ölçüm dikkatlice yapılmalıdır. Ölçüm hatalı yapılırsa, cerrahi sonrasında göz kapağının kapanma fonksiyonu bozulabilir. Üst göz kapağı için yapılacak cerrahide dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta ise olası kaş düşüklüğünün belirlenmesidir. Bu durumda mutlaka kaş düşüklüğü tedavi edildikten sonra kapak cerrahisi yapılmalıdır. Alt göz kapağı torbaları için yapılacak işlemde ise, cerrahın tecrübesi daha da önemlidir. İşlem sırasında yapılacak fazla düzeltme, hastanın yukarı baktığında ve ağzını açtığında alt kapağın dışa dönmesine neden olabilir.

Göz estetiği ameliyatlarında hassasiyet gösterilmesi gerekir. Cerrahi girişimlerin tümünde sağlam dokuların zarar görmemesi ve sadece gerekli yere müdahalenin yapılması çok önemlidir. Komplikasyon riskinin az olması ve hızlı bir iyileşme süreci için ameliyatın uzman plastik cerrahlar tarafından gerçekleşmesi önemlidir.

 

Metinde belirtilen işlemlerin uygulanması ve sonuçları her kişinin anatomisine, fizyonomisine ve yaşam kalitesine göre değişiklik gösterebilir. Bahsedilen uygulamadan önce konunun uzmanı bir doktorla görüşülmesini öneririm.”

 

Op. Dr. Evrim Uçkunkaya Sosyal medya hesapları

Facebook: drevrimuckunkaya

Instagram: @druckunkaya

YouTube: druckunkaya

Cildinizi Yenilemenin Tam Zamanı

Yaz mevsiminde uzun süre güneşe maruz kalmış, denizden, havuzun klorlu sularından yıpranmış olan cildinizi klinik uygulamalarla yenileyerek eski parlaklığına geri getirebilirsiniz. Kök Hücre, Nem Aşısı, Mezoterapi uygulamalarının yanı sıra Dermapen uygulaması ile de hızlı ve kalıcı bir şekilde diriliğini yitirmiş cildinizi onarabilirsiniz. Bu haftaki yazımda, Dermapen uygulamasının mucizevi mikroiğnelerinin cildinizi nasıl yenilediğini anlatacağım.

Microneedling veya mikroiğne olarak da adlandırılan bir cilt yenileme uygulaması olan Dermapen, mikro iğneler vasıtasıyla cildin epidermis olarak adlandırılan en üst tabakasına ve bir altındaki dermis tabakasına mikroiğne uygulaması yapılarak gerçekleştirilir. Ucunda çok sayıda milimetrik iğne bulunan bir cihazla, cilt yüzeyinde yüzlerce mikroskopik kanal açan, böylece cildin kendi, doğal iyileşme mekanizmasını başlatan mikroiğneleme yöntemidir. Açılan bu kanalların her biri deride bir yara gibi algılanır. Cilt bu yaraları kapatmak için o bölgede kan dolaşımını artırıp, çeşitli büyüme faktörleri salgılayarak kendini onarmaya çalışır.

Gençlik Mikroiğnelerin Ucunda

Cilt yenilenmesi ve gençleştirilmesi, ince kırışıklıkların azaltılması, gözeneklerin sıkılaştırılması, sivilce izlerinin giderilmesi, cilt lekelerinin tedavisi, çatlakların sıkılaştırılması ve saç dökülmesi tedavilerinde için bir yan etki riski taşımaması sebepleriyle tercih edilen uygulamaların başında gelen Dermapen uygulaması, tüm yaş gruplarına uygulanabilmektedir. İğnesiz, ağrısız ve acısız yüzeysel fraksiyonel lazer teknolojisi olan Dermapen uygulaması, ciltte morarma ve kanama oluşmaz ve geri dönüşümlü yüz germe imkânı sunar. Kısa sürede uygulanan Dermapen’in iyileşme süresi de kısadır. Ciltte yeni kolajen yapılanmasını arttırarak cildin alt tabakasının yenilenmesini ve yenilenmiş genç tabakanın sıkılaşmasını sağlar.

Dermapen ile Yenilenin

Sıklıkla yüz bölgesine uygulanan Dermapen, kişinin sağlık durumunun elverişli olduğu durumlarda kalça bölgesi, el sırtı, kol bölgesi veya karın bölgesine de uygulanabilir. Uygulama öncesi işlem yapılacak bölge, antiseptik solüsyonlar ve nemlendiriciler ile temizlenir. Yüz bölgesine uygulanacaksa, deri makyaj gibi kimyasal maddelerden tamamen temizlenir. Dermapen’in etkisini artırmak için cilt yüzeyine hyaluronik asit solüsyonları, mezoterapi veya PRP uygulamaları yapılabilir.

Dermapen uygulaması yaklaşık 20 ila 40 dakika süreyle cilde titreşimli mikroiğneleme yapılmasıyla sağlanır. Cilt yüzeyi uygulama alanında homojen kalınlıkta dağılım göstermediğinden, cildin ince seyrettiği kimi bölgelerde çok hafif kanamalar gelişse de; yöntem cilt dokusuna herhangi bir hasar vermez. Uygulama sonrasında cilt tekrar solüsyonlarla temizlenir ve işlem bitirilir. İşlem sonrası cildin iyileşmesi birkaç günü bulabilir. Bu süre içinde ciltte kızarıklık, yanma hissi veya hassasiyet hissedilmesi normaldir. Dermapen uygulaması kişinin cilt özelliklerine bağlı olarak yaklaşık 4 haftalık süre içinde en az 4 seans şeklinde uygulanabilir.

Metinde belirtilen işlemlerin uygulanması ve sonuçları her kişinin anatomisine, fizyonomisine ve yaşam kalitesine göre değişiklik gösterebilir. Bahsedilen uygulamadan önce konunun uzmanı bir doktorla görüşülmesini öneririm.”

 

Op. Dr. Evrim Uçkunkaya Sosyal medya hesapları

Facebook: drevrimuckunkaya

Instagram: @druckunkaya

YouTube: druckunkaya

Kaynak: https://www.milliyet.com.tr/pembenar/op-dr-evrim-uckunkaya/cildinizi-yenilemenin-tam-zamani-6611678

spritefooter-hemen-ara spritefooter-whatsapp spritefooter-messengerspritefooter-harita