• Türkçe
  • Türkçe
+90 (533) 416 44 79
+90 (533) 456 44 79
+90 (212) 234 44 02-03

Tatile gitmeden son estetik dokunuşlar

Başarılı bir estetik operasyon için uygulanan işlemler kadar, iyileşme süreci de son derece önemlidir. Uzun süren iyileşme dönemi nedeniyle bazı cerrahi operasyonların yaz aylarında yaptırılması ciddi riskler taşır. Güneş ve deniz gibi etkenler bu sürecin sağlıklı bir şekilde geçirilmesini olumsuz etkileyebilir. Yaz aylarında iyileşme dönemi uzun süren operasyonlar yerine, hızlı ve kesin sonuç alınabilen operasyonlarla tatilin tadını çıkarabilirsiniz. Bu haftaki köşe yazımda yaz mevsiminde hangi uygulamaların yapılabileceğini, hangi uygulamalardan ise uzak durulması gerektiğini anlatacağım.

Cerrahi estetik operasyonlarda uzun süren iyileşme dönemlerinin havuz kenarında ya da gölgede kalarak geçirilebileceği varsayımı doğru değildir. Cerrahi operasyonlarda güneş, sıcak ve nem; iyileşme sürecini uzatarak, ödemin, kanamaların artmasına, yara izlerinin kararmasına neden olabilir. Sıcak havada ameliyatlardan sonra giymeniz gereken korselerin vereceği rahatsızlık da cabası! Cerrahi operasyonların ardından iyileşme sürecini sağlıklı ve rahat geçirmek adına, operasyonlar için en geç Mayıs ayını hedeflemenizi öneririm. Bu yaz aylarında hızlı ve kesin sonuç alınabilen uygulamaları tercih edebilir, bu dönemi yazın yapılmasını önermediğim uygulamalara hazırlık dönemi olarak değerlendirebilirsiniz.

Lazer ve kimyasal peeling yaptıranlar en az 6 hafta güneş görmemeli

Vücut şekillendirme, karın ve cilt germe, leke, lazer ile cilt yenileme ve sıkılaştırma tedavileri için yaz ayları doğru bir zaman değildir. Lazer tedavilerinde güneş etkisi lekelenmeyi artıracağından, yaz dönemlerinde yaptırılmaması gerekir. Lazer ve kimyasal peelingler ile tedavi ettiğimiz cildin, en az 6 hafta güneş ışığı görmemesi önemlidir. Hasar görmüş cildin güneş ışınlarına hassasiyeti artacağından, lekelenme riski de atar!

Yaz mevsiminde iyileşme dönemi uzun süren operasyonlar yerine, hızlı ve kesin sonuç alınabilen operasyonlarla tatilin tadını çıkarmak, artık yeni teknolojiler ile mümkün. Mezoterapi, soğuk lipoliz, derin lazer ağı, botoks ve dolguların mevsimi yok. İyileşme süreci tatil yapmanıza engel değil. Yorgun gözaltlarınız, ince dudaklarınız, gülünce artan kırışıklıklarınızın çözümü için yazın bitmesini beklemeniz gerekmiyor.

El Değmeden Vücut Şekillendirme

Dışarıdan bir müdahale olmayan, yüzde yüz el değmeden ve ameliyatsız, ağrısız, yarasız ve son derecede rahatlatıcı tedavi olan Biostymolgy teknolojisi olan BodyScluptor, bu dönemde en çok tercih edilen uygulama. Yaz aylarının yaklaşması uygulamaya olan talebi artırıyor. Vücudun doğal mekanizmalarını çalıştırarak yağ hücrelerinin yakım sürecini hızlandırarak harekete geçiriyor. 12 seans devam eden tedavi protokolünde her seans 30-45 dakika sürüyor.

Soğuk lipoliz ile tatile ara vermeden devam!

Bölgesel yağlarınızdan şikâyetçiyseniz; liposuction ile vücut şekillendirme ya da karın germe gibi iyileşme süreci uzun olan bir cerrahi ameliyatlar yerine, 3-4 seans süren soğuk lipoliz uygulamasıyla, tatil yaparken formda kalabilir ve seansların ardından soluğu deniz kenarında alabilirsiniz.

Kök hücre ile plajda güneşlenirken gençleşin!

Cilt kırışıklıklarından meme büyütmede silikonun yerine kullanılmasına, yara tedavisinden saç güçlendirmeye kadar geniş bir uygulama alanı olması ve kişinin kendi hücreleri ile uygulandığı için bir yan etki riski taşımaması tercih sebeplerinden. Kök hücre uygulaması tek seansta, yaklaşık 1-1.5 saat süren bir işlem. Vücudunuzdan alınan çok az miktardaki yağın özel olarak laboratuvar ortamında kök hücreden zengin sıvı haline getirilip cildinize uygulanması ile kendi hücrelerinizle gençleşebilirsiniz. Üstelik plajda ya da havuz kenarında güneşlenirken, en az 5 yıl önceki parıltılı ve duru cildinize kavuşarak!

Endolift Lazer Ağı ile Hızlı ve Acısız Güzellik

Yüz, çene, boyun bölgelerindeki sarkmalar ve gözlerin altındaki torbalar için uygulanabilen ameliyatsız, acısız, morluk ve ödem yaratmadan kalıcı çözüm sunuyor. Endolift Lazer Ağı ile istenilen bölgede ısı ayarlarını değiştirip, kontrollü yağ yakarak şekillendirme yapabiliyoruz. Örneğin, gıdı ve boyun bölgesi, sütyen kenarından önden ve arkadan yanlara doğru taşan bölgeler, diz içleri, selülitli bölgelerde başarılı sonuçlar alabiliyoruz. Endolift Lazer Ağı’nın sunduğu tüm bu faydaların yanı sıra bu dönemde en büyük artısı tek seans olarak uygulanması.

Gece kreminize C vitamini takviye edin

Cildin sıkılaştırılması ve lekelerin açılması için yüksek dozda C vitamini takviyesi alınmasını önemlidir. C vitamini takviyesi, lekelerin açılmasında antioksidan görevi yapar ve cilde sıkılığını veren kolajen sentezinde önemli rol oynar. Kivi, portakal ve limon tüketiminin yanı sıra gece kremlerinin içine C vitamini takviye edilmesi de cildin sıkılaşması yönünde tedavi edici bir etki gösterir. Cildinizin sıkılaşması, ince çizgilerin açılması, cildinizin güneş ve denizden ötürü kurumasını önlemek için akşamları Dermaroller ile Hyaluronic Acid’i birleştirerek cildinize uygulamanızı öneririm. Düzenli kullanımda cildinizde sıkılaşma etkisi göreceksiniz.

 

“Metinde belirtilen işlemlerin uygulanması ve sonuçları her kişinin anatomisine, fizyonomisine ve yaşam kalitesine göre değişiklik gösterebilir. Bahsedilen uygulamadan önce konunun uzmanı bir doktorla görüşülmesini öneririm.”

 

Op. Dr. Evrim Uçkunkaya Sosyal medya hesapları

Facebook: drevrimuckunkaya

Instagram: @druckunkaya

YouTube: druckunkaya

Kaynak: https://www.milliyet.com.tr/pembenar/op-dr-evrim-uckunkaya/tatile-gitmeden-son-estetik-dokunuslar-6540838

 

Yaşınızı el’e vermeyin!

Genç bir görünüme sahip olmak için cildimize ve vücudumuza gerekli özeni gösteriyoruz. Peki ya ellerimize? Zamanla gençliğini yitiren ellerimiz, bakım yapılmadığında yıllara meydan okuma savaşında sınıfta kalabiliyorlar. Bu haftaki yazımda ellerimizin sağlığı için günlük hayatta yapılması gerekenleri ve ellerimizdeki dokuları onararak gençleştiren Kök Hücre uygulamasını inceleyeceğiz.
Ellerdeki Yaşlılığın Belirtileri Nelerdir?

Yaş almayla birlikte cilt altındaki yağ dokusunun kaybına bağlı olarak cilt gevşer, damarlar ve kemikler belirginleşir. Ciltte incelme ve yıpranmayla beraber cilt kurumaya ve kırışmaya başlar. Yaş almaya bağlı olarak vücudumuzda azalan kolajen miktarı, kullandığımız kimyasal el dezenfektanları, kolonya ve ıslak mendil gibi ürünlerin kullanımı ile genetik faktörler de birleşince ellerimizdeki yaşlanma süreci hızlanır.

Genç bir eli belirleyen önemli özellikler; cildinin parlak ve sıkı görüntüsü, dokusunun dolgunluğu, damarların görünmemesi, cildin kalınlığı ve kırışıklıkların azlığıdır. Yaşlı bir eli belirleyen unsurlar ise çizgiler, damarlar, belirgin eklem yerleri, ince deri, deformasyon ve lekelenmelerdir. Zamanla parşömen kâğıdı gibi kolayca hasarlanabilecek bir hale gelen ellerde, ilerleyen yaşlarda kahverengi yaşlılık lekeleri oluşmaya başlar.

Kendinizden Gelen Güzellik: Kök Hücre Uygulaması

Cilt kırışıklıklarından meme büyütmede silikonun yerine kullanılmasına, yara tedavisinden saç güçlendirmeye kadar geniş bir uygulama alanı olması ve kişinin kendi hücreleri ile uygulandığı için bir yan etki riski taşımaması sebepleriyle en çok tercih edilen uygulamalar arasında olan Kök Hücre Uygulaması, yaşa bağlı olarak kaybolan deri altı yağ dokusunun tekrar yerine konularak ellerimizi de daha diri ve dolgun bir görünüme kavuşturuyor. Dikkat çeken Kök Hücre Uygulaması ile dokuların kendini onarmasını ve yenilemesini sağlıyoruz. Kök hücreler yağ ile birleştirilerek cilt altına verildiğinde ömür boyu kalıcı bir sonuç elde edebiliyoruz.
Kök hücreden zengin yağ enjeksiyonu işlemi ile tek seansta istenilen kalıcı etki sağlanabiliyor, diğer dolgu maddelerinin aksine, enjekte edildiği alanlarda güçlü bir canlandırıcı, yenileyici ve tamir edici etki yaratarak dokuları gençleştiriyor. Tek seansta, yaklaşık 1-1.5 saat süren bir işlem olan Kök Hücre uygulaması, enjekte edilen bölgede olgun, canlı yağ ve cilt hücrelerine dönüşen kök hücreler dayanıklıklarıyla da avantaj sağlıyor. Silikon gibi sentetik ve kimyasal ürünlerle karşılaştırıldığında hastanın kendi yağ dokusuyla yapılan yüzde 100 doğal bir işlem olduğundan, uyum ideal seviyede sağlanıyor.
İncelen ve kuruyan deriyi içten nemlendirmek ve güçlendirmek için PRP uygulaması da çok etkili sonuç veriyor. PRP uygulamasının ikişer hafta arayla en az dört kez yapılması ve yılda bir kez tekrarlanması gerekiyor. Derideki lekeleri ve kırışıklıkları ortadan kaldırmak için kimyasal soyma ve lazer operasyonları da başarılı sonuç veriyor.

 

Daha Genç Eller İçin Nemlendirici Şart

Cildimiz ve vücudumuz için nasıl ayrı nemlendiriciler kullanıyorsak, ellerimiz için de cildimize uygun nemlendirici kullanımı şart! Çantanızda mutlaka nemlendirici bulundurun. Gün içinde kullanmaya özel gösterin. El hijyeni için kolonya, ıslak mendil gibi kimyasal içeren temizlik ürünlerini kullanmayın. Unutmayın ki; cilt bütünlüğü tam olan eller, enfeksiyonlara karşı zaten doğal dirence sahiptir. Mümkünse cildinizi gül suyu ile temizleyin. Gül suyu antioksidan ve antibakteriyel özelliğe sahiptir. Gül suyu, en doğal nemlendiricilerden biridir. Yüzünüzü ve elleriniz her sabah gül suyu ile nemlendirirseniz yorulan cildiniz temizlenir, ferahlar ve nemlenmesine katkı sağlar.

“Metinde belirtilen işlemlerin uygulanması ve sonuçları her kişinin anatomisine, fizyonomisine ve yaşam kalitesine göre değişiklik gösterebilir. Bahsedilen uygulamadan önce konunun uzmanı bir doktorla görüşülmesini öneririm.”

Op. Dr. Evrim Uçkunkaya Sosyal medya hesapları

Facebook: drevrimuckunkaya

Instagram: @druckunkaya

YouTube: druckunkaya

Kaynak: https://www.milliyet.com.tr/pembenar/op-dr-evrim-uckunkaya/yasinizi-ele-vermeyin-6536571

 

Dolgu mu, botoks mu?

Yaş aldıkça cildimizde kırışıklıklar ve deformasyonlar oluşur. Yaşlandıkça yavaşlayan hücrelerimizle birlikte azalan kolajen ve elastin üretimi sonucunda ciltte oluşan kırışıklık ve sarkmalar için akla ilk gelen uygulamalar dolgu ve botokstur. Bu haftaki yazımda kırışıklıkları azaltan, sağlıklı, esnek ve pürüzsüz bir cilt sağlayan Dolgu ve Botoks’tan bahsedecek, Dolgu ve Botoks arasındaki farkları inceleyeceğiz.Yaş aldıkça cildimizde kırışıklıklar ve deformasyonlar oluşur. Yaşlandıkça yavaşlayan hücrelerimizle birlikte azalan kolajen ve elastin üretimi sonucunda ciltte oluşan kırışıklık ve sarkmalar için akla ilk gelen uygulamalar dolgu ve botokstur. Bu haftaki yazımda kırışıklıkları azaltan, sağlıklı, esnek ve pürüzsüz bir cilt sağlayan Dolgu ve Botoks’tan bahsedecek, Dolgu ve Botoks arasındaki farkları inceleyeceğiz.

Dolgu İle Genç Görünüm 
İnsan vücudunda yıpranma süreçleri sistemiktir. Bu durum, insan vücudunun her bir hücre ve dokusunu etkiler. Cildimiz de bir istisna değildir. Yıpranmayla birlikte cilt incelip, elastikiyetini, sıkılığını ve nemini kaybeder. Bu da ciltte kırışıklıklara ve izleyen dönemlerde kırışıklıkların derinleşmesine yol açar.Vücudumuzun genç ve güzel görünmesini sağlayan yapı taşı, kolajendir. Kolajen ve vücudumuzda doğal olarak bulunan hyalüronik asit, suyu tutarak cildimizi nemlendirir, gerginliğini ve tazeliğini korumasını sağlar. Yaş ilerledikçe cildimizdeki hyalüronik asit miktarı gitgide azalır. Bunun sonucunda yüzde mimik kaslarının kasılması ile oluşan dinamik çizgilenmeler ve istirahat halinde de mevcut olan ince kırışıklıklar oluşur. Dolgu tedavisi ile cildimizdeki kırışık ve çizgilenmeleri azaltmak ve su tutulumunu arttırarak cilde, dudaklara daha dolgun ve genç görünüm vermek mümkündür. Hyalüronik asit, insan vücudunda hücrelerin arasında yer alan bağ dokusunu oluşturan proteinlerden birisidir. Dolgu tedavisinde kullanılan hyalüronik asitin tıbben hiçbir zararı yoktur.

Güzelliğin Anahtarı Botoks
Botulinum toksin kısaca Botoks, kas içine enjekte edildiğinde, o kas veya kas gruplarının sinirlerini geçici olarak devre dışı bırakıp istemsiz hareketleri ve aşırı kasılmayı ortadan kaldırır. Etkisi 3-7 günde görülür. Söz konusu geçici etki, 3-4 ay kadar sürer ve bu süre sonunda kasılmalar tekrar başlayabilir. Bu nedenle enjeksiyonları tekrarlamak gereklidir.Küçük iğneler ile az miktarda istenilen bölgeye enjekte edilir. Bu iğneler sayesinde sinirler ile sinirlerin ulaştığı organlar arasındaki iletimi durdurarak etkisini gösterir. Botoks bu kaslara giden sinir dürtülerini belli bir süre için bloke ederek kası rahatlatır ve cildin kendiliğinden gerginleşmesini, kırışıkların yok olmasını sağlar. Botoks’un estetik dışı uygulamalarına da talep gün geçtikçe artıyor. Migren ve baş ağrıları, kasların istemsiz kasılması, tikler, aşırı terleme, ilaç tedavisine yanıt vermeyen sıkışma tipi idrar kaçırma ve makat çatlağı sorunlarında da Botoks etkili çözümler sunuyor.

 Botoks ile Dolgu Arasındaki Farklar 

• Botoks, Clostridium botulinum isimli bir bakteriden elde edilen ilaçtır. Dolgu ise hiyalüronik asitten oluşan bir jeldir.
• Bir kası kastığımızda oluşan kırışıklıklar için botoks yapılır. Herhangi bir kası kasmaksızın oluşan kırışıklıklar için dolgu yapılır.
• Botoks kasları gevşetir, kırışıklıkları engeller. Dolgu, hacim arttırır ve boşlukları doldurur.
• Botoksun etkisi 3 günde başlar, 10 günde oturur. Dolgu ise etkisinin %80’i hemen, %100’ü 10 gün içinde tamamlanır.
• Botoksun etkisi ortalama olarak 4 ila 6 ay sürer. Dolgunun etkisi ise türüne göre ortalama olarak 6-24 ay sürer.
• Botoksun yaygın kullanıldığı bölgeler: kaş çatma çizgileri, alın çizgileri ve göz kenarı kırışıklıklarıdır. Dolgunun ise dudak burun arası kırışıklıkları, dudak köşesi kırışıklıkları, dudak üstü çizgiler, dudak dolgunlaştırma, yanak doldurma, gözaltı çukurluk ve morluklarıdır.

“Metinde belirtilen işlemlerin uygulanması ve sonuçları her kişinin anatomisine, fizyonomisine ve yaşam kalitesine göre değişiklik gösterebilir. Bahsedilen uygulamadan önce konunun uzmanı bir doktorla görüşülmesini öneririm.”

 

Kaynak: https://www.milliyet.com.tr/pembenar/op-dr-evrim-uckunkaya/dolgu-mu-botox-mu-6531651

Aşırı terlemenin en doğru çözümü: Botoks uygulaması

Aşırı terleme kişilerde önemli sorunlara neden olabiliyor. Aslında bir sağlık sorunu olan aşırı terleme zamanla psikolojik sıkıntılara da yol açabiliyor ve hasta kendini toplumdan soyutlamaya başlıyor. Bu haftaki yazımda aşırı terleme yani Hiperhidroz hastalığının tedavi yöntemleri olan Botoks ve Küretaj uygulamalarını anlatacağım.

Sürekli çözümsüz koltuk altı terlemeleri yaşıyorsanız, elleriniz terlediği için insanlarla tokalaşmaktan çekiniyorsanız, koku sorunu yaşıyorsanız, gün içinde sıcak ve soğuk her ortamda terliyorsanız Hiperhidroz hastalığına sahip olabilirsiniz. Hiperhidroz; koltuk altı, baş bölgesi, ayaklar ve ellerde görülen bir sağlık sorunudur ve tedavi edilebilir.

Herkesin yaygın olarak karşılaştığı bir problem olan aşırı terleme hem sosyal hayatta hem de iş hayatında pek çok soruna yol açabiliyor. Kişi sosyal hayattan uzaklaşıyor, iletişimden kaçınıyor. Yoğun koltuk altı terlemeleri, kıyafette renk değişimi, ter kokusu, tokalaşmak istemeyecek kadar el içi terlemeleri, ayak terlemeleri ile ortaya çıkan ayakta koku problemi ve yoğun baş bölgesi terlemeleri en sık dile getirilen şikâyetler arasında yer alıyor.

Hiperhidroz, bölgedeki ter bezlerinin diğer ter bezlerine oranla daha fazla ter üretmesi nedeniyle yaşanan dermatolojik bir hastalıktır. Hayatı kâbusa çevirebilen bu hastalığı günümüzde Botoks ve Küretaj uygulamaları ile çok kolay yöntemlerle tedavi edilebiliyoruz.

Aşırı Terlemenin En Doğru Çözümü: Botoks Uygulaması

Menapoz döneminde ve mevsim geçişlerinde vücudun hormonal ve ısı dengesini ayarlamak için adaptasyon döneminde artan terlemeyi kısa bir işlemle, ağrısız ve acısız olarak Botoks ile çözmek mümkün. Benim de en etkili çözüm olarak önerdiğim ve uyguladığım Botoks işlemi baş bölgesine 10 dakika, koltuk altlarına 15 dakika, eller ve ayaklara ise 15’er dakika uygulanır. Uygulanan bölgede herhangi bir kızarma, morarma, ağrı da olmadığı için kişi sosyal hayatına hemen kaldığı yerden devam edebilir. Uygulanan Botoks’un faydası, bir hafta ile 10 gün süre içerisinde kendini gösterir. Botoks kısa süreli bir uygulamadır. Maksimum 10 gün sonra sonuç alınır. 8 ay ile 1 sene arasında kalıcılık gösteren tedaviyi sonrasında tekrarlamak gerekir. Uygulama, her mevsimde her zaman yaptırılabilir. 18 yaşını doldurmuş kadın, erkek herkes için uygun bir yöntemdir.

 

Aşırı terlemenin en doğru çözümü olan Botoks tedavisinde uygulanan enjeksiyonların herhangi bir yan etkisi yoktur. Ancak elde ve ayakta sinirler çok yüzeydedir, yanlış yapılan uygulamalarda sinir hasarları olabilir. Bu ortadan kaldırılabilir bir sorundur ama yine de istenen bir durum olmadığı için doğru doktor seçimi ve bilinen güvenilen kliniklerde bu uygulamaların yapılması önemlidir. Koltuk altı, baş bölgesi, el ve ayak bölgesine yapılan Botoks uygulaması o bölgelerdeki terlemenin yok edilmesi, herhangi bir sağlık sorununa neden olmamaktadır.

Ayrıca, bir bölgedeki terlemenin Botoks ile yok edilmesi, başka bir bölgede terleme artışına sebep olmaz. Yani koltuk altınıza Botoks yapılınca el ya da ayaklarınızda terlemede artış olmaz.

Ter Bezlerinin Alınması Yöntemi: Küretaj

Aşırı terleme problemi için bir diğer çözüm ise cerrahi bir işlem olan Küretaj uygulamasıdır. Bu yöntemle koltuk altlarında yer alan ter bezlerini temizlemek mümkündür. Genel anestezi ile koltuk altına yaptığımız küçük bir kesi ile ter bezlerini alıyoruz. Bu işlemde koltuk altındaki yoğun lenfatik sistem çok çabuk etkilenebildiği için hasta aşırı ödem gibi sorunlarla karşılaşabiliyor. Oluşan şişlik ve morluklar nedeniyle kişi sosyal hayata hemen karışamıyor. Hasta, üç günlük dinlenme sürecinin sonunda sosyal hayatına geri dönebiliyor.

Küretaj yöntemi ameliyathane ortamında olduğu için pandemi döneminde ne biz hekimlerin ne de hastalarımızın tercih ettiği bir operasyon oluyor. Özellikle pandemi döneminde hastalarımızın çok daha kolay ve hızlı bir şekilde muayenehanede yaptırabilecekleri uygulama olan Botoks’u öneriyorum.

“Metinde belirtilen işlemlerin uygulanması ve sonuçları her kişinin anatomisine, fizyonomisine ve yaşam kalitesine göre değişiklik gösterebilir. Bahsedilen uygulamadan önce konunun uzmanı bir doktorla görüşülmesini öneririm.”

Op. Dr. Evrim Uçkunkaya Sosyal medya hesapları

Facebook: drevrimuckunkaya

Instagram: @druckunkaya

YouTube: druckunkaya

 

Kaynak: https://www.milliyet.com.tr/pembenar/op-dr-evrim-uckunkaya/asiri-terlemenin-en-dogru-cozumu-botoks-uygulamasi-6525908

 

Kolajen ile Cildiniz Işıldasın

Kişisel ve genetik farklılıklar, beslenme, spor ve yaşam tarzı gibi etkenler yaşlanma sürecini etkiler. Yaş aldıkça cildimizde kırışıklıklar ve deformasyonlar oluşur. Yaşlandıkça yavaşlayan hücrelerimizle birlikte azalan kolajen ve elastin üretimi sonucunda ciltte kırışıklık ve sarkma oluşur. Diri bir cilt için onu bir ağ gibi sarıp sarmalayan, sıkılık ve esneklik veren kolajen ve elastine ihtiyacı vardır. Bu ayki yazımda, sağlıklı, esnek ve pürüzsüz bir cilde sahip olmamızda faydası büyük olan kolajeni anlatacağım.

Kolajen insan vücudunda bulunan en yaygın proteindir ve toplamda ise vücudun yüzde 25-30’unu oluşturur. Kıkırdağın yüzde 50’si, korneanın yüzde 68’i, derinin yüzde 72’si kolajen içerir. Bununla beraber kaslar, kemikler, kan damarları, sindirim sistemi ve tendonlarda da kolajen bulunur. Kolajen, doku ve organları şekillendirerek yapısal güç sağlarken cildimize de sağlamlık ve esneklik kazandıran temel yapıtaşıdır. Bu sebeple de yaşlanma sürecinde cildimizde kırışıklıklar, sarkmalar ve eklem ağrıları meydana gelir. 25 yaş itibariyle vücudun kolajen üretimi her yıl yüzde 1.5 oranında azaltmaktadır. Vücutta bulunan kolajen miktarının azalması ile birlikte ciltte kırışıklıklar meydana gelir ve cilt zamanla canlılığını kaybeder. Kolajen kaybına uğramış cilt, nemini muhafaza edemez ve kurur. Kırışıklıklar derinleşmeye başlar. Cilt yaşlı bir görünüme bürünür. Sağlıklı, genç ve esnek cilt temel olarak kolajen ile korunur. Kolajen uygulaması ile cildin yeniden yapılandırılması ile elastikiyet ve parlaklığın yeniden sağlanması, kırışıklıkların açılması hedeflenir. Kolajen cilt altı dokuya enjekte edildiğinde fibroblastlar uyarılır ve yeni kolajen üretimi tetiklenir. Bu sayede de hyaluronik asit üretiminin artışıyla birlikte cildimiz daha esnek, sağlam ve pürüzsüz olur.

Kolajen Mucizesi: Cilt Çatlakları, Yara İzleri ve Diş Eti Tedavisinde de etkili

Yaşa bağlı olarak meydana gelen nem kaybı, sarkma ve kırışıklık gibi durumları mümkün olduğunca ileri bir tarihe ertelemek isteyen herkese kolajen aşısı uygulanabilmektedir.  25 ve 30’lu yaşlarda önlemek amacıyla yani koruyucu amaçlı, 40 yaş üzerinde ise mevcut problemlerin ilerlemesini önlemek durdurmak amacıyla yapılabilmektedir. Kolajen aşısında yaş sınırımız 25 ila 65 yaş arasıdır. Yüz, boyun, dekolte, eller ve diz bölgelerine uygulanarak cilt ve cilt altını onarır,

yeniler her şeyden önemlisi cildin doğal güzelliğini geri kazandırır. Aynı zamanda cilt çatlaklarını azaltmak, yara izleri, akne skarları tedavisi ile diş eti tedavisinde de güvenle kullanılabilir.

Bu işlem cildin durumuna göre 3-4 hafta ara ile 4 seans uygulanır. Seans sayısı ve aralığı cildin durumuna, hastanın yaşına ve uygulama amacına göre değişiklik gösterebilir. Uygulama alanına lokal anestezik krem sürülür ve sonrasında ince ve kısa bir mezoterapi iğnesi ile 1-3 cm aralıklar ile cilt altına uygulanır.

Uygulama sonrasında ilk 24 saat için uyarılar;

Kolajen uygulamasını ardındna 24 saat içerisinde, yıkanılmamalıdır, spor yapılmamalıdır, solaryum, hamam ve sauna gibi aşırı sıcak ortamlardan uzak durulmalıdır. Ayrıca alkol ve sigara kullanılmamalıdır, direkt olarak güneşe çıkılmamalı, bol su içilmeli ve işlem bölgesine buz uygulanmalıdır. İlk seanstan sonra uygulamanın etkisi 7-14 gün içinde hissedilir ve tedavi süresi boyunca da gelişmeye devam eder. Bu süreçten sonra cildin parlaklığı, sıkılığı ve diriliğinde görünür farklılıklar oluşur.

Emzirme döneminde, hamilelikte, bağışıklık sistem hastalıklarında, şeker hastalığı, keloid oluşma eğiliminde, bölgede enfeksiyon varsa, kanser tedavisi sırasında, kanama bozukluğu teşhisi varsa, aynı seansta lazer tedavileri ile birlikte ve derin kimyasal peeling sonrasında uygulanmaz.

“Metinde belirtilen işlemlerin uygulanması ve sonuçları her kişinin anatomisine, fizyonomisine ve yaşam kalitesine göre değişiklik gösterebilir. Bahsedilen uygulamadan önce konunun uzmanı bir doktorla görüşülmesini öneririm.”

Op. Dr. Evrim Uçkunkaya Sosyal medya hesapları

Facebook: drevrimuckunkaya

Instagram: @druckunkaya

YouTube: druckunkaya

 

Selülite Geçit Vermeyin

Hareketsiz yaşam nedeniyle vücutta kan dolaşımının azalmasıyla birlikte, bölgesel yağlanmalar olarak görülmeye başlanan selülit, cilt yüzeyinde portakal kabuğu gibi çukurlu ve tümsekli bir görünüme neden olur. Selülit genellikle kalça, uyluk ve karın bölgelerinde ortaya çıkan lokalize bir estetik cilt problemidir. Hem medikal hem de doğal yollarla tedavi edilebilir. Gelişen estetik teknolojisi ile selülitten kolayca kurtulurken; beslenme, masaj ve peelinglerle de selülitin tekrar oluşması engellenebilir. Bu haftaki yazımda hareketsiz yaşamın getirisi olan selülit ile nasıl mücadele edeceğimizi paylaşacağım.

Selülit tedavisinde yenilikçi teknoloji uygulamalarıyla kısa sürede başarılı sonuçlar elde edilebiliyor. Cerrahi operasyon gerektirmeyen; ağrısız, acısız ve kesisiz olan bu uygulamalar pandemi döneminde özellikle tercih ediliyor. Gelin son teknoloji uygulamaları birlikte inceleyelim.

Tek seansta mucize: Endolift Lazer Ağı

Endolift Lazer Ağı teknolojisi, selülitli bölgeyi kontrollü bir şekilde direkt olarak uyararak selülit bağlarının kırılmasını sağlıyor. Saç teli inceliğindeki bu teknoloji ile direkt cildin altına ısı vererek yarım saatte, acı, ağrı, morarma, kesi ve dikiş olmadan tek seferde istenilen sonuç elde edebiliyor. Uygulama ile istediğimiz uzunlukta, derinlikte ve şiddette ısıyı cildin alt tabakasına ulaştırabiliyoruz. Bu uygulama ile her ne kadar ısıyı cildin altına verip kolajeni uyarsak da ısı sadece uygulanan bölgede kalmayıp dağıldığı için cildin üstünde de harika etkiler yaratabiliyor. Uygulama sonucu bir yan tesir olmaması nedeniyle hasta sosyal hayatına kaldığı yerden devam edebiliyor.

Mezoterapi ile yenilenin

Selülit tedavisinde sıkça başvurulan yöntemlerden biri olan Mezoterapi ile sorunlu bölgede biriken yağların parçalanması sağlanarak selülit ve çatlak görünümü en aza indirilebiliyor. Böylece daha düzenli ve simetrik bir görünüm elde edebiliyor. Mezoterapi’de cildin kalitesi ve ihtiyaçlarına göre cildin altına mikro iğnelerle hyaluronik asit, kolajen, vitamin gibi maddeler küçük miktarlarda veriliyor. Uygulama yaklaşık 15-30 dakika sürüyor ve iğneler son derece ince olduklarından ağrı ve acı hissi olmuyor. Mezoterapi sonuçları ikinci seanstan sonra ortaya çıkmaya başlıyor ve 6 ayda bir tekrarı yapılabiliyor.

Teknolojiyle gelen güzellik: BodyScluptor

Vücudun doğal mekanizmalarını çalıştırıp yağ hücrelerinin yakım sürecini hızlandırarak harekete geçiren BodyScluptor ağrısız ve son derece rahatlatıcı bir tedavi sunarak, vücut hatlarını düzeltiyor ve iyileştiriyor. Selülitleri azaltarak cildi sıkılaştırıyor ve karın, bel, bacak, kol, gıdı ve çene hattı bölgelerindeki sarkmalarından kurtulmanızı sağlıyor. 12 seans devam eden tedavi protokolünde her seans 30-45 dakika sürüyor. Bu uygulama kişiye göre değişiklik gösterse de yapılan araştırmalara göre seanslar sonunda 1-2 beden incelme sağlanabiliyor.

Kahve ve şekerle sorunlu bölgeye peeling yapın

Selülit dokusunu yok etmenin yolu, zamanla biriken yağ dokusunu yok etmekten geçiyor.  Sorunlu bölgede kan akışını sağlarsanız yağ dokusu parçalanmaya başlar ve selülit görüntüsünden o kadar hızlı kurtulursunuz. Kan akışını hızlandırmak için düzenli olarak spor ve egzersiz yapmak gerekir. Aynı zamanda bölgeye uygulayacağınız masaj ve peelinglerle de kan dolaşımını hızlandırabilirsiniz. Yarım su bardağı ince çekilmiş kahveyi çeyrek bardak esmer şeker ile karıştırarak sorunlu bölgenize dairesel hareketlerle uygulayın. Peelingli bölgenin üzerine dilerseniz zeytinyağı da uygulayabilirsiniz. Masajdan sonra bölgeyi suyla temizleyin.

Selülit Düşmanı 5 Besin

Selülit tedavisinde beslenmenin önemi de büyüktür. Doğru beslenme tercihleri çözümün oluşmasında büyük rol oynar. İşte sizin için selülit düşmanı beş besin:

Muz: Çinko oranının yüksek olması ile cilt hücrelerinin yenilenmesine yardımcı olur. Kan akışını da hızlandıran bu mucizevi meyve selülitin onarılmasında etkilidir.

Yumurta: İçerdiği lesitin maddesi ile hücrelere giren ve çıkan besinlerin düzenlenmesine yardımcı olur.

Ananas: Bromelain enzimi ile proteinlerin sindirimine yardımcı olan ananas, aynı zamanda fibrin birikiminin parçalanmasına da yardımcı olur. Bu durum vücutta bulan selülitlerin tedavisinde oldukça etkilidir.

Domates: sofraların vazgeçilmezi olan domates, içerdiği A ve E vitamini yönünden zengin bir besindir. Kan dolaşımını hızlandırır ve çok iyi bir antioksidandır. Cildi yenileyici özelliği ile pürüzsüz bir cilt için faydalıdır.

Brokoli: İçeriği bakımından oldukça düşük kalorili ve sağlıklı bir sebzedir. İçerisinde bulunan alfa-lipoik madde ile selülitin azalmasına yardımcı olur.

“Metinde belirtilen işlemlerin uygulanması ve sonuçları her kişinin anatomisine, fizyonomisine ve yaşam kalitesine göre değişiklik gösterebilir. Bahsedilen uygulamadan önce konunun uzmanı bir doktorla görüşülmesini öneririm.”

 

Op. Dr. Evrim Uçkunkaya Sosyal medya hesapları

Facebook: drevrimuckunkaya

Instagram: @druckunkaya

YouTube: druckunkaya

Kaynak: https://www.milliyet.com.tr/pembenar/op-dr-evrim-uckunkaya/selulite-gecit-vermeyin-6519376

 

spritefooter-hemen-ara spritefooter-whatsapp spritefooter-messengerspritefooter-harita