• Türkçe
  • Türkçe
+90 (533) 416 44 79
+90 (533) 456 44 79
+90 (212) 234 44 02-03

Yağ enjeksiyonunla desteklen

Zamanla vücudunuzun kendini yenileme özellikleri azalmaya başlar. Yağ enjeksiyonu sayesinde kalıcı dönüşümler için başarılı sonuçlar alabileceğiniz etkiler vardır. Bu haftaki yazımda yağ enjeksiyonunun, dolgu etkisi ve jeneratif etkisini anlatacağım.

Yağlarınızı saflaştırarak gençleşin

Günümüzde hızla geçen yıllara karşı kolay kazanımlar sağlayabileceğiniz doğru yöntemleri bulmak zorlaşıyor. Kendinizden gelen güzellikleri uzman kişilerce birlikte dönüştürerek daha taze etkilere sahip olabilirsiniz. Kişiler yağ enjeksiyonu sayesinde tam bu noktada fark yaratan tedaviye ulaşmaktadır. Elmacık kemikler, dudaklar, çene ucu ve çene konturu bu etki ile yenilenen bölgeler gibi kaş kenarları belirginleştirilip, göz çevresi doldurularak daha farklı yüz hatlarına erişecek, belirgin yüz hatlarıyla yenileneceksiniz. Taze bir tedavi yöntemine ihtiyaç duyan hastanın, kendi vücudundan alınan yağların gerekli işlemler sonrasında saflaştırılarak, aynı hastanın özel kanüller aracılığıyla verilmesi işlemi yağ enjeksiyonu tedavi yöntemidir. Saflaştırılan yağ hücreleri özel teknikler ile uygun şekilde vücuttaki her bölgeye enjekte edilerek yaşatılmasını sağlayan bu yöntem bilinenin aksine sadece dolgu amaçlı kullanılmamaktadır. Dönüşüm için alınan yağ hücreleri ile kök hücre oranları da artırılmaktadır. Yağ dokusunun erişkin tip kök hücreler açısından vücuttaki en zengin kaynak olması ve bu kök hücreler verildikleri yerde eksik olan hücre tipine dönüşüp onarım faaliyetlerinde de bulunmaktadır. Yağ enjeksiyonunun vücudunuza iki etkisi vardır. Birincisi dolgu etkisi, ikincisi rejeneratif, yani yenileyici etkisidir.

Hücrelerinizi yaşatın

Yağ hücreleri ve kök hücrelerin dönüşümü ile yeni oluşan hücreler, dolgu etkisinin verildiği bölgelerde yaşamaya devam eder. Bu etki sayesinde uygulanan bölge örneğin yüz ise çizgiler ve kontur değişir. İncelmiş olan cilt dolgunlaşır, kurumuş cilt nemlenir, ince kırışıklıklar ve lekeler de azalır. Yenileyici yani jenaratif etkide ise yenileyici etkiyi verilen kök hücreler sağlar. Bunlar eksik bağ dokusu elemanlarına ve fibroblastlar dönüşür, kollajen sentezini artırır. Ciltte genel bir gençleşme ve tazelenme olur. Yağ enjeksiyonunda uygulanan yağ hücreleri yeni yerlerinde yaşamaya devam ederler orada bir dolgu maddesi görevi görürler. Yağ enjeksiyonunun başarısı ise enjekte edilen yağ hücrelerinin yaşamaya devam etmesine bağlıdır.

Uygulama bölgeleri

Yağ enjeksiyonunda, dolgu amaçlı yağ verildiğinde uygulanan bölge örneğin yüz ise kök hücreler burada değişime uğramakta, fibroblastlara dönüşerek kolajen sentezlemekte ve cildin gençleşmesini sağlamaktadırlar. Yüz bölgesinde yumuşak doku eksikliklerinin doldurulması, göz altı morlukları ve gözyaşı oluk çizgisinin düzeltilmesi, dudak büyütme, yanak doldurulması, yüz asimetrilerinin düzeltilmesi, yanık ya da travma sonrası oluşan izlerin azaltılması gibi birçok alanda yağ enjeksiyonu tedavisi uygulanabilir. Yağ enjeksiyonu sadece estetik cerrahide değil yanık ve yara izleri için de uygulanabilir. Bahsedilen tedavi yöntemi memelerde, kalça ve bacak estetiğinde, genital bölge dolgusu vücutta doku eksikliği olan her yerde kullanılmaktadır. Yara izi olmayan bu tedavi işlemlerinde alerjik reaksiyon ya da vücudun reddetmesi gibi bir risk yoktur. Kişi kendi yağlarıyla gençleşir.

Ne zaman iyileşir?

Genel anestezi altında ya da sedasyonda uygulanan işlem bölgeye bağlı olarak ortalama 1-2 saat sürmektedir. Tedavi sonrasında hastanede istirahat etmeye gerek kalmadan evinize dönebilir, dinlenmeye başlayabilirsiniz. Gelişen şişlikler yani ödem bir hafta süre zarfında iyileşme gösterecektir.

 “Metinde belirtilen işlemlerin uygulanması ve sonuçları, her kişinin anatomisine, fizyonomisine ve yaşam kalitesine göre değişiklik gösterebilir. Bahsedilen uygulamadan önce konunun uzmanı bir doktorla görüşülmesini öneririm.”

Op. Dr. Evrim Uçkunkaya Sosyal medya hesapları

Facebook: drevrimuckunkaya

Instagram: @druckunkaya

YouTube: druckunkaya

Kaynak: https://www.milliyet.com.tr/pembenar/op-dr-evrim-uckunkaya/yag-enjeksiyonunla-desteklen-6669254

Çocuklarda estetik sorunları

Çocuklarda doğuştan gelen estetik sorunlar, okul çağına gelindiğinde daha belirgin bir hale dönüşür. Ebeveynlerin panikleyip çok erken dönemde operasyon kararı vermeleri sakıncalı sonuçlara neden olabilir. Bu haftaki yazımda çocuklarda sıklıkla görülen estetik sorunlarını, yapılması gerekenleri, operasyona uzanan süreçleri ve operasyon yöntemlerini anlatacağım.

Çocuklarda estetik için doğru zaman

Çocuklarda doğuştan gelen estetik sorunlar arasında en çok kepçe kulak, yarık dudak, el ve parmak deformasyonları, yüzde doğum lekeleri ve göz kapağı düşüklükleri görülmektedir. Estetik sorunları olan çocukların ebeveynlerinin gözetiminde çok iyi takip edilmesi gerekir. Çocukların okul çağına kadar geçen sürede gelişimleri üzerindeki etkileri uzmanlar tarafından izlenerek operasyon kararı verilmelidir. Operasyon için doğru zaman, okula başlamadan önce olmalı ancak çocuklar doğar doğmaz estetik operasyona başvurulmamalıdır. Bu tarz sağlık sorunları karşısında gerçekten bir estetik operasyona ihtiyaç olup olmadığını anlamak için uzman görüşü alınmalıdır. Ebeveynlerin bu tür sorunlar karşısında, bir uzman iş birliğinde çocuğun yaşı, psikolojisi ve fiziksel durumunu çok iyi tespit ederek, planlı hareket etmeleri gerekir.

Çocuklarda yaygın görülen estetik sorunlar

Kulak şekil bozukluğu olarak görülen kepçe kulak sorunu, çoğunlukla doğuştan gelir. Bebeklik döneminde henüz kıkırdak oluşumu tamamlanmadığı için ameliyat yapılamaz ama erken dönemde müdahale edilmesi çocuğun gelişiminde iyi olur. Doğuştan gelen göz kapağı düşüklüğü karşısında, görmeye engel olacak bir durum yoksa işlem yapılmadan takibe alınmalıdır. Çünkü bebeklerde 1 yaşından sonra bu lezyonlar küçülür. Görme duyusu etkilenmediği sürece tedaviye başlanmaz. Bu sorunlara sahip bebekler, 6 ayda bir, 4 yaşına kadar göz muayenesinden geçirilir. 4 yaşına gelindiğinde muayenelerden gelen sonuca göre ameliyata karar verilebilir.

Diğer sık karşılaşılan bir konu ise burun estetiğidir. Herhangi bir ciddi yaralanma karşısında yapılır. Asla keyfe keder yapılmamalıdır. Çocuklarda kemik yapısı ve kıkırdak doku oturmadığı için ufak kazalarda dahi burun bölgesinde kalıcı hasarlar oluşabilir. Bu hasarlar estetik operasyon ile tedavi edilebilir. Ancak henüz oturmamış kıkırdak doku, yanlış operasyonlarla deforme olabilir. Bu da, onarılması güç ve çocuğun gelişimini engelleyen sonuçlar doğurabilir.

Çocuklarda görülen el rahatsızlıkları; bilinen adlarıyla perdeli parmaklar, fazla parmak, tetik parmak, başparmak eksikliği, kısa parmaklar ve eksik parmaklardır. Bu rahatsızlıklar çocuğun psikolojisini ve meslek seçimini olumsuz etkileyebilir. Bu sorunun takip edilmesi ve cerrahi müdahale ile düzeltilmesi gerekebilir.

Sünnet operasyonu ise gelecekte çocukların ruh ve beden sağlığını yakından ilgilendiren önemli bir cerrahi bir girişimdir. Bu operasyonun ‘sünnetçiler’ değil tıp doktorları tarafından yapılması gerekir. Konunun uzmanı tarafından uygun koşullarda yapılmayan operasyonlar, ileride çocukların cinsel organında şekil bozuklukları yaratabilir, cinsel hayatını olumsuz yönde etkileyebilir.

“Metinde belirtilen işlemlerin uygulanması ve sonuçları, her kişinin anatomisine, fizyonomisine ve yaşam kalitesine göre değişiklik gösterebilir. Bahsedilen uygulamadan önce konunun uzmanı bir doktorla görüşülmesini öneririm.”

Op. Dr. Evrim Uçkunkaya Sosyal medya hesapları

Facebook: drevrimuckunkaya

Instagram: @druckunkaya

YouTube: druckunkaya

 

Kaynak: https://www.milliyet.com.tr/pembenar/op-dr-evrim-uckunkaya/cocuklarda-estetik-sorunlari-6665028

Kusursuz eller için sağlıklı tırnaklar

Bakımlı ve sağlıklı tırnaklar için akla ilk manikür ve pedikür gibi uygulamalar gelse de, tırnak bakımında en önemli konu doğru beslenme ve vücuttaki vitamin dengesidir. Bu ayki yazımda tırnak bakımında nelere dikkat etmeliyiz, sağlıklı tırnaklar için sağlıksız gözüken tırnakların ardındaki nedenleri ve evde kolaylıkla yapılabilecek bakım önerilerini anlatacağım.

Tırnakların uzaması saçlar gibi dönemsel değildir. Kesintisiz olarak ömür boyu sürer. El tırnaklarının uzayıp tamamen yenilenmesi 3-4 ay sürerken, ayak tırnaklarında ise bu süre 6-8 ayı bulabilir. Tırnakların uzama süresi kişinin genetik yapısına, yaşına, beslenmesine, bakım şekline ve yaşanılan mevsime göre değişiklik gösterebilir. Yaş ilerledikçe tırnak uzama hızı da azalır. Vitamin eksikliği, aşırı yorgunluk, aşırı zayıflık, beslenme bozuklukları, bazı kronik hastalıklar ve ilaç zehirlenmeleri tırnak uzamasını yavaşlatabilirken hamilelik, bazı hormonel rahatsızlıklar ve tırnak düşmeleri halinde tırnaklar daha hızlı uzayabiliyor.

 

Tırnaklarda sık görülen bozukluklar

 

Tırnaklarda en sık görülen bozukluklardan biri tırnakların kalınlaşıp, kabalaşmasıdır. Tırnak, kalınlığının yanı sıra; sert kuru, kolay parçalanır bir haldedir, esnekliğini kaybetmiştir. Tırnağın rengi de sarı-esmer, kahverengi bir görünüm alır. Bu tür değişikliklere, daha çok tırnakları tutan mantar hastalıkları neden olur. Uzun süren ayak mantar hastalıkları sonucu bulaşma olabilir. Mantar hastalıkları, ortak kullanılan törpü ve tırnak makası gibi aletlerle bulaşır. Sedef hastalığı tırnaklara yerleştiğinde, diğer belirtilerin yanı sıra, mantar hastalığını çok andıran bir kalınlaşma da yapar ve ayırımı çok zor olabilir.

Ayrıca bazı kalıtsal bozukluklarda da tırnak kalınlaşmaları görülebilir. Tırnak plağının yatağından ayrılması, yani tırnak plağıyla tırnak yatağı arasında bir boşluk oluşması da sık görülen bir durumdur. Başta sürekli bulaşık ve çamaşır yıkamak olmak üzere; ev işleri, hamur yoğurma, macun ve kil yoğurma, çiğ köfte yoğurma gibi tırnağı zorlayıcı işlemler bu durumun oluşmasına kolaylaştırıcı etkenler arasında yer alır. Boşluk, serbest uçtan başlar ve içerisine dolan kirlerden dolayı koyu renkli görülür. Bu kirlerin temizlenmesi için sivri ve sert bir cisim kullanılması, boşluğun daha derinleşmesine yol açar ve bu boşluğa bakteri ve mantarlar da yerleşebilir. Ayrıca sedef hastalığı, mantar hastalıkları, egzamalar, bazı ilaçlar ve genel hastalıklar da bu boşluklara neden olabilir.

Tırnak batmaları, genellikle dar ayakkabıların baskısına bağlı olarak ortaya çıkarlar ve ayak başparmaklarında görülürler. Başparmak tırnaklarının çok dipten kesilmesi de batmayı kolaylaştırır.

Tırnak çevresi iltihaplanması, zedelenme sonucu bakterilerin ve uzun sürerse mantarların devreye girmesiyle oluşur. Ev işleri, sık ıslanma ve kuruma, manikürde zedelenme gibi unsurlar bu problemin ortaya çıkmasına kolaylaştırıcı nedenler arasında yer alır. Şişme, kızarma ve cerahatlenme görülür. Tırnakların zedelenmeden korunması, özellikle manikürde dikkatli olunması ve ev işlerinde eldiven kullanılması önemlidir.

Tırnaklar için evde kolaylıkla yapılabilecek bakım önerileri

 

-E vitamini kapsüllerini kremlere karıştırıp tırnaklara yedirerek günlük bir bakım sağlayabilirsiniz.

-Hindistan cevizi yağı ile tırnaklarınızı besleyebilir ve nemlendirebilirsiniz. Birkaç damla hindistan cevizi yağı alın ve emilene kadar tırnaklarınıza masaj yapın. Bunu yapmak tırnak yataklarınızı iyileştirir ve onları güçlendirir.

-Haftada bir peeling yapın.

-Biotin de tırnak sağlığı için önemli bir kaynaktır. Tırnaklarınızın daha hızlı uzamasını sağlamak için, bir tür B vitamini olan biotin açısından zengin gıdaları tüketmek önemlidir. Bu vitamini içeren bazı yiyecekler; fındık, karnabahar, yumurta, muz ve mantardır. Bu besinleri sıkça tüketerek güzel bir destek sağlayabilirsiniz.

-Tırnakların uzun süre suyla temas etmesi; aşırı derecede sabun, deterjan ve bunlar gibi kimyasal maddelere maruz kalması da tırnak kırılmalarına neden olabilir. Yıkama sonrasında ise ellere besleyici yağlar içeren kremler sürülebilir. Özellikle C ve E vitamini gibi antioksidan vitaminler içeren nemlendiriciler tercih edilmelidir. Bu sayede hem tırnakların kırılmaları önlenir hem de bakımlı görünen ellere sahip olunur.

 

“Metinde belirtilen işlemlerin uygulanması ve sonuçları, her kişinin anatomisine, fizyonomisine ve yaşam kalitesine göre değişiklik gösterebilir. Bahsedilen uygulamadan önce konunun uzmanı bir doktorla görüşülmesini öneririm.”

Op. Dr. Evrim Uçkunkaya Sosyal medya hesapları

Facebook: drevrimuckunkaya

Instagram: @druckunkaya

YouTube: druckunkaya

 

Kaynak: http://www.pudra.com/guzellik/cilt-bakimi/kusursuz-eller-icin-saglikli-tirnaklar-29738.htm

Migreninizi botoksla yenin

Mevsimsel geçişlerle birlikte kronikleşmiş baş ağrıları ve migren atakları çok daha sık yaşanır. Migren tedavisinde ilaçlar dışında uygulanan bir diğer çözüm olan botoks tedavisi ile baş ağrınızı geride bırakabilirsiniz. Bu haftaki yazımda migrenin ‘botoks’ ile çözümünü anlatacağım.

Mevsimsel kronik baş ağrıları

Mevsim belirsizlikleri ile artan migren atakları, çoğu kişinin kabusu haline geldi. Dünya genelinde en yaygın üçüncü hastalık sıralamasında yer alan şiddetli kronik baş ağrısı olan migren, erkeklere oranla kadınlarda daha fazla görülmekte. Stres, çok ya da az uyku, alkol, susuzluk ve kafein migreni tetikleyen en yaygın unsurlar olarak sayılıyor ve çoğu zaman da mevsimsel etkenlerden kaynaklı olabiliyor. Bir migren hastasının son 3 ayın en az 15 gününü baş ağrısı ile geçirmesi ve bu ağrılı günlerden en az 8’inde tipik migren ağrısı görülmesi durumuna kronik migren adı verilir. Migren, bireysel ve toplumsal boyutta iş gücü kaybına neden olur. Kişinin ekonomik ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen migren atakları psikolojik problemlerin ortaya çıkmasına da sebep olur. Hastalar sürekli ve aşırı miktarda ağrı kesici kullanmanın risklerinin yanı sıra ağrı ile yaşamanın yarattığı olumsuz psikolojik durum ile baş etmek zorunda kalır.

Tedaviyi tekrarlamak mümkün
Migren tedavisinde ilaçlar dışında uygulanan bir diğer çözüm botoks tedavisidir. Bunun sebebi ise botoksun sinir uçlarında bazı nörotransmitterlerin dağılımını engellemesi ve böylece enflamuatuar ağrıyı önlemesinden kaynaklanır. Migren tedavisinde botoks; alın, şakaklar, ense ve boyun bölgesine ve kafa içine uygulanır. Çoğu durumda uygulamaların etkisi yaklaşık olarak 4 ile 6 ay kadar sürer. Daha sonra işlemi yeniden tekrar etmek gerekir. Migren için botoks uygulamasının avantajları öncelikle yan etkisinin olmaması ve kısa sürede uygulanabilir olmasından geçmektedir. Etkili ve faydası kanıtlanmış olmakla hasta bu tedavi sonrasında sosyal hayata hemen devam edebilir. Kesi, yara, morluk olmadan 6 aya varan botoks etkisi ile migreninizi yenebilirsiniz.

Migrenin olumsuz etkileri ve nedenleri

Tedavi edilmeyen migrene sahip kişilerde, bireysel ve toplumsal boyutta iş gücü kaybı, ekonomik ve yaşam kalitesinde düşme ve psikolojik olarak olumsuz etkileri vardır. Hastalar sürekli ve aşırı miktarda ağrı kesici kullanmanın risklerinin yanı sıra ağrı ile yaşamanın yarattığı olumsuz psikolojik durum ile baş etmek zorundadır.

Migrenin en büyük nedenlerinden biri de hormonal değişikliklerdir. Bu nedenle kadınlarda adet dönemlerinde daha sık görülür. Migren ağrıları genellikle genetiktir ve eğer ailede birinin migren sorunu var ise sizin de migren hastası olma olasılığınız yüzde 40’lar civarındadır. Migren ağrıları, şiddetli baş ağrısının olmasının dışında; bulantı, baş kısmında zonklama türü ağrı, ışıktan ve sesten rahatsız olma, hareket edince artan ağrı, gözde ışık çakması, yarım görme ve vücutta bazı bölgelerin uyuşması gibi belirtileri görülebiliyor. Bu durumda hastanın Nörolog tarafından değerlendirilmesinden sonra klinik ortamda tanının konulması gerekiyor. Migren tipi baş ağrılarının tetik noktaları; iki kaş arası, şakaklar, ense, gözlerimizin arkası ve geniz bölgesidir.

Op. Dr. Evrim Uçkunkaya Sosyal medya hesapları

Facebook: drevrimuckunkaya

Instagram: @druckunkaya

YouTube: druckunkaya

Kaynak: https://www.milliyet.com.tr/pembenar/op-dr-evrim-uckunkaya/migreninizi-botoksla-yenin-6660396

Cilt lekelerinde cihazsız tedavi yöntemleri

Vücudumuzun en büyük organı olan cildimize iyi bakmak, kendimize yapacağımız en iyi yatırımdır. Cildinize yapabileceğiniz en büyük kötülük ise onun koruyucu katmanı olan asit mantosunu yok etmektir. Cildi kurutan sabunlar, kimyasal içeren temizleyiciler, sigara, ve güneşin zararlı ışınları asit mantosuna çok zarar verir. Bu manto etkinliğini yitirdiğinde cildin kendini koruma yetisi azalır, kullanılan bakım ürünleri doğru emilemez ve cilt hasarlanmaya açık hale gelir. Bu haftaki yazımda cilt lekeleri çeşitlerini ve cilt lekelerinin nasıl tedavi edileceğini anlatacağım.

Cilt lekelerinin çeşitleri nelerdir?

Kadınlarda doğum kontrol hapı kullanımı veya hamilelik sırasında oluşan hormonal değişiklikler, melanin denilen renk maddesinin aşırı üretimine neden olabilir. Bunun sonucunda alın, burun üzeri, yanak, dudak üstü ve çene gibi bölgelerde lekeler oluşur. Ağızdan alınan veya bölgesel sürülen bazı ilaçlar ve kozmetikler lekelenmelere yol açabilir. Güneş ışınları veya solaryum etkisiyle, cilt kendini korumak amacıyla daha kalınlaşır ve melanin üretimini artırır. Bu noktada cildinizin kendini yenileme çabası lekelerde artışla sonuçlanacaktır. Yaşlılık lekeleri, güneşin uzun süreli etkisi sonucunda oluştukları için ileri yaşlarda ortaya çıkar. Değişik boyutlarda, açık kahverenginden siyaha kadar değişen renklerde ve çeşitli çaplarda görülebilirler. Yanık, sivilce ve akne yaraları, iyileşirken koyu lekeler bırakabilir. Ten rengi koyu olanlarda daha belirgin lekeler oluşabilir. Cilt üzerinde özellikle güneşin zararlı ışınları nedeniyle oluşan lekelenmeler, ilerleyen aşamalarda cilt kanserine neden olabilir. Cilt kanserleri öncelikle saçlı deri, yüz, dudaklar, kulaklar, boyun, göğüs, kollar ve eller ve kadınlarda bacaklar dâhil olmak üzere cildin güneşe maruz kalan alanlarında ortaya çıkabilir. Ancak el ayası, el ve ayak tırnaklarının altı ve genital bölge gibi gün ışığını nadiren gören alanlarda da oluşabilir. Bazı cerrahi işlemler, işlem yapılan bölgeye bağlı olarak vücutta derin izler bırakabilir.

Cilt lekeleri nasıl tedavi edilir?

Cilt lekelerinin tedavisi öncesinde, mutlaka lekenin derin mi yoksa yüzeysel mi olduğuna karar verilmelidir. Çoğu lekeler cildin hem yüzeysel hem de derin tabakasında bulunmaktadır. Bu yüzden leke tedavisinde genellikle kombine tedaviler daha iyi sonuçlar vermektedir. Lekenin durumunun tespit edilmesi, tedavi yönteminin belirlenmesinde yol göstericidir. Yüzeysel lekelerde bazen leke giderici kremler ve yüzeysel kimyasal peelingler yeterli olabilirken ileri teknolojiye sahip cihazlarla, hem derin hem de yüzeysel cilt lekeleri tedavi edilebilmektedir. Aynı zamanda cilt altı tabakasını besleyici, kolajen ve elastin doku artışını destekleyen ürünler kullanılarak cilt dokusu daha da canlı hale getirilebilmektedir.

Cilt lekelerinde cihazsız tedavi yöntemleri

Vücudunuzda tedavi olmayı bekleyen lekeler için cihazsız tedavi yöntemleri, cihazlı tedavi yöntemlerinde olduğu gibi yalnızca uzman onayı ile planlanabilir.  Cildiniz için en doğru ve kalıcı cihazsız tedavi yöntemleri; peeling, PRP tedavisi, Somon DNA, mezoterapi ve kremlerdir. Cilde istenilen görüntü verilmesi, hastanın ihtiyacına uygun olarak belirli seanslar eşliğinde tedaviler ile mümkündür. Bu yöntemler alanında uzman doktor eşliğinde bir takvim oluşturularak uygulanır.

-Peeling: Yüzeysel bir soyma işlemi olan peeling, ciltteki melanin hücre sayısını azaltarak lekelerin açılmasını sağlar. Peelingler genellikle 1-2 hafta ara ile 6-8 seans uygulanır. Aynı zamanda ciltte yenilenme, parlama ve canlanma yaratarak cildin daha iyi görünmesini sağlar.

-Kök Hücre: Cildinizin kalitesini artırmak, bariyerini güçlendirmek, nemini artırmak hatta güneş lekelerinizden ve çillerinizden tamamen kurtulmak için Kök Hücre Tedavisi tek seferlik ve kesin çözümdür. Özellikle ultraviyole A ve ultraviyole B içerikli olan, yüksek koruma faktörüne sahip kremler kullanmak gerek. Aynı zamanda cilt altı tabakasını besleyici, kolajen ve elastin doku artışını destekleyen ürünler kullanılarak cilt dokusu daha da canlı hale getirilebilir.

-PRP Tedavisi: Kişinin kendi kanındaki büyüme faktörleri ayrıştırılır. Bu büyüme faktörleri lekeli olan bölgeye verildiğinde bir onarım faaliyeti başlatırlar. Lekeye sebep olan hücreleri oradan uzaklaştırırken, hücre yenilenmesini hızlandırırlar.

-Somon DNA: Bu uygulama cilt yapısını güçlendirerek, cildin elastikiyet ve sıkılığını artırır. Cildin azalan nem dengesini düzenleyerek pürüzsüz, sağlıklı bir görünüme kavuşturur.

-Mezoterapi: Cildin yeniden canlandırılması ve daha genç bir görünüme kavuşturulmasına yönelik etkili bir çözüm sunan bu işlemle, ortalama 4- 6 seansta cilt dokusu üzerinde canlanma hareketi yaratılır. Aynı zamanda lekelerin açılması da sağlanır.

-Kremler: Özellikle Retinoik asit, C ve E vitamini içeren kremlerin leke açıcı özelliği vardır. Leke giderici kremlerin doktorunuz tarafından sizin cildinize uygun dozda verilmesi ve gece kullanılması doğrudur.

Leke tedavisine başlamadan önce her lekenin tamamen ortadan kaldırılamayacağı bilinmelidir. En etkili tedavi bile, cilt lekelerinde tatminkar bir azalma sağlasa da lekeleri tamamen yok edemeyebilir. Tedavi sonucunda yüzde 60-70 azalma elde edilmesi, tedavide altın standarttır. Bazı cilt lekelerinin tedaviye cevap vermesi daha uzun sürebilir. Seans aralarında leke giderici krem ve güneş koruyucu krem uygulanmalıdır. Leke tedavisi birçok klinikte yapılabilir fakat konun uzmanınca, lekenize uygun teknolojik cihazlarla ve kombine metotlar kullanılarak uygulanan tedavi protokolleri, çok daha başarılı sonuçlar verecektir.

“Metinde belirtilen işlemlerin uygulanması ve sonuçları, her kişinin anatomisine, fizyonomisine ve yaşam kalitesine göre değişiklik gösterebilir. Bahsedilen uygulamadan önce konunun uzmanı bir doktorla görüşülmesini öneririm.”

 

Op. Dr. Evrim Uçkunkaya Sosyal medya hesapları

Facebook: drevrimuckunkaya

Instagram: @druckunkaya

YouTube: druckunkaya

 

Kaynak: https://www.milliyet.com.tr/pembenar/op-dr-evrim-uckunkaya/cilt-lekelerinde-cihazsiz-tedavi-yontemleri-6655979

Cildinizi güzellik sebzeleri ile kışa hazırlayın

Kış mevsimine girdiğimiz bu günlerde soğuyan havalar nedeniyle ciltte nem ve esneklik kaybı çok artar. Cildi dış etkenlerden korumak ve sağlıklı bir görünüm için mevsim sebzeleri ile beslenmek cildin ihtiyacı olan nemi ve esnekliği geri kazandırır. Mevsim değişikliklerinde kuruyan ciltleriniz için nem aşısı gibi uygulamaları yaptırabileceğiniz gibi, evinizde kış sebzeleri ile cildinize destek olabilirsiniz. Bu haftaki yazımda, kış ayının güzellik sebzeleri ile cildimizi nasıl koruyabileceğimizi anlatacağım.

Kereviz ve ıspanak sayesinde ışıldayın

Sağlıklı ve taze bir cilde sahip olmanın en önemli anahtarlarından biri doğru beslenmedir. Adeta güzellik sebzeleri olan kereviz ve ıspanağın içerdiği vitaminlerle kış ayının sert hava koşullarından etkilenen cildin kaybettiği diriliği geri kazanmak mümkündür. İçerisinde bolca demir bulunan ıspanak, cildimizin ihtiyacı olan tam bir beta-karoten kaynağıdır. Güçlü bir antioksidan olan beta-karoten, yaşlanma etkilerine karşı savaşır. Ispanak, yüksek miktarda B6 vitamini, kalsiyum, potasyum, folik asit, C vitamini ve magnezyum içerir. Bu vitamin ve minerallerle de yaşlanmaya karşı savaşı hızlandırır.

Zengin bir besin kaynağı olarak sağlıklı yaşamın başrol oyuncularından olan kereviz aynı zamanda cilt sağlığı için de mucizeler yaratır. İçerisindeki kuvvetli antioksidanlar sayesinde cildin kaybettiği nemi ve esnekliği geri kazandırma fonksiyonuna sahip olan kereviz, bu yönüyle de cilde dirilik kazandırır.  Ciltte oluşabilecek pullu döküntülerin tedavisini destekler. Ciltte beklenen etkininin elde edilmesi için bu sebzelerin mevsiminde ve düzenli tüketilmesi önemlidir.

“Güzellik Sebzeleri”nin ciltte yarattığı mucizevî etkiler nelerdir? 

Kereviz

• Kereviz, antioksidan içeriği ile kanı toksinlerden ve zararlı yağlardan arındırıp siyah nokta ve akne oluşumunu önler.
• Omega-6 yağ asidi bakımından zengin bir besin olduğu için cilde parlaklık ve esneklik verir.
• Cildin elastikiyetini artırır.
• Özellikle yağlı bir cilde sahip olanlar PH dengesinin sağlanması için kereviz suyu tüketmelidir. Sedef hastalığı, egzama, akne ve rosacea (gül hastalığı) gibi çeşitli cilt rahatsızlıklarının tedavisinde önemli bir rol oynar.

Ispanak

• Cildin ihtiyaç duyduğu tüm vitamin ve mineralleri içerisinde barındırır.
• Ispanak tüketen kişilerin ciltlerinde hücre yenilenmesi daha hızlı gerçekleşir.
• Cildi aradığı parlaklığa kavuşturarak sağlıklı güzelleştirir.
• Bol miktarda flavonoid içerdiğinden yapılan araştırmalar sonucunda cilt kanseri riskini de büyük oranda azalttığı belirlenmiştir.

“Metinde belirtilen işlemlerin uygulanması ve sonuçları, her kişinin anatomisine, fizyonomisine ve yaşam kalitesine göre değişiklik gösterebilir. Bahsedilen uygulamadan önce konunun uzmanı bir doktorla görüşülmesini öneririm.”

Op. Dr. Evrim Uçkunkaya Sosyal medya hesapları

Facebook: drevrimuckunkaya

Instagram: @druckunkaya

YouTube: druckunkaya

 

Kaynak: https://www.milliyet.com.tr/pembenar/op-dr-evrim-uckunkaya/cildinizi-guzellik-sebzeleri-ile-kisa-hazirlayin-6651138

Endolift Lazer Ağı ile kırışıklara veda edin

Yoğun hayat temposunda tek seferde uzun süre kalıcılık sağlayan ve işlem sonrası iz bırakmayan uygulamalar herkesin tercihi oluyor. Bu haftaki yazımda, uzun süre kalıcılık sağlayan ve yan etkileri olmayan, kırışıklara meydan okuyacağınız Endolift Lazer Ağı uygulamasını anlatacağım.

Eskiden birçok teknolojik uygulamayı en az 3 ya da 4 seans yaptırmanız ve yapılan uygulamanın kalıcılığı için de ara dönemlerde yeniden çeşitli işlemler ve uygulamalara devam etmeniz gerekiyordu. Teknolojik açıdan hangi seviyede olursa olsun, yapılan tüm işlemlerin amacı; cilt bariyerini güçlendirmek, lekeleri açmak, renk seviyesini aynı tona getirmek, cildi parlatmak, sıkılaştırmak, yüzü yukarıda tutmaktır. İşte bunları yapabilmek için de cildin altındaki kolajen bantları ısı ile uyarmak gerekiyor. Bugüne kadar olan tüm teknolojik uygulamalarda bu bantları direkt uyarmak mümkün olmuyordu. Çünkü yeteri kadar ısıyı veremiyor, bu yüzden de istediğimiz etkiyi alana kadar seanslara devam etmek zorunda kalıyorduk. Her kişide farklı sayıda seanslarda sonuç alırken aynı zamanda, işlemin kalıcılığı ve başarı oranında istediğimiz seviyelere ulaşamıyorduk.

Kırışıklara karşı kesin ve kalıcı çözüm

Bugün artık tek seferde kolajen bantları kontrollü bir şekilde direkt uyarmak ve tek seferde uzun süreli bir kalıcılık sağlamak mümkün hale geldi. Endolift Lazer Ağı sayesinde direkt cildin altına ısı vererek yarım saatte, acı, ağrı, morarma, kesi ve dikiş olmadan tek seferde istediğimiz sonucu elde edebiliyoruz. İstediğimiz uzunlukta, derinlikte ve şiddette ısıyı cildin alt tabakasına ulaştırabiliyoruz. Üst göz kapağı düşüklükleri, göz torbaları, cilt kırışıklıkları, üst dudak çizgileri, boyun kırışıklıkları ve dekolte bölgesindeki kırışıklık sorunlarına hızlı ve güvenli çözüm üretebiliyoruz.

Endolift Lazer Ağı’nın diğer kullanım alanları

Endolift Lazer Ağı ile istediğimiz bölgede ısı ayarlarını değiştirip, kontrollü yağ yakarak şekillendirme yapabiliyoruz. Örneğin, gıdı ve boyun bölgesi, sütyen kenarından önden ve arkadan yanlara doğru taşan bölgeler, diz içleri, selülitli bölgelerde başarılı sonuçlar alabiliyoruz. Bu uygulama ile her ne kadar ısıyı cildin altına verip kolajeni uyarsak da ısı sadece uygulanan bölgede kalmayıp dağıldığı için cildin üstünde de harika etkiler yaratabiliyoruz. Kolajenin uyarılması ve ısı ile cildin üstündeki porlar küçülmeye, sivilce lekeleri azalmaya, cilt lekeleri açılmaya ve ciltte bebeksi bir etki ve parlaklık oluşmaya başlıyor. Üstelik uygulama sonrasında sosyal hayatınıza kaldığınız yerden devam edebiliyorsunuz.

Diğer ameliyatsız uygulamalarda olduğu gibi Endolift Lazer Ağı uygulamasında da her kişi üzerinde aynı sonucu elde etmek zor.  Doğru besleyici ve koruyucu ürünlerle bakım yapılmamış koruyucu bariyeri ve kolajen bağları güçlü olmayan, derin kırışıklıklar hatta sarkmalar oluşan bir cilt ile iyi bir bakım uygulanan ciltte aynı sonucu alamayız. Unutmamak gerekir ki, iyi bakılmamış bir cilt karşısında hiçbir uzman doktor, teknoloji ve ameliyatlar sihirli bir değnek dokunuşunda bulunamaz.  Bu nedenle yapılan uygulamadan alınan sonuç ve kalıcılığı da kişiye özeldir. Erken yaşlarda doğru ürünler kullanılarak yapılan bakımlar, doğru beslenme ve doğru yaşam tarzının benimsenmesi cildinize yapacağınız en güzel yatırımdır. Kendinize ne kadar erken bakmaya başlar ve sağlıklı yaşarsanız ileride yaptıracağınız işlemlerden daha kısa sürede ve daha kalıcı sonuçlar alabilir, bu uygulamalara çok daha geç yaşlarda ihtiyaç duyarsınız.

“Metinde belirtilen işlemlerin uygulanması ve sonuçları, her kişinin anatomisine, fizyonomisine ve yaşam kalitesine göre değişiklik gösterebilir. Bahsedilen uygulamadan önce konunun uzmanı bir doktorla görüşülmesini öneririm.”

Op. Dr. Evrim Uçkunkaya Sosyal medya hesapları

Facebook: drevrimuckunkaya

Instagram: @druckunkaya

YouTube: druckunkaya

Kaynak: https://www.milliyet.com.tr/pembenar/op-dr-evrim-uckunkaya/endolift-lazer-agi-ile-kirisiklara-veda-edin-6647206

Vaser Lipo uygulaması ile inatçı yağlardan kurtulun

Düzenli spor ve sıkı diyetlere rağmen vücudundaki yağlardan kurtulamayanlar için Vaser Lipo uygulaması, en etkili çözümler arasında yer alıyor. Bu haftaki yazımda, çok başarılı sonuçlar elde ettiğimiz Vaser Lipo operasyonlarında kullanılan teknikleri ve uygulama alanlarını anlatacağım.

Tek seferde etkili ve kalıcı şekillendirme imkânı sağlayan Vaser Lipo uygulaması, bir kilo verme yöntemi değil, vücut şekillendirme işlemidir. Yapılan diyetler ve spora rağmen istenilen sonuca ulaşamayanlar için Vaser Lipo uygulaması, tek seferde etkili ve kalıcı şekillendirme imkânı sağlar. Karın, bel, bacak içi, diz kenarı, kalça ve sırt bölgesinde düzenli spor, diyet ve egzersizlere rağmen verilemeyen depolanmış yağlar lazer enerjisiyle parçalanır. Benim de hastalarıma sıklıkla uyguladığım Vaser Lipo, kilo alıp verme sonrası oluşan cilt çökmeleri ve selülit problemlerinde de hızlı ve kolay bir çözüm sunar.

Vaser Lipo ile cildinizi sıkılaştırın

Vaser Lipo uygulamasında amaç zayıflamak değil, inatçı yağların olduğu bölgeleri incelterek diğer bölgelerle daha uyumlu hale getirilmesidir. İnceltme işlemi yapılacak bölgede çeşitli yöntemlerle dirençli yağlar eritilir. Parçalanan ve eriyen yağlar ince kanüller aracılığıyla vakumlama yöntemi ile alınır. Ameliyat izlerinin görünmemesi için vücut kıvrım yerleri ile iç çamaşırı altında kalacak bölgelere uygulanır. Uygulamadan sonra hastanın sıkı bir korse giymesi gerekir. Korse hem vücudun uygulama sonrası şekle girmesini hem de cildin sıkılaşmasını sağlar.

Kimler için uygundur?

Vaser Liposuction da denilen uygulama, 18 yaşını geçmiş, ciddi sağlık problemleri olmayan, normal vücut kitle endeksine sahip kişilerde, elastik ve sıkı bir cilt yapısına sahip olanlarda, diyet ve spor yapılmasına rağmen giderilemeyen bölgesel fazlalıklar için uygundur. Komplikasyon riskinin düşük olmasından dolayı en çok tercih edilen güvenli ve etkili bir yağ aldırma yöntemidir. Vücut hatlarının şekillenmesini sağlayan, formu düzgünleştiren bir uygulamadır. Vücut kontürünü şekilsiz hale getiren yağların vakumla emilmesiyle vücut çizgileri daha kıvrımlı ve çekici hale gelir. Toplanan yağlar daha sonra vücudun ihtiyacı olan ya da istenilen bölgelerde kullanılabilir. Vaser Lipo ile vücuttan iki litre ya da daha az yağ aspirasyonu yapılır. Lokalize olarak bulunan bu yağların giderilmesinde etkin ve konfor sağlayan bir teknolojidir.

Yağ alınan bölgelerde tekrar yağlanma olmuyor

İnsan doğuştan yağ hücresi sabit sayıda doğar. Kilo aldığımız zaman yağ hücrelerinin sayısı artmaz ancak hücre çapları büyür. Vaser Lipo uygulamasıyla yağ hücresi sayıları azaltılabilir. Kalan yağ hücreleri kilo alındığı zaman genişleyebilme özelliğine sahiptir. Ancak hücre sayısı alınan bölgede azaldığı için o bölgeden eskisi kadar yağlanma olmaz.

Metinde belirtilen işlemlerin uygulanması ve sonuçları her kişinin anatomisine, fizyonomisine ve yaşam kalitesine göre değişiklik gösterebilir. Bahsedilen uygulamadan önce konunun uzmanı bir doktorla görüşülmesini öneririm.”

Op. Dr. Evrim Uçkunkaya Sosyal medya hesapları

Facebook: drevrimuckunkaya

Instagram: @druckunkaya

YouTube: druckunkaya

Kaynak: https://www.milliyet.com.tr/pembenar/op-dr-evrim-uckunkaya/vaser-lipo-uygulamasi-ile-inatci-yaglardan-kurtulun-6642398

Cilt Sorunları İçin Propolis Mucizesi

Mevsim geçişlerinde en sık duyduğumuz şikâyetlerden biri cilt kuruluğudur. Cildimiz değişen hava koşullarına ayak uydururken yıpranabilir. Ciltte nem kaybı, cildin esnekliğini kaybetmesi, matlık, kuruluk ve ince kırışıklıklar kendini gösterebilir. Yıpranan cilt için önlemler alınmazsa çatlama ve egzama gibi rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Bu ayki yazımda, bin bir faydası olan propolisten cilt sağlığımız için nasıl faydalanabileceğimizi anlatacağım. 

Bağışıklık sistemine olumlu etkisiyle bilinen propolisin cilt sorunları için de faydası olduğunu biliyor muydunuz? Dermatolojik ve kozmetik uygulamalar propolisin en geniş kullanım alanlarından olup, hücre yenileme ve onarma özelliği üzerine çalışmalar yapılmıştır. Kozmetikte, bakterisit ve mantar öldürücü özellikleri, birçok uygulamada yarar sağlamıştır. Propolisten yapılmış bitki ekstraktlarının, arı sütü ve E vitamini ile birlikte kozmetik sanayinin de cildi besleyici ve temizleyici ürünlerin yapımında geniş ölçüde kullanım alanına sahip olduğu bilinmektedir. Kozmetik ürünlerinde kremler, losyonlar, şampuanlar, burun spreyleri, diş macunları, sabunlar, yüz maskeleri, ticari kozmetik preparatlarında, propolisin özelliklerinden yararlanılmaktadır.

Cilt Dostu Propolisin Faydaları Saymakla Bitmiyor

Propolisin yara onarıcı ve doku yenileyici özellikleri vardır. Yanık tedavisinde de antiinflamatuvar, antimikrobiyal ve antifungal etkileri nedeniyle kullanımı vardır. Bu etkinin içeriğindeki pinosembrine bağlı olduğu gösterilmiştir. Ayrıca antifungal etkisi nedeniyle cildin mantar hastalıklarında, antiviral etkisi nedeniyle cildin uçuk benzeri hastalıklarının tedavisinde de etkili olabilmektedir. İçeriğinde cilt sağlığı açısından oldukça faydalı B1, B2, C ve E vitaminleriyle birlikte demir, kalsiyum, magnezyum, çinko ve bakır gibi mineraller de bulunur. Bu sayede cildin temiz ve canlı kalmasını sağlayarak, yaşlanma belirtilerini geciktirir. Ayrıca iltihaplarla savaşma olan anti-enflamatuar görevi görerek ciltteki şişlikleri yok eder ve kolajen seviyesini yükselterek cilde sıkılık kazandırır. Arısütü ise düzenli tüketimde ciltle kolajen sentezini artırarak; cilt, saçlar, deri, kemikler, eklemler ve tırnakların daha sağlıklı olmasını sağlar. Arı sütü doğrudan taze olarak her sabah aç karnına yarım çay kaşığı tüketebilirsiniz.

Evde Yapabileceğiniz Propolis İçerikli Maske Önerileri

Arısütü, propolis ve ham ballı bir karışımı haftada 2-3 kez cildinize ince bir tabaka halinde maske şeklinde uygulayabilirsiniz. Bu maskeyi yüzünüzde yarım saat bırakın ve kurusun, sonra yıkayın. Böylece arısütünün kolajen sentezini artırıcı etkisinden yararlanırken, ham balın nem verici etkisi ve propolisin ciltteki ölü hücreleri ve toksinleri uzaklaştırıcı etkilerinden aynı anda yararlanabilirsiniz. Düzenli uyguladığınızda zamanla cildinizdeki parlaklık ve aydınlığı fark edeceksiniz. Propolis, günlük hayatta cildimizin tahrip olmasına neden olan bu etkileri minimuma indirerek, cildi doğal yollardan korur ve besler. Antifungal görevi gören pinokrembrin adında özel bir bileşiğe sahip olan propolis, anti-enflamatuar ve antimikrobiyal etkisi sayesinde yaraların mikrop kapmadan hızla iyileşmesini sağlar. Propolis, çok kuvvetli ve doğal bir antioksidandır. Bu sayede hücre yenilenmesini hızlandırırken, hücre artıklarını dışarı atar ve cilt gözeneklerini temizler. Temiz cilt gözenekleri, hem sivilce oluşumunu hem de akne oluşumunu engeller. Cildin nem dengesini koruyarak sıkılaşmasını sağlayan propolis, bu sayede zamanla oluşan cilt kırışıklıklarının giderilmesine katkı sağlar. Propolis, piyasada katı, sıvı ve toz halde bulunabilir. Propolisin cilde faydalarından doğru şekilde yararlanabilmek için ürünün macun kıvamında olan sıvı halinin tercih edilmesinde fayda vardır. Macun halindeki propolisi cildinize doğrudan uygulayabileceğiniz gibi, cilt sorunlarınızın niteliğine göre farklı cilt kremleriyle de karıştırarak kullanabilirsiniz.

Propolis içeren ürünler cilt sorunlarının çözümünde yardımcı olabiliyor fakat sağlıklı ortamlarda üretilen güvenilir markaların ürünlerini tercih etmek önemli.

“Metinde belirtilen işlemlerin uygulanması ve sonuçları her kişinin anatomisine, fizyonomisine ve yaşam kalitesine göre değişiklik gösterebilir. Bahsedilen uygulamadan önce konunun uzmanı bir doktorla görüşülmesini öneririm.”

Op. Dr. Evrim Uçkunkaya Sosyal medya hesapları

Facebook: drevrimuckunkaya

Instagram: @druckunkaya

YouTube: druckunkaya

Kaynak: http://www.pudra.com/guzellik/cilt-bakimi/cilt-sorunlari-icin-propolis-mucizesi-29723.htm

 

spritefooter-hemen-ara spritefooter-whatsapp spritefooter-messengerspritefooter-harita