İletişim : 0212 234 44 02-03 - 0533 456 44 79

Vücut Estetiği

İlk ideal beden formunun yaratımını incelediğimizde, Antik Yunan felsefesinde sayılar ve oranlarla dünyayı ölçeklendiren Pithagoras’a kadar gitmemiz gerekir. Orantı kavramının mucidi Pithagoras, beden eğitiminin, sayıların ahengine sahip müzik eşliğinde verilmesi fikrini savunuyordu. Platon geleneğine göre ise, en düzgün üçgenler ölümlü bedenin üretimi için ayrılmıştı. Ortaçağ, bedenin belki de en çok küçümsendiği zaman aralığıdır. Hatta Büyük Gregorius bedeni, “ruhun şu iğrenç giysisi” olarak adlandırmıştır. Yine, Ortaçağ insanlarının örnek aldığı keşişlerin çile uygulamalarında da beden sürekli aşağılanan bir şeydir. Rönesans döneminde ise antik dönemden kalma tanrı ve tanrıça heykellerinin ölçümlerinin yapılmasıyla farklı ideal beden formları elde edildi. Bu ölçüler kol uzunluğundan, bel kalınlığına, yüzün tüm bedene oranından, ayakların ölçülmesine kadar tüm bedensel uzuvların ideal boyut ve oranlarını çıkarmayı kapsıyordu. Bu dönemde kilo veya boy hesabından öte tüm bedenin kendi içerisinde bir uyum sağlaması daha önemli görülüyordu.

“Bedenlerimiz en fazla kendimiz olduğumuz, bireysel farklılıklarımızın en açık olduğu yerlerdir .” (Fiske, 1991)

Nedir bedenden gelebilecek tehlike, bedenin gücü nereden kaynaklanır? Öyleyse beden nedir?

Beden hem yapan, hem yıkandır, insandır. Hem doğuran kadın, hem öldüren askerdir. Kimi zaman, ruhun hapishanesi, kimi zaman özgürlüğün somut simgesidir. Güzeldir ve çirkindir. Aynadaki bendir.

Beden “Hayran olunan ve peşinden milyonları sürükleyen güzelliktir.”

Güzellik, yalnızca duygu, coşku, hoşlanma duygusu uyandıran nitelik değildir; güzellik aynı zamanda ‘düşünsel ve ahlaksal yönleriyle de hayranlık uyandıran şey’dir. Güzellik kavramı bu yüzyılda, günlük yaşam pratikleri içinde, düşünce, ahlak ve iyilik kavramlarıyla birlikte anılmaktan çok uzaklaşmış, somutlaşmış ve bedene indirgenmiştir.

Modern dünyada güzellik; toplumsal bir norm ve kültür göstergesi olmaktan tamamen sıyrılıp dev bir sektöre dönüşmüştür. Plastik cerrahide yaşanan gelişmelerle cinsiyet değiştirmenin olanaklı hale gelmesi, günümüzde bizleri, yalnızca güzelliğin değil, insanları bedenin ne olduğu ve sınırlarının ne olduğu konusunda düşünmeye zorlamaktadır. Piercing, dövme, kıyafet, kozmetikler, mücevherler, estetik operasyonlar bir dizi anlamları ifade ederler. Geçicilik veya süreklilik taşıyan bu bedensel tasarımlar, kisilerin cinsiyetini, statüsünü, yaşam biçimlerini, ilgilerini, rollerini ve diğer kimlik özelliklerini ortaya koymak için kullanılır.

Medyadaki kadın rol modeli diye, güzellik ve tüketim kalıpları açısından sunulan bir kadın tipi var. Şık giyinen, kendine bakan, şu markayı veya bu markayı kullanan, fiziksel olarak belli sınırların içinden dışarıya çıkmayan bir kadın tipi tarif ediliyor. Medya da onu tekrarlıyor. Yapay bir şey tabii, yani bugün bütün medya ve tüketim kalıplarını belirleyen büyük şirketler bir araya gelip karar verseler, “bundan sonra güzel kadın tarifimiz 1.45 boyunda, 60 kilo ağırlığında kadınlardır” deseler ve bunu 40 sene boyunca söylemeye devam etseler bir süre sonra, o olur güzellik. Toplumun güzel diye tarif ettiği şey ona dönüşür.

Kadın vücudunu genel olarak sınıflandırırsak androjen ve östrojen tip olarak iki farklı vücut ortaya çıkar. Androjen tip vücutlarda bacak ince, selülitsiz, popo küçük ve biraz yassı, kalça üzerinde toplanmış yağ tabakası fazlalığı ve bel oyuntusunun belirginliğinde azalma ve karnın göbeğin üst kısmında kubbemsi yapı gözlenir. Akdeniz tipi kadın olarak da tanımladığımız östrojen tip vücutlar ise daha dar omuzlu küçük memeli, ince bel, geniş kalça ve selülite eğilimli sarkmaya uygun bir doku yapısı gözlemlenir.

Follow by Email
Facebook
Google+
Twitter
YouTube
LinkedIn
INSTAGRAM