İletişim : 0212 234 44 02-03 - 0533 456 44 79

Dolgu tedavisi, yaşlanmayla birlikte ciltte oluşan kırışıklıkların gevşetilmesi, azaltılması ve yüzdeki çukurların doldurulması amacıyla uygulanan tedavi yöntemidir. Dolgu tedavisinde kullanılan dolgu maddelerinin tıbben hiçbir zararı yoktur.

Dolgu tedavisi ile cilt nemlendiğinden cildin su tutma kapasitesi de artmaktadır. Böylelikle cilt daha uzun süre nemli halini korur, kırışıklıklar olabildiğince gevşer ve azalır.

Cilde dolgu maddelerinin enjekte edilmesiyle gerçekleştirilen dolgu tedavisinde genellikle anesteziye ihtiyaç duyulmamakta ve tedavi ortalama 30 dakika civarında sürmektedir. Uzman hekimler tarafından yapılması gerekli olan dolgu tedavisinden kısa bir süre sonra hastalar normal yaşamlarına geri dönebilmektedir.

Gözaltı kırışıklıklarının, alın çizgilerinin ve dudak köşelerindeki kırışıklıkların giderilmesi amacıyla uygulanan dolgu tedavisi, dudakların daha dolgun bir görünüme kavuşması amacıyla da uygulanmaktadır. Tedavi esnasında hasta herhangi bir acı hissi hissetmez.

Dolgu tedavisi sonrasında tedavinin uygulandığı bölgede çok kısa süreli şişme ve kızarıklar görülebilmektedir. Dolgu tedavisi sonrasında hastaların en az iki gün süreyle güneş ışınlarından ve aşırı soğuktan ciltlerini muhafaza etmeleri gerekmektedir.

İnsan vücudunda yıpranma süreçleri sistemiktir ve bu insan vücudunun her bir hücre ve dokusunu etkiler. Cildimiz de bir istisna değil. Bunu takiben cilt incelip, elastikiyetini, sıkılığını ve nemini kaybeder ve bu da ciltte kırışıklıkları ve takiben bunların derinleşmesine yol açar.

Vücudumuzun genç ve güzel olmasını sağlayan yapı taşı kollajendir. Kollajen ne kadar çok olursa cilt o kadar sıkı, genç ve güzel olur. İşte bu kollajeni üreten ve oluşturan ise fibroblastlardır. Cildimizdeki fibroblast hücre sayısı her 8-10 yılda azalıyor. O zaman da deriyi tazeleyerek kaybettiği ışıltıyı geri kazandırmak gerekiyor. Fibroblastların aktive ettiği kolajenler bu aydınlanmayı sağlıyor. Cilt sıkılaşıyor, elastikiyeti artıyor.

Hyaluronik Asit ile Dolgu

Vücudumuzda doğal olarak bulunan hyalüronik asit, suyu tutarak cildimizi nemlendirir, gerginliğini ve tazeliğini korumasını sağlar. Yaş ilerledikçe cildimizdeki hyaluronik asit miktarı gitgide azalır. Bunun sonucunda yüzde mimik kaslarının kasılması ile oluşan dinamik çizgilenmeler ve istirahat halinde de mevcut olan ince kırışıklıklar oluşur. Hyalüronik dolgu enjeksiyonları ile cildimizdeki kırışık ve çizgilenmeleri azaltmak ve su tutulumunu arttırarak cilde daha dolgun ve genç görünüm vermek mümkündür.

Medikal estetik alanında en çok başvurulan temlerden birisi de Hyalüronik asit dolgular uygulamalarıdır. Yüzdeki ince çizgilerin giderilmesi veya yüze hacim kazandırmak için yıllardır kullanılan estetik dolgu uygulaması ile yüzdeki derin kırışıklar, çökük ya da sarkık yanaklar yok olur ve doğal yüz konturları geri döner.

Dolgu Uygulaması Nedir ?

Genetik özelliklerimiz ve yaşımız dış görünümümüzün en önemli parçası olan cildimizin genel özelliklerini belirler. Genetik mirasımızı çevresel faktörlerin olumsuz etkilerine karşı korumakta çoğu zaman yetersiz kalırız. Güneş ışığı, hava kirliliği, sigara, alkol ve kafein kullanımı, stres, uykusuzluk ve yanlış beslenme (C ve E vitamini eksikliği) cildin erken yaşlanmasına yol açan en önemli faktörlerdir. Yer çekimi, güneş hasarı, hormonlar ve yaşla birlikte ortaya çıkan, derin çizgileri düzeltmek, kırışıklıkları azaltma, cildi daha genç göstermek ve yüzü yeniden şekillendirmek için hyalüronik asit bazlı maddeler enjekte edilebilir.

Hyaluronik asit ile dolgu uygulaması süreklilik gerektiren bir tedavi metodudur ve istenen sonucu elde etmek için yıllık takipler gerekir. Etkinin uzunluğu kişiden kişiye değişir. Hyaluronik asit emilimi olan bir dolgu maddesidir. Kliniğimizde kullanılan hyaluronik asit preparatlarının emilimi yavaştır ve emilim boyunca ilk hacmini koruma özelliği vardır. Jel ne kadar konsantre ise daha çok su molekülü bağlayabilir. Sonuç olarak daha az dolgu maddesi materyali ile aynı hacim devam ettirilebilir. Dolgu maddesi tamamen erir ve dokuda artık bırakmadan emilir.

Kullanılan Dolgu Maddeleri Nelerdir ?

Dolgu maddeleri geçici, uzun süreli ve kalıcı maddeler şeklinde üçe ayrılabilir. Geçici dolgular arasında en sık kullanılanlar “hyaluronik asit” içeren dolgulardır. Kalıcılık süreleri 6 ay ile 2 yıl arasında değişir.

Uzun süreli dolgular arasında kalsiyum hidroksiapatit içerenler (Radiesse) ve poli-L-laktik asit içerenler (Sculptra) sayılabilir. Bu tür dolguların kalıcılıkları 2 yıl civarındadır.

Kalıcı dolgular ise plastik içerenler (Bioalcamid), metilmetakrilat içerenler (Artecoll) ve sıvı silikon içeren ürünlerdir. Bu dolgularda erime olmaz. Ancak yüksek risk içerdiklerinden kullanılmaları önerilmez.

Hyaluronik asit, en çok kullanılan dolgu maddesidir. Bu maddenin alerji riski oldukça azdır ve hyalurinaz denen bir madde ile anında eritilebilir. Kullanımı kolay ve geri döndürebilmesi açısından hem hastayı hem de doktoru koruyan bir dolgu maddesidir.

Hyaluronik asit insan vücudunda hücrelerin arasında yer alan bağ dokusunu oluşturan proteinlerden birisidir. Fayanslar arasında bulunan derz gibi düşünülebilir. Bu madde farklı yoğunlukta ve farklı kalıcılık sürelerinde üretilir ve tüketiciye sunulur.

Kaç Değişik Hyaluronik Asit Tipi Mevcuttur ?

Hyaluronik asit ürünleri genellikle beş tiptir:

1- Dolgu özelliği olmayan, ancak cilt altına uygulanarak cildin nemlenmesini ve dolgunlaşmasını sağlayan saf hyaluronik asit ürünleri,

2- Kaz ayakları, dudaklardaki dikey çizgiler gibi ince çizgilere uygulanan ince dolgular,

3- Burun-dudak çizgileri, dudak köşelerinden aşağıya inen Marionette çizgileri, kaşlar arasındaki kaş çatma çizgilerine uygulanan orta kalınlıkta dolgular,

4- Dudak şekillendirme için geliştirilmiş dudak dolguları,

5- Elmacık kemiklerini belirginleştirme, çene ucunu büyütme gibi amaçlarla kemiklerin hemen üzerine uygulanan derin ve kalın dolgular. Bu tür dolgular el gençleştirme amacı ile de kullanılırlar.

Dolgular kalınlaştıkça kalıcılık süreleri uzar. Derin dolguların kalıcılığı 2 yıla kadar uzayabilir. Orta kalınlıktaki dolgular genellikle 9 – 12 ay dayanırlar.

Dolgu Nerelerde Kullanılır ?

  • Nazolabial çizgiler (burundan dudak yan taraflarına uzanan çizgiler) Dudak kenarlarından aşağıya inen çizgiler
  • Dudak üstündeki mimik çizgiler (perioral çizgiler)
  • Derin sivilce ve yara izleri
  • Dudak dolgunlaştırma
  • Elmacık kemiği ve yanak
  • Dudak dolgusu; Zaman içinde dudaklar incelmeye, şeklini ve dolgunluğunu kaybetmeye başlar. Dudakları tekrar eski dolgunluğuna kavuşturmak için hyaluronik asit dolguları kullanılabilir.
  • Burun ve ağız çevresinde oluklar; Burun altından başlayarak dudak çevresine doğru genişleyen çizgi veya oluklar yağ dokusunun yön değiştirmesi nedeniyle ortaya çıkar ve hyaluronik asit dolgusu veya yağ dokusu ile doldurulabilir.
  • Yanaklar, şakaklar ve alt çene; Yağ dokusu azaldıkça bu bölgelerde sarkma ve incelme başlar. Yoğun hyaluronik asit dolgularla kolajen yapılandırdılar bu bölgelerde mükemmel sonuç verir.
  • Gözaltı torbaları ve çöküklüğü; Gözaltı torbası, burun köprüsünün altı ile alt göz kapağı hizasından başlar ve yanaklara doğru genişler. Hyaluronik asit ile tedavi edilebilir.
  • Daha dengeli bir çene; Yaşı ilerledikçe çenesi küçülür ve geri çekilir. Kısa süre kalıcı çözümler için çene hattına hyalüronik asit dolgusu yaparak kaybolan görüntüyü geri kazanırsınız. Dolgular çene kemiğinin ön ve arkasından enjekte edilerek, çene hattı yumuşatılabilir ve daha orantılı bir çene elde edilebilir. 18 aya kadar etkinliği olan hacimlendirici dolgularla yüz ovalinin belirginleşip. yüze çekici ifade veren ters üçgene sahip olunmasını sağlayabilir.
  • Kaşları kaldırır; Kaş bölgesi için Üst göz kapağını ya da düşük kaşları hyalüronik asit dolgu ile kaldırıla biliniyor. Kaş bölgenize dolgu enjekte edildiğinde kaşlarınız yukarı kalkar ve daha genç bir görünüm elde edersiniz.

Uygulamasında Herhangi Bir Yan Etkiyle Karşılaşabilir Miyiz ?

Çok nadir de olsa dolgu maddesine karşı alerji gelişebilir. Geçici zedelenme, şişme, kızarma oluşma ihtimali vardır. Deneyimli ve uzman hekimle yapılan dolgu uygulamalarda yan etki kontrolü mümkündür.

Hamilelik ve emzirme sırasında kullanım ile ilgi herhangi bir çalışma yoktur. Cilt enfeksiyonu, alerjik hastalığı olanlar, kanama pıhtılaşma sorunu olan veya antikoagulan tedavi alanlar ve keloid gelişimi hikayesi olanlarda bu uygulamanın yapılması tercih edilmez. Enjeksiyon yapılacak alana daha önceden uygulanmış kimyasal peeling veya diğer işlemler hakkında doktorunuzu bilgilendirmeniz gereklidir.

 

Follow by Email
Facebook
Google+
Twitter
YouTube
LinkedIn
INSTAGRAM