İletişim : 0212 234 44 02-03 - 0533 456 44 79

screen-shot-2016-12-24-at-18-21-14

Kleopatra’nın İlk Estetisyen Olması

Kozmetiğin vücutta ve özellikle ciltte sağlık, koruyucu, dekoratif, ruhsal ve estetik bakım olarak kullanılması iki ana kaynaktan meydana gelmiştir. Kozmetiği dekoratif olarak kullanmaya başlayan ilk insanlar çoğunlukla güneydoğu bölgelerinde yaşayan Mısırlılar, Babiller, Mezopotamyalılar ve Hintlilerdir. Bu toplumlar o zamanlar ya diğer insanlardan farklı görünmek ya da bayram ve özel günlerde kendilerini süsleyerek ve boyayarak güzel görünmek istedikleri için kozmetiği kullanmışlardır. Bu toplumların bazıları temizlenme seremonileri düzenlerlerdi. Özellikle dini törenler öncesi tapınaklara ayak basmadan önce tüm kirden ve tozdan arınarak, günlük sıkıntılarından, dertlerinden tamamen kurtulup tertemiz olmak onlar için çok önemliydi. Bu seremonilerde, gerçek veya sembolik yıkanmalarla vücutlarını arındırırlardı (özellikle el ve ayak temizliğine çok önem verirlerdi). Güzel, hoş kokulu yağlar ve kremler sürerek kendilerini daha iyi ve güzel bir varlığa dönüştürürlerdi.

Kozmetiği sağlık amacıyla insan bedeninde kullanma fikrini tıp zaten o devirlerde benimsemişti. Kozmetik tıbbın bir parçası olmuştu. Milattan 100 yıl öncesinde rahip doktorların tedavilerde kullandıkları tıbbi ilaçlar, banyolar, kremler, nefes alma yöntemleri, jimnastik, masajlar, maskeler ve buna benzer başka bir sürü tedavi usulleri günümüz kozmetiğine kadar gelmiştir. Görüyoruz ki eski çağlardan beri tıp ve kozmetik insan sağlığında birbirinden ayrılmaz iki unsur olmuştur. Bu düşünceyi eskiden kalma birçok tıbbi yazıdan anlayabiliyoruz. M.S ilk yüzyıl, içerisinde Yunanlı tıp doktoru Kriton kozmetik hakkında 4 adet kitap yazmıştır. Bunu devam ettiren, Galen (M.S 153-201) yazılarında doktorlara kozmetik ürünler tavsiye etmiştir. Tavsiye ettiği kozmetik formüllerinin pek çoğu günümüzde krem firmaları tarafından halen kullanılmaktadır. Galen’in yaşadığı devirde 2 kişiye gerçek estetisyen unvanı verilmiştir. Elephantis ve Kleopatra tarihin en eski ve bilinen estetisyenleriydi. Kriton ve Galen’in, yazıları yüzyıllar boyu başka bilginler tarafından desteklenmiş ve bu bilgiler Bizanslı Araplara kadar ulaşmıştır. Bugün bile eczaneler için hazırlanan bütün Farmakoloji kitaplarında kozmetik reçetelerine rastlamak mümkündür. Burada gülsuyu, şeftali suyu, değişik bitki tonikleri, hoş kokulu krem ve merhemler, zencefil ve tarçın içeren aromatik şarapları, keçi sütü ve birçok başka biyolojik kozmetikler tarif edilmiştir. Babil’de bulunan bu Yapılan ilk merhemin reçetesine Ebers Papirüsü’nde rastlanmıştır. Saçları uzatmaya yarayan bu merhem Milattan 300 yıl önce, Firavunun birinci hanedanından Teta kralının annesi tarafından hazırlanmıştır.toprak tabletten; milattan 1800 yıl önce selvi ve mürüssafi ağaçlarının yağının ithal edildiği anlaşılmaktadır. Bu tablet esans ticaretinin 4000 yıl öncesine dayandığını kanıtlamaktadır. Kozmetik müstahzarlarının ilk kez insanda kullanıldığı kanıtlanmıştır.
Mısır Firavunu Keops’un annesinin mezarı kazıldığında çeşitli hazineler bulunmuş bunların arasında güzellik müstahzarları ile dolu bir kutu ele geçirilmiştir. Pudra ilk olarak M.Ö 2500 yıllarında Mısır ve İran’da ortaya çıkmıştır. Cildi beyazlaştırmak için bazı maddeler karıştırılarak, yüze sürülmüş ve bu karışıma talak denmiştir. Bugünkü talk kelimesi talaktan gelmiştir.
Eski Mısırlılar’ın yüzlerine alçı sürerek beyazlaştırdıkları, Kleopatra’nın da yüzüne bol pudra sürdüğü bilinmektedir. Orta çağda yüze soluk bir renk sağlamak için pudra sürülürdü. Zamanla alçı yerine buğdaydan elde edilen nişasta kullanıldı. Daha sonraları ise pudra pirinçten elde edilmeye başlandı. Fransa Kralı 15.Lui zamanında erkek, kadın, çoluk, çocuk herkes yüzüne hatta başına geçirdiği perukaya pudra sürerdi. Kozmetiğin, vücudun ve cildin sağlığını koruyan bir unsur olarak görülmesi 16.Yüzyılda biraz daha geri plana itilmişti. Bu devirde kozmetik için karanlık bir çağ başlamıştı. 19.Yüzyılda Hufelant ‘Makrobiyotik’ ya da ‘İnsan Ömrünü Uzatma Sanatı’ isimli kitabı ile kozmetiği cilt kültürü olarak yeniden ön plana çıkarmıştır. Doğal bilimciliğin zaferi ile birlikte o zamana kadar edinilen bilgiler 19. Yüzyılın ortasından itibaren bugüne kadar çeşitli tedavilerle, elektrik ve ışınların kullanımı ile aynı zamanda masaj, diyet ve vitaminlerin etkisi ile kozmetiğin alanı daha da zenginleştirilmiş, kozmetik yeniden doğmuştur. Buna öncülük eden ilk kozmetolog Hufelant’tan sonra Avusturyalı doktor Frank, ve Alman eczacı Trommsdorf olmuştur.
Follow by Email
Facebook
Google+
Twitter
YouTube
LinkedIn
INSTAGRAM