İletişim : 0212 234 44 02-03 - 0533 456 44 79

All Posts in Category: Genel

cocuk1

Çocuk Estetiğinde Doğru-Yanlışlar

Çocuklarda, doğumdan itibaren görülen rahatsızlıklar estetik operasyonlarla tedavi edilebiliyor. Kepçe kulak, sünnet, yarık dudak ve yarık damak gibi rahatsızlıklarda estetik operasyonlar kalıcı çözüm sağlıyor.

Türkiye, dünyada estetik uygulamalarının en çok yapıldığı ülkelerin başında geliyor. Estetik ve plastik cerrahide teknoloji, uzman ve sistem açısından dünyadaki en iyi alternatiflerden biri olsak da, hala bazı yanlışların önüne geçilemiyor ne yazık ki. Çocuklarda, doğumdan itibaren görülen en sık hastalıklarla nasıl başa çıkılmalı, ne zaman ameliyat olmalı ya da cerrahi müdahaleye ihtiyaç var mı…

Çocuklarda görülen ve estetik operasyonlar
Türkiye’de doğumdan itibaren çocuklarda gördüğümüz en sık rahatsızlıklar, kepçe kulak, yarık dudak, burunda şekil bozukluğu, el/parmak deformiteleri, yüzde doğumsal lekeler, göz kapağı düşüklükleri, aksesuar memebaşı ve aksesuar aksiller meme, sünnet sonrası deformasyonlar ve yüzde yaralanmalar. Bu estetik problemler her yaşta çocukta görülebiliyor, ancak asıl sıkıntı çocuk okul çağına gelince başlıyor. Çünkü, diğer çocuklar tarafından alay edilme nedeni olarak kullanılabiliyor ve bu durum çocuklarda ciddi psikolojik sorunlara yol açabiliyor.

Çocukla alay ediliyorsa…
Bazı rahatsızlıklar için alternatif yollar var, ancak en sık görülenlerden göz kapağı düşüklüğü, kepçe kulak, yarık dudaklar, el deformasyonları gibi sorunlarda cerrahi müdahale şart.

Türkiye’de anne babaların çocuk estetiğine bakışı
En sık görülen ve müdahale ettiğimiz sorun, kepçe kulak ve yarık dudak rahatsızlıkları. Bu konuda doğru bilinen yanlış çok. Ebeveynlerin, çocuğun yaşı, psikolojisi ve fiziksel durumunu çok iyi tespit edip, en doğru zamanda iyi bir plastik cerrah ile bir araya gelmesi gerek. Aksi halde, ömür boyu taşınacak olumsuz durumlar ortaya çıkabilir.

Çocuklarda müdahaleye ihtiyaç duyulan hastalıklar

1- Kepçe Kulak
Çocuklar kulak şekil bozukluğu ile ilgili en büyük sıkıntıyı yaşayan gruptur. Okul çağındaki çocuklara genellikle akranları tarafından “çanak anten”, “kepçe”, “miki fare” gibi lakaplar takılır ve alay konusu olurlar.
Bu yüzden söz konusu olan kepçe kulak ameliyatı ise, ben “ne kadar erken, o kadar iyi” diyorum. Bazı bebekler hiç istemesek de, kulaklarında kepçelikle doğabiliyor. Bebeklerde kepçe kulak sorunu varsa genelde anne baba hemen bandaj veya kulaklarını geri yatıracak bir şey ile kulakları geri atmaya çalışıyor. Bize sorduklarında “tamam, deneyin” diyoruz. Ama tıbben o kulakların düzelmesi çoğu zaman mümkün değil. Fakat ilerleyen yaşlarda anne ve babanın keşke deneseydik, belki düzelirdi dememeleri için bu uygulamalara izin veriyoruz. Bebekler daha kıkırdak oluşumunu tamamlamadıkları için ameliyat olamayacağından çocuğun ebeveyni ile yapılacak görüşmede rekonstrüksiyonun yapılacağı yaşı belirliyoruz. Müdahalenin genellikle çocuk okula başlamadan bitirilmesi, çocuğun okulda yaşacağı travmayı engellemek için idealdir. Ancak önemli bir nokta daha var; ameliyat öncesinde bu durum çocuğa mutlaka anlatılmalı ve onun da onayı alınmalıdır.

2- Yarık Dudak, Yarık Damak (Doğuştan Anomaliler)
Dudak ve damak yarığı en sık rastlanılan doğumsal defektlerdendir. Yüz yarığı olan her yenidoğan, diğer anomaliler açısından da değerlendirilmelidir.

 Doğumdan hemen sonra benzer yarıkların araştırılması tedavinin şekillendirilmesinde önemli rol oynar. Doğumdan sonraki herhangi bir zamanda, dudak onarımı gerçekleştirilebilir. Genel olarak çoğu onarım 10’lar kuralına göre planlanır: 10 haftalıkken, 10 pound (5kg) ağırlığındayken ve 10 gram kan hücresine (hemoglobin) sahip ise… Sonraki işlem ise, burunun onarımı ya da yara izini düzeltmek için yapılan estetik müdahale olabilir. Yüzde belirgin bir şekilde belli olduğundan, dudak şekil bozukluğu ne kadar erken tedavi ettirilirse o kadar iyidir.

3- Burunda Şekil Bozuklukları
Çocuklar yetişkinlere göre burun estetiği konusunda son derece farklı bir ihtiyaca sahiptir. Ebeveynler asla, çocuklarında burun estetiğini keyfi olarak yaptırmamalı. Çocukta burun estetiği, herhangi bir ciddi yaralanma sonucunda çocukların burun ve yüz gelişimine etki etmemesi için yapılır. Çocuklarda kemik yapısı ve kıkırdak doku oturmadığı için ufak kazalarda dahi burun bölgesinde kalıcı hasarlar oluşabilir. Bu hasarları estetik operasyon ile onarabiliyoruz. Ancak yine de, bu müdahale bile son derece hassas ve titiz bir şekilde yapılmalı. Çünkü çocuğunuzun burnunu düzeltmek isterken, henüz oturmamış kıkırdak dokunun yanlış operasyonlarla deforme olmasına neden olabilirsiniz. Bu da, onarılması güç ve çocuğun gelişimini engelleyen sonuçlar doğurabilir.

4- Göz Kapağı Düşüklükleri
Göz kapakları çok hassas mekanizmalardan oluşur. Doğumla birlikte göz kapağı mekanizmalarında oluşan herhangi bir bozukluk, örneğin, göz kapağındaki kasların yeterli liften yoksun olması, göz kapaklarını kaldıracak esnekliğe ve güce sahip olmaması gibi nedenler doğuştan göz kapağı düşüklüğü hastalığına yol açar. Ancak buradaki kritik soru şu: Bu düşüklük görmeye engel mi değil mi? Görmeye engel olacak bir durum yoksa işlem yapılmadan takibe alınmalı. Çünkü bebeklerde 1 yaşından sonra bu lezyonlar küçülür. Görme duyusu etkilenmediği sürece çocuğunuzu hemen tedavi ettirmeyi düşünmeyin. Bebeğinizi altı ayda bir, dört yaşına kadar göz muayenesinden geçirin. Bu döneme ulaşmış çocukta sıkıntının durumuna göre kapak ameliyatına karar verilebilir. Görme duyusunda azaltma, aşırı psikolojik sorunlar durumunda ameliyat dışında başka yapılacak tedavi yoktur. Bu tedaviyi de yine, okul öncesi dönemde öneriyorum.

5- El Deformasyonları
Çocuklarda görülen el rahatsızlıkları, bilinen adları ile perdeli parmaklar (sindaktili), fazla parmak (polidaktili), tetik parmak (trigger finger), başparmak eksikliği, kısa parmaklar ve eksik parmaklardır. Bu el rahatsızlıkları da, sıkça kullanılan ve göz önünde olan bir organ olması sebebiyle çocuğun psikolojisini olumsuz yönde etkiliyor. Ayrıca, ileride seçeceği mesleğini etkilemesi açısından da mühim bir konu. Yine okul çağına gelmeden, plastik cerrahi ile bu deformasyonlar düzeltilebilir ve parmaklara, ellere belirgin fonksiyonel kapasite kazandırabilir.

6- Sünnet
Gelecekte çocuğun ruh ve beden sağlığını yakından ilgilendiren önemli bir cerrahi bir girişim. Ne yazık ki ülkemizde hala bu işlem çoğunlukla, tıp doktoru olmayan ‘sünnetçiler’ tarafından yapılıyor. Ebeyenlere şunu hatırlatmak isterim, hiçbir cerrahi işlem basit değildir ve bazen istemediğiniz karmaşık bir hale gelebilir. Bu nedenle sünnet de; küçümsenmeden, cerrahi ilkelerinden ödün verilmeden yapılmalıdır. Çünkü uygun cerrahi ile yapılmayan sünnet, çok ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Eğlence için sınırsız masraf yapmak yerine, bu işlemi konusunda uzman birine yaptırın. İlerde çocuğunuzun cinsel organında ortaya çıkabilecek şekil bozuklukları, cinsel hayatını olumsuz yönde etkileyebilir. Bu müdahaleyi gelenekselleştirmeden, tıbba başvurarak ele almanız, çocuğunuzun geleceği için çok önemli.

7- Aksesuar Meme Başı
Genellikle vücudunda fazla memesi ya da meme başı olan kişiler bunu genellikle çok küçük oluşu ve tam meme formunda olmaması nedeniyle ben veya leke olarak algılarlar. Bunun bir aksesuar meme ya da meme başı olduğunun çoğunlukla farkında bile değillerdir, ta ki uzman bir doktor, memesinin altında bulunan bu oluşumun ne olduğunu ona anlatana dek. Doğumsal bir kalıntı olan fazla meme veya meme başı, henüz anne karnındayken oluşur. Seyrek olarak bir bebeğin fazladan bir ya da daha çok meme/meme başının olduğu görülebilir. Kasıktan koltukaltına kadar uzanan süt yolu denilen bir çizgi boyunca çok sayıda meme hücremiz vardır. Kasıktan koltuk altına kadar uzanan süt yolundaki hücreler eğer beklenen gerilemeyi göstermezse, “aksesuar meme” de denilen üçüncü meme oluşur. Fazla meme başları genellikle göğüs bölgesinin çevresinde yer alsalar da ara sıra da boyunda, sırtta, kalçada ve vulvada bulundukları da gözlenmiştir. Aksesuar meme dokularının tümörlere dönüşme riskleri vardır. Bu nedenle politeli bulunması durumunda eşlik eden bir bozukluk olup olmadığının incelenmesi gereklidir. Bu lezyonlar kozmetik ve psikolojik sorunlar yaratabilirler. Çok büyük olanları kozmetik bir problem teşkil ederken, ufak olanlarının sıklıkla farkına bile varılmaz, her iki durumda bir sağlık problemi değildir. Böyle bir durum söz konusu ise bebeklik ya da ilk çocukluk döneminde hiçbir şey yapılamaz. Ancak, çocuk ergenlik dönemine erişince estetik nedenlerle ameliyat yapılabilir.

 

Yazı : http://kadin.mynet.com/yazarlar/saglikli/op-dr-evrim-uckunkaya/25419-cocuk-estetiginde-dogru-bilinen-yanlislar.html

Detaylı Bilgi
memedeben

Ben sandığınız şey aksesuar meme olabilir!

20141114120423!NTV_logosu

Yunan mitolojisinde doğurganlığı ve bereketi simgeleyen Artemis’de olduğu gibi memenin çoğul oluşu, politeli olarak adlandırılıyor ve sorun, meme hastalıklarının en az bilinen türü.

Artemis, Yunan mitolojisinde aslında vahşi doğa, avcılık ve ay tanrıçasıydı ancak sonraları farklı şekillerde yorumlandı. Örneğin Efes’te olduğu gibi, göğsünde çok sayıda meme bulunan, üremenin sembolü bir tanrıça olarak kabul edildi.

Plastik, Estetik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Evrim Uçkunkaya, Artemis’teki gibi çoğul memenin, hem kadınlarda hem de erkeklerde %1 oranında görülen bir anomali olduğunu söylüyor.

İkiden fazla meme başı olması, aksesuar meme, çoğul meme veya politeli olarak adlandırılıyor. İkiden fazla meme dokusunun olmasına ise polimasti deniyor. Her iki anomalinin de meme çizgisi boyunca herhangi bir yerde olabileceğini belirten Dr. Uçkunkaya, anomali hakkında şu bilgileri veriyor: “Vücudunda fazla memesi ya da meme başı olan kişiler bunu genellikle çok küçük oluşu ve tam meme formunda olmaması nedeniyle ben veya leke olarak algılar.

Bunun bir aksesuar meme ya da meme başı olduğunun çoğunlukla farkında bile değillerdir. Aksesuar meme başı en sık normal meme yerleşiminin hemen altındaki bölgelerde, aksesuar meme ise en çok koltuk altında görülür.”

Aksesuar meme başının erkek ve kız çocuklarında eşit sıklıkta görüldüğünü, aksesuar memenin ise kızlarda daha fazla olduğunu belirten Uçkunkaya, sorunun nasıl geliştiği hakkında ise şunları söylüyor:

ntv-haber“AKSESUAR MEME, SIRTTA VE KALÇADA DA OLABİLİR”

“Kasıktan koltukaltına kadar uzanan süt yolu denilen bir çizgi boyunca çok sayıda meme hücremiz vardır. Buradaki hücreler beklenen gerilemeyi göstermezse, aksesuar meme oluşur.

Fazla meme başları genellikle göğüs bölgesinin çevresinde yer alsalar da boyunda, sırtta, kalçada ve vulvada bulundukları da gözlenmiştir.
Aksesuar meme ve meme başı dokuları genellikle ergenlik dönemi ya da gebeliğe kadar belirti vermezler. Bu dönemlerde hormonların etkisi ile büyürler. Belirginleşip ağrıya neden olabilirler.”

TÜMÖRE DÖNÜŞEBİLİR!

Dr. Uçkunkaya’nın verdiği bilgiye göre, aksesuar meme başına renal agenezi (böbreğin doğumsal yokluğu) ve aksesuar böbrek gibi böbrek anomalileri, doğumsal kalp hastalıkları, epilepsi ve kulak anomalileri eşlik edebilir. Aksesuar meme dokularının tümöre dönüşme riskleri de var. Bu nedenle politeli bulunması durumunda eşlik eden bir bozukluk olup olmadığı mutlaka incelenmeli.

NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Op. Dr. Evrim Uçkunkaya, politeli bulunmayan lezyonlardan çok büyük olanlarının kozmetik problem yarattığını, küçük olanların ise farkına bile varılmadığını söylüyor, “Her iki durum da sağlık sorunu değildir. Bunlara bebeklik ya da çocukluk döneminde hiçbir şey yapılamaz. Ancak ergenlik döneminde estetik nedenlerle ameliyat yapılabilir” diyor.

Yazı : http://www.ntv.com.tr/saglik/ben-sandiginiz-sey-aksesuar-meme-olabilir,5nmEvb25FkWipM2IwxXhwQ

Detaylı Bilgi
ameliyatsizestetik

Çözümsüz sanılan yanık izlerine kökten çözüm !

starAmansız hastalıkların tedavi umudu olan kök hücre ağır yanık vakalarında deriyi eski haline döndürmek için de kullanılıyor. Uzmanlar kök hücre nakli ve yağ transferiyle ciltteki hasarı gideriyor.

Bazı kanser türleri ile kimi nörolojik hasarlarda yüz güldüren sonuçlar yaratan kök hücre tedavileri, estetik cerrahide de son yılların en çok kullanılan tekniklerinden biri haline geldi. Estetik cerrahide yaşlanmaya bağlı doku erimeleri ve kırışıklık tedavisi amacıyla kullanılan kök hücre, yanık izlerinde de mucizeler yaratabiliyor. İleri derecede yanık izleri için, ameliyat ve diğer girişimsel yöntemlerin yerini yavaş yavaş kök hücre tedavileri almaya başladı.  Estetik Plastik ve Rekonstüktrif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Evrim Uçkunkaya, yaralanma sonrası derinin hücresel yapıtaşlarını yitirdiğini söyleyerek “Bunların iyileştirici etkisi de ortadan kalkıyor. Kök hücre tedavisi ve yağ transferi ile izlerin yumuşatılması ve kök hücreler sayesinde derinin estetik olarak daha iyi görünmesi sağlanıyor. Zira üst deri yanık izlerinden temizlense bile alttaki tabakanın sorunlarından dolayı deformasyonlar farkedilebiliyor. Deri altına yönelik olan bu ek tedaviler sayesinde burada yer alan sorunlar da gideriliyor ve hastanın estetik açıdan yaşadığı sorunların önüne geçiliyor” diyor.

Hassas bölgelerde de etkili

Kök hücreler en çok yağ hücreleri içinde yoğun olarak bulunuyor. Estetik cerrahideki kök hücre tedavisinde kişinin kendisinden alınan yağ hücreleri özel olarak ayrıştırılıyor, yine kişinin kanından hazırlanan ve büyüme hormonlarını içeren kısım bu yağ hücrelerine ilave edilerek mevcut kök hücre aktivitesi mümkün olan en üst seviyelere taşınıyor. Daha sonra bu ‘karışım’ özel iğneler yardımıyla hasarlı deri altına enjekte ediliyor. Bu işlem sonrası deride gözle görülür iyileşmeler ortaya çıkıyor. Dr. Uçkunkaya, bu yöntemin sadece düz bölgelerde değil, parmaklar, eller, göğüs ve meme çevresi gibi hassas noktalarda da uygulanabildiğini vurgulayarak “Ayrıca saç, sakal bıyık gibi tüylü bölgelerdeki kayıplarda geri dönüş de sağlanabiliyor. Yanık izlerinde kök hücre tedavileri özellikle orta yaş ve sonrası için alternatif bir yöntem. Çünkü çocuklar ve gençler, genç hücreleri sayesinde yaralandıklarında çoğu zaman hızlı iyileşiyor. Ancak, ileri yaşlarda kök hücreler hem yaşlandığı hem de sayıca azaldığı için iyileşmelerde gecikmeler oluyor” diye konuşuyor.

Yazı : http://haber.star.com.tr/saglik/yanik-izlerine-kokten-cozum/haber-987170

Detaylı Bilgi
estetik-kulak

Estetikte yeni akım: Kulak arkasından gençlik aşısı

Fibrocell uygulamasında hastanın kendi hücreleri laboratuvar ortamında çoğaltılarak geri veriliyor.

Ameliyatsız gençleşme tekniklerinde en son gelişme Fibrocell uygulaması. 35 yaşın üstündeki herkese yapılabilen Fibrocell uygulaması, tamamen cildin dokusunu iyileştirmeye yönelik bir işlem. Kulak arkasından alınan 3 mm çapındaki bir doku örneğinin laboratuvar ortamında işlendikten sonra kişiye tekrar verilmesi ile gerçekleştirilen işlem, uzun süren etkisi sebebiyle diğer uygulamalara üstünlük sağlıyor. Fibrocell uygulamasını kısaca, “Hastanın kendi fibroblast hücrelerinin çoğaltılarak tedavi amaçlı kullanılması tekniği” olarak tarif eden Evrim Uçkunkaya,  “Kulak arkasından alınan biyopsiden, gelişmiş teknolojilere sahip laboratuvar şartlarında fibroblast hücreleri üretilir. 4 hafta sonunda, fibroblast hücreleri uygulamaya hazır hale gelir. Uygulama 3 seans halinde yapılır ve her seansta hastanın cildine 20-40 milyon arası fibroblast hücresi enjekte edilir. Toplamda hastanın cildine ortalama 100 milyon fibroblast hücresi verilmiş olur. Uygulama sayesinde cilt sıkılaşmakta, elastikiyeti artmakta ve yaşlanması gecikmektedir. Yüz, boyun, dekolte bölgesine ve istenirse el derisi gibi başka bölgelere de uygulanabilmektedir” diyor.  Bu yöntemde 25 yaşından sonra azalmaya başlayan ve bu sebeple kırışıklığa ve sarkmaya sebep olan ibroblast hücrelerinin yerine konulduğunu belirten Dr. Uçkunkaya, “Fibrocell, yüz gençleştirme operasyonlarında kullanılmasının yanı sıra akne ve suçiçeği izlerinin kapatılmasında, yanık, geçirilmiş cerrahi ya da travmaya bağlı oyukların kapatılmasında, kellik tedavisinde de kullanılmaktadır” diye konuştu.

KULLANIM ALANI GENİŞ

Fibrocell, gençleşme, yanık, akne ve suçiçeği izlerinin kapatılmasında, ve saç dökülmesi tedavisinde kullanılıyor. 

Yazı: http://www.eurovizyon.co.uk/saglik/estetikte-yeni-akim-kulak-arkasindan-genclik-asisi-h35785.html

Detaylı Bilgi
zayiflaaegzersizi

Yaz Gelmeden Güzelleşin

Yaz mevsimi yaklaşıyor, deniz ve güneşi güzel bir vücutla karşılamak isteyenler ise muhtelif yöntemlere başvuruyor. Estetik cerrahi de bunlardan biri. Plastik, Estetik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Evrim Uçunkaya, estetik operasyonlara başvurmadan evvel bilinmesi gerekenleri anlattı.

“KİMYASAL PEELING İÇİN YAZI BEKLEMEYİN”

Bir önceki yazdan kalan bütün lekelerden, UV ışınlarının fena etkilerinden, hatta sivilce lekelerinden kışın güneş yokken kurtulmak gerektiğini belirten Op. Dr. Evrim Uçkunkaya, “Cildinizi UV ışığının etkilerinden, yel ve tuzun dövme etkisi gibi cildin altına işleyerek yarattığı lekelenmelerden arınmak ve bir sonraki sezona lekesiz ve daha canlı bir ciltle girmek için peeing yapılmalı. Botox, dolgu, fibrocell ve mezoterapi gibi cildin alt katmanına etkisi olduğu için bu uygulamaların sezonu yoktur. Sadece uygulandığı gün güneşe çıkmamak yeterlidir. Ancak yaza daha dinç ve sağlıklı bir ciltle girmek için bu uygulamaların da mayıs ayı ortalarında yapılması daha iyidir” dedi.

FORMA GİRMEK İÇİN BİLMENİZ GEREKEN 12 EGZERSİZ

“AMELİYATIN SEZONU YOKTUR ANCAK…”

Estetik amaçlı olsun ya da olmasın, ameliyatın sezonu olmadığını söyleyen Op. Dr. Uçkunkaya, ameliyat zamanının kişinin hayat tarzına bağlı olduğunu belirtti: “Dünyada hem çok iyi cerrahların bulunduğu hem de hastaların sezon dinlemeden ameliyat oldukları memleket, Brezilya’da plastik cerrahi ameliyatları sezon tanımadan yapılıyor. Yani aslında ameliyatın ne vakit yaptırılacağı, kişinin nasıl bir yaşam tarzı olduğuna bağlı olarak değişir. Bizse çoğunlukla yazları Ege ve Akdeniz’de geçiren bir toplumuz. Dolayısıyla hastalarımız daha çok, denize girip giremeyeceği konusunda endişeli oluyor.”

GENÇLEŞMEDE ‘DOĞAL’ YENİLİKLER

Op. Dr. Uçkunkaya, vücutta yapılan her ameliyattan sonra 4-6 hafta ağır aktiviteden, yaz döneminde ise yüzme ve su sporlarından ırak durmak gerektiğinin altını çizerek, “Ameliyat olduğunuzu varsayalım; 4-6 hafta yüzmüyorsunuz ancak ameliyattan 3 hafta sonra ağır aktiviteler olmadan, denize girip çıkmanız serbest. Ayrıca ameliyatlarda konulan plasterler su geçirmez, aynı plasterlerle haftalarca duş da alıyorsunuz. Bunun haricinde, yara izlerimiz mayomuzun altında oldugu sürece de problem yok. Yara yerleri duygulu doku olduğu için her vakit cildin geri kalanı ile karşılaştırıldığında kızarmaya, şişmeye ve güneş/solaryum gibi UV ısınlarından renginde koyulaşmaya daha meyillidir” şeklinde konuştu.

ESTETİK SONRASI ŞAŞIRTAN DEĞİŞİM

“MAYIS SONUNDA İŞLEMLER BİTMELİ”

Genellikle bütün gövde ameliyatlarından sonra 4-6 hafta korse giyilmesi gerektiğini bildiren Op. Dr. Uçkunkaya, “İşte aslında temel sıkıntılardan biri burada başlıyor. Bu korseleri çıkartmamanız gerekiyor. Bu şekilde sahili ve denizi unutabilirsiniz. Ayrıca yapılan ameliyatın türüne bağlı olarak hareketlerde de kısıtlılık laf konusu olabilir. Yüz ya da göz ameliyatı olduğunuzu varsayalım, gene büyük bir problem karşınızda: Güneş! Güneş ışığına karşı daha duygulu ve duyarlı olmalısınız. Güneş gözlüklerine ihtiyacınız mevcut. İkinci büyük problem da sıcak! Sıcak bütün dokularda ödeme neden oluyor, nyani gövde su tutuyor ve şişiyor. Ameliyattan sonra bizlerin isteği, ilk hafta kesintisiz buz ve soğuk hava… Böylece, bütün dokularda oluşan şişlikler iner, ödem gider, dokular rahatlar ve gerginlik hissi azalır” dedi.

Op. Dr. Uçkunkaya, ameliyat sonrası dönemi rahat bir şekilde geçirdikten sonra yaza kısıtlamalar olmadan girmek için çehre ya da gövde ameliyatlarının en geç mayıs sonuna kadar bitirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Yazı : http://www.aktifmedya.com/saglik/yaz-gelmeden-guzellesin-h453570.html

Detaylı Bilgi
estetikcerrah

Dr. Evrim Uçkunkaya: ‘Ünlülerden etkilenen estetikçilere koşuyor’

Dr. Uçkunkaya: “İnsanın aynaya baktığında görüntüsünden mutlu olması gerekir. Eğer bundan dolayı bir mutsuzluk yaşıyorsa estetik cerrahi devreye girer’

Bir dönem sadece göz önünde olan sanatçıların yaptırdığı estetik müdahaleler, artık asgari ücretle çalışan kişilerin bile daha genç, daha iyi ve daha güzel görünebilmek için başvurduğu işlemler haline geldi. Bedeninde herhangi bir yerden memnun olmayanlar bütçesine göre bir yöntem seçerek rahatlıkla estetik bir müdahale yaptırabiliyorlar. Sadece yüzle kalmayıp vücudumuzdaki her organa yönelik bir estetik müdahalenin ortaya çıktığı günümüzde, estetik ameliyatlara ve botoks, dolgu gibi birçok yöntemi kapsayan medikal estetiğe talep neden bu kadar arttı? Estetik cerrahisi her isteyene yapılmalı mı? Hangi yaş grubunda hangi işlemler yapılmalı? Çoğu kişinin güzellik merkezlerinin kapısını aşındırmaya başladığı yaz dönemi öncesinde  “doğru estetik müdahale” yaptırılabilmesi için bu sorular Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Evrim Uçkunkaya’ya yönelttik. Opr. Dr. Uçkunkaya, estetik cerrahinin yanı sıra mikro cerrahi, el cerrahisi ve yanık cerrahisi konusunda da başarılı bir uzman. Uzun yıllar Almanya Köln’deki St.Agatha-Hospital’de mikro cerrahi ve el cerrahisi yapan Uçkunkaya, geçtiğimiz yıl Türkiye’ye dönerek Acıbadem Maslak Hastanesi’nde çalışmaya başladı.
Gençliğe ve güzelliğe bu kadar düşkün hale gelmemizin ve belki de hiç düşünmeden bedenimize müdahale ettirmemizin sebebi nedir? Televizyon, internet gibi medya organlarının etkisi var mı? 
Bunun en önemli sebebi cerrahi ve cerrahi olmayan tekniklerin gelişmesiyle birlikte, çok kısa sürede gençlik ve güzellik vaat eden medikal estetik maddelerin kullanılmaya başlanması. Talebin artmasında elbette medyanın rolü büyük. İnsanlar televizyon, internet ve renkli magazinden çok etkileniyorlar. Öyle ki, hepimiz bazen gerçek olamayacak kadar güzel ve gösterişli görüntülere bile inanabiliyoruz. Bu görüntüler kişi de “ben de böyle görünmek istiyorum” duygusu uyandırıyor.

Ünlülere benzemek isteğiyle gelen var mı? Örneğin kadınlar için yüzünün güzelliğiyle Angelina Jolie, vücudunun güzelliği ile Jenifer Lopez “rol model” olarak alınır. Hatta bir yerde Kim Kardashian’a benzemek için 150 bin dolar harcayan bir erkekle ilgili haber okumuştum. 
Büyük bir çoğunluk ne istediğini bilerek gelir. Yalnız kafasında oluşturduğu bir fotoğrafla gelip “Ben bunu istiyorum siz ne düşünüyorsunuz?” diyenler de oluyor tabi. Onlara verebileceğim cevap “Hiçbir şey düşünmüyorum. Sizin ne istediğiniz önemli” oluyor. Tabii bir magazin ünlüsüne benzemek isteyenler de var. Bu şekilde talepleri olanlara bunun her zaman mümkün olmayacağını söylüyorum. Çünkü insanın vücut yapısında yaşadığı iklimin etkisi çok büyük. Kuzey Avrupa insanı ile Asyalı kişinin vücut özellikleri aynı olamaz. Ayrıca örnek gösterilen kişinin ırkı, DNA’sı, anası babası çok farklıdır. Öte yandan kendi ülkemize bile baktığınızda bölgeler arasında farklılıklar var. Gerçekten benzetebilmek için o insanı komple değiştirmek gerekir ki bu da mümkün değil.
Herkes elinde bir fotoğrafla gelmiyor herhâlde değil mi?
Elbette değil. Özellikle estetik cerrahide doğru hasta diye bir kavram var. Bize gelip “Aynaya baktığımda kendimi çok güzel buluyorum fakat göğüslerim büyük, bu benim iç dünyamı yansıtmıyor” diyen de var. İşte bu kişi doğru hastadır. İnsanın kendi organlarından memnun olması, kendi uzuvlarıyla mutlu ve barışık olması gerekir. Estetik ve rekonstrüktif cerrahi de bunu sağlamaya çalışır.
Operasyon için gelenlerin ruh hâline dikkat ediyor musunuz? Herkesi hemen ameliyat masasına mı yatırıyorsunuz? 
Operasyon yaptırmak isteyen kişiden önce kendinde hoşuna gitmeyen ve rahatsız edici bulduğu yerlerini anlatmasını isterim. Sonra oturup nelerin yapılabileceğini nelerin yapılamayacağını anlatırım. Hasta şikâyeti ile gelir biz ona iyi gelebilecek reçetesini veririz. Biz hastayı estetik ameliyat olmaya teşvik etmiyoruz, çünkü estetik ameliyatlar bir zorunluluk değildir. Hasta o kararı kendisi vermeli ve sorumluluğunu da kendisi almalıdır. Estetik cerrahların kapısını aşındıranların birçoğu bir başkasının yaptırdığı ve kendisine de aynı şeyin yakışacağını düşündüğü için gelenlerdir. Birçoğu da çevresindekilerin eleştirilerinden etkilenerek gelirler. Bunlar doğru hastalar değil. Kişi kendi problemini kendi iç dünyası ile içselleştirmeli, başkası ile kıyaslamamalıdır. Estetik cerrah hasta psikolojisini çok iyi gözlemlemeli ve gerekirse yardım alması için yönlendirmelidir. Yani hastanın ruhuna estetik lazımsa, bedenine yaptırması doğru değildir.
BAŞKASI OLMA KENDİN OL!
Opr. Dr.?Evrim?Uçkunkaya, “Bir magazin ünlüsüne benzemek için ameliyat olmak isteyenlere bunun doğru olmadığını anlatmaya çalışıyorum. Bunlar doğru hastalar değil. Kişi kendini bir başkası ile kıyaslamamalı, estetik cerrah ise hastanın psikolojisini de göz önüne almalıdır” dedi.

Yazı : http://www.turkiyegazetesi.com.tr/saglik/258312.aspx

Detaylı Bilgi
coukvegunes

Yanık Tedavisinde Diş Macunu Sürmek Doğru mu?

Çocuklarda yanık tedavisi nasıl yapılmalı? Yanık tedavisinde diş macunu ve yoğurt sürmek ne kadar doğru. İşte yanık tedavisinde doğru bildiğimiz yanlışlar.’

Ebeveynler dikkat! Çocuklarda yanık tedavisi nasıl olmalı. Hafif yanıklarda neleri kullanmalıyız. İleri derecede estetik cerrahi ne zaman gerekir? İşte size öneriler.

Çocuklardaki yanık vakalarının yüzde 80’i çift katlı çaydanlıklar yüzünden gerçekleşirken, bu vakaların geri kalan yüzde 20’sini ütü, sobayla temas, ev yangınları sonucu oluşan alev yanıkları ve elektrik çarpması yanıkları oluşturuyor. Bebekler ve çocuklarda sıcak sıvılarla haşlanma yanıklarının % 15’inin nedeni ebeveyn ihmal ve istismarı. Kalçadaki yanıklar özellikle ceza olarak çocuğun kaynar su içine oturtulması sonucu ortaya çıkar.

Bebekve çocuklarda yanıkları önlemenin bir numaralı kuralı, anne ve babaların bilinçlenmesi, yüksek dikkate sahip olmaları. Ancak beklenmedik durumlar karşısında ne yapmalı, nasıl bir tedavi yolu izlenmeli, bunu da bilmek gerekiyor. Op. Dr. Evrim Uçkunkaya Türkiye’de çocuklarda yanık konusunu, tedavi yöntemlerini ve en çok merak edilen soruları yanıtladı.

ÇOCUKLAR EN ÇOK NEDEN YANIYOR?

Çocuklarda yanıklar en fazla sıcak cisimlerin cilde temasıyla yaşanıyor ve cildi yakan etkenin sıcaklığı ile temas süresi, oluşan yanığın ciddiyetini belirliyor. Ülkemizde, hala çocuklarda yanık kazaları sıkça yaşanan ev kazaları arasında yer alıyor maalesef.

YANIKTA İLK YAPILMASI GEREKENLER NELERDİR?

Yanığın türüne ve etkene göre ilk yardım türü değişir. Ancak genel yanık ilk yardımı çerçevesinde, yanığa sebep olan etkenden uzaklaşılması, yanık yarasının soğuk su dışında herhangibir etkenle temastan kaçınılması, büyük yanıklarda ısı kaybının önlenmesi ve mümkün olan en kısa zamanda bir uzmana başvurulması gerekir.

NELER YAPILMALI, NELER YAPILMAMALI?

Güneş yanığı gibi yüzeysel yanıklar ne sürerseniz sürün kendi kendine iyileşecek yanıklardır. Yüzeysel yanıklar için diş macunu ve yoğurt gibi maddelerin faydası veya zararı yoktur. Derin yanıklarda ise bu maddeler son derece zararlı sonuçlar doğurabilir.
Kendi kendine 10 gün içinde iyileşecek olan yüzeysel yanıklarda amaç bu süreci en ağrısız ve konforlu tamamlamaktır. Bunun için yanık bölgesinin yağlı pomatlar ile örtülmesi yeterli olacaktır.

Ağrıyı gidermek için yanık bölgesine lokal anestetik içeren pomat veya kremlerin sürülmesi son derece tehlikelidir. Bu maddelerin, bütünlüğü bozulmuş deriden emilimleri kontrolsüz olacağından, başta kalp ve dolaşım sistemi üzerinde olumsuz sonuçlara neden olabilirler. Yanık pansumanı yapıldığında hastanın ağrısı azalacaktır.

 Ağızdan antibiyotik hap kullanımına ezbere başlanmamalıdır. İltihap bulgusu olmadan antibiyotik kullanmak hem gereksiz hem de zararlıdır.

Evde meydana gelen küçük haşlanma yanıklarında musluk suyu ile soğutma yaptıktan sonra topikal krem veya pomadlar ile kapalı pansuman yapmak yeterli olacaktır. Bu ajanlar derinin kuruması ve gerilmesi nedeniyle olan yangıyı ve ağrı hissini azaltacaktır. Hastaya analjezik verilebilir.

YANIK VE YARA İZLERİNİN TAMAMEN TEDAVİSİ MÜMKÜN MÜDÜR?

Yara ve yanık izlerinin düzeltilmesinde teşhisinin ve tedavi süresinin zamanı her yara ve yanık izine göre değişebilir. Yara ve yanık izlerinin giderilmesinde ilk prensip, izin olgunlaşmasının beklenmesidir. Tedavilerin zamanlaması yaranın durumuna ve hastaya göre planlanmaktadır. Bazı yaralarda tedaviye hemen başlanabilirken, bazılarında yara olgunlaşması olan ortalama 6 ay beklenebilir. Etrafı kızarık, deriden kabarık durumda bazen kaşıntılı olan izler en rahatsız edici olanlarıdır. Bu özellikler, izin daha henüz olgunlaşmadığını gösterir. Bazı izler sınırları düzensiz olarak iyileşir. Özellikle parçalı kesilerde, dikiş sırasında deri parçalarının aynı seviyede dikilememesi, seviye farklarını ve düzensiz yüzeyleri oluşturur.

YANIĞIN YARATTIĞI GÖRÜNTÜ DIŞINDA, İLERLEYEN SÜREÇTE HASTAYA FİZİKSEL BİR ZARARI DA OLUR MU?

Yanık hem görünüşü bozar, hem de organların fonksiyonunu bozar. Örneğin el yanıklarında yanığın deride bıraktığı iz kadar elin açılması, kapanması, yük kavrayabilme kabiliyeti gibi fonksiyonları da bozulabilir. Çene altında, boyunda oluşan yanık skarı alt çeneyi aşağı çekerek kişinin ağzını kapatmasına engel olabilir. Bu yüzden yanık tedavisi, plastik cerrahinin hem rekonstrüktif (onarım) hem de estetik amaçlı tedavilerindendir.

ESTETİK CERRAHİ NE ZAMAN DEVREYE GİRİYOR?

Yanık travması nedeniyle, akut tedavisi yapılmış bir hastanın, tedavinin ilerleyen aşamalarında, hasara ve kayba uğramış deri ve diğer dokuların yenilenmesine ihtiyacı olacaktır. İşte bu noktada, tüm vücuttaki doku kayıplarının onarımını üstlenen plastik ve rekonstrüktif cerrahi devreye girer. Eksik olan deri ve diğer dokuların yerine konmasının ötesinde, yara bakımında uzman olan plastik cerrahlar, yanığın bakımında önemli rol oynar. Diğer yandan yanık yarası iyileştikten sonra, geç dönemde karşılaştığımız, yanığa bağlı deformitelerin düzeltilerek görünüm ve fonksiyonun iyileştirilmesi plastik cerrahların işidir.

YANIĞA BAĞLI HANGİ DEFORMİTELER PLASTİK CERRAHİ TARAFINDAN DÜZELTİLİR?

Yanığa bağlı gelişen kulak-ağız-burun deformitelerinin(burun deliklerinde ve ağız açıklığında daralmalar ve buna bağlı solunum ve beslenme zorlukları)
Yanığa bağlı gelişen kaş- bıyık-sakal bölgelerindeki “kıl-saç” eksikleri
Saçlı derideki yanık izleri
Göz kapağı deformiteleri(göz kapağı kapatamama, göz kuruluğu…)
Yanığa bağlı oluşan göğüs-meme deformiteleri
Yanık sonrası oluşan kötü görünümlü izler
Yanık sonrası parmak-el-kol deformiteleri
Yanığa bağlı deri eksiklikleri

Yazı : http://www.turkiyegazetesi.com.tr/saglik/258312.aspx

Detaylı Bilgi
Follow by Email
Facebook
Google+
Twitter
YouTube
LinkedIn
INSTAGRAM