İletişim : 0212 234 44 02-03 - 0533 456 44 79

All Posts in Category: Ameliyatsız Gençleşme

130120171042232578996_2

‘Yağ enjeksiyonu silikonun tahtını sallıyor’

ESTETİK, Plastik ve Rekonstrüktif uzmanı Op. Dr. Evrim Uçkunkaya, “2017 yılında yağ enjeksiyonu işlemlerinde artış bekleniyor. Yağ enjeksiyonlarının en büyük özelliği, elde edilen materyalin hastanın vücuduna ait olup diğer ürünler gibi kadavra, hayvansal veya sentetik kaynaklı olmaması. Elde edilen sağlıklı ve doğal sonuçlar, yağ enjeksiyonu yönteminin el üstü, diz kapakları ile kadın ve erkek genital bölgeleri gibi vücudun yeni bölgelerinde de tercih edileceğini gösteriyor” dedi.

“Estetik ve kozmetik cerrahide son yıllarda yağ enjeksiyonu ve lipo-lifting işlemlerinin yükselişi dikkat çekiyor. Özellikle yüzdeki hacim kayıpları ve yüz germe gibi mikro lifting işlemlerinde başarılı sonuçlar veren yağ transferi aynı zamanda Brezilya popo estetiği ve meme büyütme gibi işlemlerde silikon yerine daha natürel ve sağlıklı bir yöntem olan yağ enjeksiyonu tercih ediliyor” diye konuşan Op. Dr. Evrim Uçkunkaya, yağ enjeksiyonunun 1800’lerden beri yumuşak doku hasarlarını doldurmak ve tedavi etmek için kullanıldığını belirtti.

İnsan vücudunda en sık yağ alınan yerler arasında karın, bel, basen ve bacakların geldiğine dikkat çeken Uçkunkaya, “Son yıllarda yağ transferinin alanları gittikçe genişliyor popo, meme, yüz ve dudaklar gibi. Elde edilen yağ sadece kozmetik cerrahide değil doku düzensizliklerinden, yara izlerine ve hatta yanık izlerinin tedavisinde de olmak üzere birçok yerde tedavi amaçlı olarak kullanılıyor” dedi.

ESTETİKTE SİLİKON DEVRİ KAPANIYOR MU?

Yağ enjeksiyonlarının en büyük özelliğinin, elde edilen materyalin hastanın vücuduna ait olup diğer ürünler gibi kadavra, hayvansal veya sentetik kaynaklı olmaması olduğunu belirten Uçkunkaya, şöyle konuştu:

“Yağ enjeksiyonları yabancı madde olmadığı için de alerjik reaksiyon riski taşımıyor. Bunun yanında yağ enjeksiyonları şu anda piyasada olan dolgulardan daha uzun süre kalıcılık gösteriyor. Plastik cerrahide son yıllarda yabancı madde yerine hastanın liposuction yöntemi ile yağlarının alınıp kendi yağları kullanılarak vücut şekillendirme işlemi oldukça sık kullanılmaya başlandı. Hastaların bu tekniği tercih etmelerin en önemli sebebi yabancı madde reaksiyonu ve implant ile ilgili oluşabilecek risklerin olmaması.”

ISAPS ANKETİ SONUÇLARI ÇARPICI

Uluslararası Estetik ve Plastik Cerrahi Derneği’nin (ISAPS) yaptığı yıllık anketin sonuçlarını aktaran Uçkunkaya sözlerini şöyle noktaladı:

“Uluslararası Estetik ve Plastik Cerrahi Derneği’nin (ISAPS) yaptığı yıllık anket yağ transferinin dünyada en sık dördüncü uygulanan plastik cerrahi işlem olduğunu ortaya koydu. Farklı ülkelerden bin 391 plastik cerrahın katıldığı anketin sonuçlarına göre 2014 yılında tüm dünyada 965 bin 727 yağ transferi işlemi gerçekleştirildi. Yağ enjeksiyonu plastik cerrahi işlemlerin yüzde 10’luk bölümünü oluşturdu. 142 bin 317 işlemle, Amerika en sık yağ enjeksiyonu yapılan ülkeydi. Bu işlemler tüm plastik cerrahi işlemlerin yüzde 14,7’siydi. Brezilya ise 112 bin 306 yağ enjeksiyonu uygulamasıyla listede ikinci sıradaydı (tüm cerrahi işlemlerin yüzde 11,6’sı) Güney Kore 83 bin 577 işlemle üçüncü sırada (tüm cerrahi işlemlerin yüzde 8,7’si), Yağ enjeksiyonunun popüler olduğu diğer ülkeler ise Japonya, Fransa, Almanya ve Kolombiya. Dünyada 809 bin 427 kadın yağ transferi işlemi gerçekleştirilirken, tüm işlemler arasında en sık uygulanan 4. uygulama oldu. Bu işlemi 156 bin 300 erkek uygulatırken, erkeklerin en sık uygulattığı beşinci işlem oldu.”

 

Detaylı Bilgi
estetik-kulak

Estetikte yeni akım: Kulak arkasından gençlik aşısı

Fibrocell uygulamasında hastanın kendi hücreleri laboratuvar ortamında çoğaltılarak geri veriliyor.

Ameliyatsız gençleşme tekniklerinde en son gelişme Fibrocell uygulaması. 35 yaşın üstündeki herkese yapılabilen Fibrocell uygulaması, tamamen cildin dokusunu iyileştirmeye yönelik bir işlem. Kulak arkasından alınan 3 mm çapındaki bir doku örneğinin laboratuvar ortamında işlendikten sonra kişiye tekrar verilmesi ile gerçekleştirilen işlem, uzun süren etkisi sebebiyle diğer uygulamalara üstünlük sağlıyor. Fibrocell uygulamasını kısaca, “Hastanın kendi fibroblast hücrelerinin çoğaltılarak tedavi amaçlı kullanılması tekniği” olarak tarif eden Evrim Uçkunkaya,  “Kulak arkasından alınan biyopsiden, gelişmiş teknolojilere sahip laboratuvar şartlarında fibroblast hücreleri üretilir. 4 hafta sonunda, fibroblast hücreleri uygulamaya hazır hale gelir. Uygulama 3 seans halinde yapılır ve her seansta hastanın cildine 20-40 milyon arası fibroblast hücresi enjekte edilir. Toplamda hastanın cildine ortalama 100 milyon fibroblast hücresi verilmiş olur. Uygulama sayesinde cilt sıkılaşmakta, elastikiyeti artmakta ve yaşlanması gecikmektedir. Yüz, boyun, dekolte bölgesine ve istenirse el derisi gibi başka bölgelere de uygulanabilmektedir” diyor.  Bu yöntemde 25 yaşından sonra azalmaya başlayan ve bu sebeple kırışıklığa ve sarkmaya sebep olan ibroblast hücrelerinin yerine konulduğunu belirten Dr. Uçkunkaya, “Fibrocell, yüz gençleştirme operasyonlarında kullanılmasının yanı sıra akne ve suçiçeği izlerinin kapatılmasında, yanık, geçirilmiş cerrahi ya da travmaya bağlı oyukların kapatılmasında, kellik tedavisinde de kullanılmaktadır” diye konuştu.

KULLANIM ALANI GENİŞ

Fibrocell, gençleşme, yanık, akne ve suçiçeği izlerinin kapatılmasında, ve saç dökülmesi tedavisinde kullanılıyor. 

Yazı: http://www.eurovizyon.co.uk/saglik/estetikte-yeni-akim-kulak-arkasindan-genclik-asisi-h35785.html

Detaylı Bilgi
zayiflaaegzersizi

Yaz Gelmeden Güzelleşin

Yaz mevsimi yaklaşıyor, deniz ve güneşi güzel bir vücutla karşılamak isteyenler ise muhtelif yöntemlere başvuruyor. Estetik cerrahi de bunlardan biri. Plastik, Estetik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Evrim Uçunkaya, estetik operasyonlara başvurmadan evvel bilinmesi gerekenleri anlattı.

“KİMYASAL PEELING İÇİN YAZI BEKLEMEYİN”

Bir önceki yazdan kalan bütün lekelerden, UV ışınlarının fena etkilerinden, hatta sivilce lekelerinden kışın güneş yokken kurtulmak gerektiğini belirten Op. Dr. Evrim Uçkunkaya, “Cildinizi UV ışığının etkilerinden, yel ve tuzun dövme etkisi gibi cildin altına işleyerek yarattığı lekelenmelerden arınmak ve bir sonraki sezona lekesiz ve daha canlı bir ciltle girmek için peeing yapılmalı. Botox, dolgu, fibrocell ve mezoterapi gibi cildin alt katmanına etkisi olduğu için bu uygulamaların sezonu yoktur. Sadece uygulandığı gün güneşe çıkmamak yeterlidir. Ancak yaza daha dinç ve sağlıklı bir ciltle girmek için bu uygulamaların da mayıs ayı ortalarında yapılması daha iyidir” dedi.

FORMA GİRMEK İÇİN BİLMENİZ GEREKEN 12 EGZERSİZ

“AMELİYATIN SEZONU YOKTUR ANCAK…”

Estetik amaçlı olsun ya da olmasın, ameliyatın sezonu olmadığını söyleyen Op. Dr. Uçkunkaya, ameliyat zamanının kişinin hayat tarzına bağlı olduğunu belirtti: “Dünyada hem çok iyi cerrahların bulunduğu hem de hastaların sezon dinlemeden ameliyat oldukları memleket, Brezilya’da plastik cerrahi ameliyatları sezon tanımadan yapılıyor. Yani aslında ameliyatın ne vakit yaptırılacağı, kişinin nasıl bir yaşam tarzı olduğuna bağlı olarak değişir. Bizse çoğunlukla yazları Ege ve Akdeniz’de geçiren bir toplumuz. Dolayısıyla hastalarımız daha çok, denize girip giremeyeceği konusunda endişeli oluyor.”

GENÇLEŞMEDE ‘DOĞAL’ YENİLİKLER

Op. Dr. Uçkunkaya, vücutta yapılan her ameliyattan sonra 4-6 hafta ağır aktiviteden, yaz döneminde ise yüzme ve su sporlarından ırak durmak gerektiğinin altını çizerek, “Ameliyat olduğunuzu varsayalım; 4-6 hafta yüzmüyorsunuz ancak ameliyattan 3 hafta sonra ağır aktiviteler olmadan, denize girip çıkmanız serbest. Ayrıca ameliyatlarda konulan plasterler su geçirmez, aynı plasterlerle haftalarca duş da alıyorsunuz. Bunun haricinde, yara izlerimiz mayomuzun altında oldugu sürece de problem yok. Yara yerleri duygulu doku olduğu için her vakit cildin geri kalanı ile karşılaştırıldığında kızarmaya, şişmeye ve güneş/solaryum gibi UV ısınlarından renginde koyulaşmaya daha meyillidir” şeklinde konuştu.

ESTETİK SONRASI ŞAŞIRTAN DEĞİŞİM

“MAYIS SONUNDA İŞLEMLER BİTMELİ”

Genellikle bütün gövde ameliyatlarından sonra 4-6 hafta korse giyilmesi gerektiğini bildiren Op. Dr. Uçkunkaya, “İşte aslında temel sıkıntılardan biri burada başlıyor. Bu korseleri çıkartmamanız gerekiyor. Bu şekilde sahili ve denizi unutabilirsiniz. Ayrıca yapılan ameliyatın türüne bağlı olarak hareketlerde de kısıtlılık laf konusu olabilir. Yüz ya da göz ameliyatı olduğunuzu varsayalım, gene büyük bir problem karşınızda: Güneş! Güneş ışığına karşı daha duygulu ve duyarlı olmalısınız. Güneş gözlüklerine ihtiyacınız mevcut. İkinci büyük problem da sıcak! Sıcak bütün dokularda ödeme neden oluyor, nyani gövde su tutuyor ve şişiyor. Ameliyattan sonra bizlerin isteği, ilk hafta kesintisiz buz ve soğuk hava… Böylece, bütün dokularda oluşan şişlikler iner, ödem gider, dokular rahatlar ve gerginlik hissi azalır” dedi.

Op. Dr. Uçkunkaya, ameliyat sonrası dönemi rahat bir şekilde geçirdikten sonra yaza kısıtlamalar olmadan girmek için çehre ya da gövde ameliyatlarının en geç mayıs sonuna kadar bitirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Yazı : http://www.aktifmedya.com/saglik/yaz-gelmeden-guzellesin-h453570.html

Detaylı Bilgi
Follow by Email
Facebook
Google+
Twitter
YouTube
LinkedIn
INSTAGRAM