İletişim : 0212 234 44 02-03 - 0533 456 44 79

“İNSANLARA DOKUNMAYI SEVİYORUM”

  

Estetik dünyası, son yıllarda yeni teknoloji ve tekniklerle gelişmeye devam ediyor. 11 yıllık Almanya serüveninin ardından Türkiye’ye dönen Plastik Cerrah Op. Dr. Uçkunkaya da, en son uygulamaları bizlerle paylaşıyor.

O el becerilerini kullanabilmek adına henüz küçükken karar vermiş plastik cerrah olmaya. “Ya mimar ya da doktor olmak istiyordum ve tesadüf eseri doktorluk yolunda ilerledim. Bir tesadüfü ancak bu kadar sevebilirdim” diyor. Mesleğine tutkuyla bağlı olan Uçkunkaya, resmi de bir kenara atmamış. Annesinden miras kalan bu yeteneğini kendi kendine çizdiği tablolarla sergiliyor. Aslında ona ‘sanatçı ruhlu cerrah’ diyebiliriz. Dr. Uçkunkaya, 11 yıl Almanya’da yaşadıktan sonra iki sene önce Türkiye’ye dönmüş. Öğrencilik yıllarında gönüllü olarak hastanelerde nöbete kalan genç doktor, Almanya’da bu işin mutfağında yetişip Türkiye’ye dönen nadir insanlardan biri.

Kendi kliniğinde bir araya geldiğimiz Dr. Evrim Uçkunkaya ile estetik ve güzellik dünyasındaki trendlerden gençleş- mek adına başvurulan en son uygulamalara kadar merak edilenleri konuştuk.

HELLO!: Uzun bir üre Almanya’da yaşadıktan sonra Türkiye’ye döndünüz. Bu uluslararası hikâyenizi bir de sizden dinlesek?

Dr. Evrim Uçkunkaya: Plastik cerrah olmak, çocukluk hayalimdi. Amcam plastik cerrahtı ve Almanya’da yaşıyordu. Ben de yazları onun yanına gider ameliyatlarına girerdim. Esasında iki hayalim vardı: Ya ressam ya da plastik cerrah olmak. El becerilerimi kullanmak istiyordum. Aslında bunun özünde insanlara dokunmayı sevmem yatıyor. Tıp fakültesine girmemin asıl nedeni de yine plastik cerrah olmaktı, buna kafayı takmıştım. Okul zamanında yakın bir arkadaşımla hastenelerde gönüllü olarak nöbete kalırdık. Boş zamanlarımda çok kez Taksim İlkyardım Hastanesi’nde nöbet tutmuşluğum vardır.

HELLO!: Almanya’ya gitmeye nasıl karar verdiniz?

Dr. E. Uçkunkaya: Okul bittikten sonra karar verdim. Öncelikle genel cerrahiyle başladım. Yine gönüllü olarak hastanelerde çalıştım. Aslında ilk iki yıl biraz zordu. Çünkü herkes Türkiye’den gelen ve rahatı yerinde biri olarak görüyordu beni. “Burada ne işin var?” diyorlardı. Bir de dilini bilmediğiniz bir ülkede yaşamak çok başka bir şey. Şanslıydım ve Almanya’nın en iyi doktorlarıyla çalışma imkânı buldum. Post bariatrik cerrahi (zayıflama sonrası estetik) konusunda duayen isimlerin yanındaydım. Dört yıl sadece bu tip operasyonları yaptım. Zaten uzmanlık alanım da bu. Vü- cut germe alanında o kadar ileri seviyeye geldik ki Avrıupa’nın her yerinden doktorlar bizi dinlemeye ve hastalar da danışmaya geliyorlar.Bu işin mutfağında yetişmiş ve sonrasında Türkiye’ye dönen tek insanım diyebilirim.

HELLO!: 11 yılın ardından dönmeyi neden düşündünüz?

Dr. E. Uçkunkaya: Plastik cerrah Serdar Eren sebep oldu. Eren Almanya’dayken ben de oradaydım ve herkes ondan bahsediyordu. Amcam vesilesiyle de ailece tanışıyorduk. Onun yanına gidip gelmeye başladım. Ameliyatlarını nasıl yaptığını, tekniklerini merak ediyordum. O buraya döndükten birkaç sene sonra da ben döndüm. Aslında ilk başta kolay olmadı. Almanya’da alıştığınız bir düzen var. 11 sene oranın kurallarından sonra buraya ayak uydurmak zor olur mu diye çok düşündüm. Ama olmadı. Bir sene Serdar Eren ile çalıştık. Sonra ben artık kendi ayaklarımın üstünde durmaya karar verdim ve kliniğimi açtım. Bu zaten her doktorun hayalidir…

HELLO!: Peki burada ne gibi uygulamalar yapıyorsunuz?

Dr. E. Uçkunkaya: Klinikte ameliyatsız uygulamalar yapıyorum. Yüz ve vücut bakımında aklı- nıza gelebilecek her türlü uygulama mevcut. Son zamanlarda beni heyecanlandıran ‘ThermiLift’ de bunlardan biri. Radyofrekansla ısı vererek, istenmeyen fazlalıkları yok etmeye yardımcı oluyoruz. Hem yağlardan kurtuluyor, hem de vücutta sı- kılaşma sağlıyoruz. Aslında bir taş- la iki kuş vuruyoruz. Kesisiz, iki kü- çük delikle kadınlar rahatsız oldukları yağlarla vedalaşıyorlar.

HELLO:! Sonrasında neler yapmak gerekiyor?

Dr. E. Uçkunkaya: Bir kere herhangi yara izi olmadığı için uygulama sonrası istirahat dönemi olmuyor ve bir iyileşme süreci yok. Korse giymiyorsunuz. Sosyal hayatınıza aynen devam edebiliyorsunuz. Bu uygulama sonrası en önemli yapılması gereken şey ise, cildi nemlendirmek. Sonuçta cildin altına da üstüne de bir ısı veriliyor. Dolayısıyla cilt kuruyor. Düzenli bir biçimde cilt nemlendirilmezse çatlamalar olabilir. Bir de sıvı tüketimi yapmak, bol bol su içmek gerekiyor. Ayrıca masaj yapılmalı, hareket etmeli yani vücudun metabolizmasını çalıştıracak şeyler olmalı ki, vücuttan yağlar kolayca atılsın.

HELLO!: Vücudun hangi bölgelerine uygulanabiliyor?

Dr. E. Uçkunkaya: Bacaklar, kollar, bilekler, diz kapakları ve kenarı, üst bacaktaki portakal kabu- ğu görünümü, sırt, sutyenden çıkan ve birçok kadının rahatsız olduğu deriler, alt karın sarkıkları ve bacak içlerine uygulayabiliyoruz. Sadece vücutta değil, yüzde de geçerli bir sistem. Sarkık boyunlarda ve şekil vermede kullanabiliyoruz.

HELLO!: Bir de birçok kadının ihtiyaç duyduğu genital estetik alanında bir uygulamanız var. Bu uygulama nasıl oluyor?

Dr. E. Uçkunkaya: Hamilelik dönemi, yaşlanma, hormonel problemler, kabızlık gibi birçok neden genital bölgenin genişlemesine ve gevşemesine neden oluyor. Biz ThermiVa uygulamasıyla genital bölgeyi daraltıyoruz. Ağrısız, ameliyatsız, ayda bir kere tekrarlanan ve toplam üç seansta biten bir uygulama. Dış kısımda sarkıklığı, şekil bozukluğunu giderip, genital bölgenin toparlanmasını sağlarken, iç kısımda da vajinanın sonuna kadar giderek idrar kaçırma sorununu da ortadan kaldırmaya yardımcı oluyor. Ayrıca kullandığımız bu cihaz, dünyanın en iyi ameliyatsız genital estetik yapan cihazı seçildi.

HELLO!: Cilt yenileme ve antiaging uygulamalarda neler var?

Dr. E. Uçkunkaya: Ciltteki hafif kırışıkları açmak, güneş ve akne lekelerini yok etmek, cilde yeni bir ışıltı ve canlılık vermek için, benim de favorim olan dermaroller tercih ediyoruz. Amaç ciltte aydınlanma ve sağlıklı bir görüntü yakalamak. Bir diğer sistem ise ‘Scarlet’. Kırışıkları daha derin olan kişilere uyguluyarak, hem yüz hem boyunda bir nevi germe işlemi yapıyoruz. Scarlet’te işin içine radyofrekans girdiği için germe etkisi daha yüksek.

Kaynak : HELLO !

Follow by Email
Facebook
Google+
Twitter
YouTube
LinkedIn
INSTAGRAM