İletişim : 0212 234 44 02-03 - 0533 456 44 79

All posts by admin

130120171042232578996_2

‘Yağ enjeksiyonu silikonun tahtını sallıyor’

ESTETİK, Plastik ve Rekonstrüktif uzmanı Op. Dr. Evrim Uçkunkaya, “2017 yılında yağ enjeksiyonu işlemlerinde artış bekleniyor. Yağ enjeksiyonlarının en büyük özelliği, elde edilen materyalin hastanın vücuduna ait olup diğer ürünler gibi kadavra, hayvansal veya sentetik kaynaklı olmaması. Elde edilen sağlıklı ve doğal sonuçlar, yağ enjeksiyonu yönteminin el üstü, diz kapakları ile kadın ve erkek genital bölgeleri gibi vücudun yeni bölgelerinde de tercih edileceğini gösteriyor” dedi.

“Estetik ve kozmetik cerrahide son yıllarda yağ enjeksiyonu ve lipo-lifting işlemlerinin yükselişi dikkat çekiyor. Özellikle yüzdeki hacim kayıpları ve yüz germe gibi mikro lifting işlemlerinde başarılı sonuçlar veren yağ transferi aynı zamanda Brezilya popo estetiği ve meme büyütme gibi işlemlerde silikon yerine daha natürel ve sağlıklı bir yöntem olan yağ enjeksiyonu tercih ediliyor” diye konuşan Op. Dr. Evrim Uçkunkaya, yağ enjeksiyonunun 1800’lerden beri yumuşak doku hasarlarını doldurmak ve tedavi etmek için kullanıldığını belirtti.

İnsan vücudunda en sık yağ alınan yerler arasında karın, bel, basen ve bacakların geldiğine dikkat çeken Uçkunkaya, “Son yıllarda yağ transferinin alanları gittikçe genişliyor popo, meme, yüz ve dudaklar gibi. Elde edilen yağ sadece kozmetik cerrahide değil doku düzensizliklerinden, yara izlerine ve hatta yanık izlerinin tedavisinde de olmak üzere birçok yerde tedavi amaçlı olarak kullanılıyor” dedi.

ESTETİKTE SİLİKON DEVRİ KAPANIYOR MU?

Yağ enjeksiyonlarının en büyük özelliğinin, elde edilen materyalin hastanın vücuduna ait olup diğer ürünler gibi kadavra, hayvansal veya sentetik kaynaklı olmaması olduğunu belirten Uçkunkaya, şöyle konuştu:

“Yağ enjeksiyonları yabancı madde olmadığı için de alerjik reaksiyon riski taşımıyor. Bunun yanında yağ enjeksiyonları şu anda piyasada olan dolgulardan daha uzun süre kalıcılık gösteriyor. Plastik cerrahide son yıllarda yabancı madde yerine hastanın liposuction yöntemi ile yağlarının alınıp kendi yağları kullanılarak vücut şekillendirme işlemi oldukça sık kullanılmaya başlandı. Hastaların bu tekniği tercih etmelerin en önemli sebebi yabancı madde reaksiyonu ve implant ile ilgili oluşabilecek risklerin olmaması.”

ISAPS ANKETİ SONUÇLARI ÇARPICI

Uluslararası Estetik ve Plastik Cerrahi Derneği’nin (ISAPS) yaptığı yıllık anketin sonuçlarını aktaran Uçkunkaya sözlerini şöyle noktaladı:

“Uluslararası Estetik ve Plastik Cerrahi Derneği’nin (ISAPS) yaptığı yıllık anket yağ transferinin dünyada en sık dördüncü uygulanan plastik cerrahi işlem olduğunu ortaya koydu. Farklı ülkelerden bin 391 plastik cerrahın katıldığı anketin sonuçlarına göre 2014 yılında tüm dünyada 965 bin 727 yağ transferi işlemi gerçekleştirildi. Yağ enjeksiyonu plastik cerrahi işlemlerin yüzde 10’luk bölümünü oluşturdu. 142 bin 317 işlemle, Amerika en sık yağ enjeksiyonu yapılan ülkeydi. Bu işlemler tüm plastik cerrahi işlemlerin yüzde 14,7’siydi. Brezilya ise 112 bin 306 yağ enjeksiyonu uygulamasıyla listede ikinci sıradaydı (tüm cerrahi işlemlerin yüzde 11,6’sı) Güney Kore 83 bin 577 işlemle üçüncü sırada (tüm cerrahi işlemlerin yüzde 8,7’si), Yağ enjeksiyonunun popüler olduğu diğer ülkeler ise Japonya, Fransa, Almanya ve Kolombiya. Dünyada 809 bin 427 kadın yağ transferi işlemi gerçekleştirilirken, tüm işlemler arasında en sık uygulanan 4. uygulama oldu. Bu işlemi 156 bin 300 erkek uygulatırken, erkeklerin en sık uygulattığı beşinci işlem oldu.”

 

Detaylı Bilgi
hazelmishap

Kırmızı Ruj Hakkında Bilinmeyenler…

Eski Mısır

Kırmızı ruj sürme, bir yanıyla dudaklarını yarı değerli taşlarla ezerek süsleyen Mezopotamyalı kadınlardan (ve çoğunlukla erkeklerden) gelmektedir. Daha sonraları ise Kleopatra’nın kendisi için uygun kırmızı tonu verebilecek böcek ve karıncaları ezerek öldürttüğü bilinmektedir. ‘Ölüm öpücüğü’ deyimi Mısırlı kadınların ruj olarak hazırladığı esmer deniz algi, iyot ve bromdan oluşan zararlı karışımla doğmuştur.

16. Yüzyıl

16. yüzyılda ruj yapımı daha güvenli bir hale gelmiştir. 1. Kraliçe Elizabeth kozmetiği popüler hale getirmiştir. Donuk, solgun beyaz tenini, balmumu ve bitkilerden oluşan bir karışım olan parlak bir kırmızı ruj ile renklendiriyordu.

1700’ler

1700’ler İngiltere’de sıkı bir anti-kozmetik rejiminin yaşandığı dönemlerdi. İngiltere Parlamentosu’nun 1770’te çıkardığı yasada, eğer kadın evlenmeden önce kozmetik kullanıyorsa evliliklerin sonlandırılabileceği ibaresi yer alıyordu. Kozmetik yalnızca fahişelerin kullanımına açıktı. Fransa ise tam tersi bir anlayışa sahipti. Sıradan bir görünüm fahişeler ve çalışan kadınlar için reva görülürken kozmetik ancak üst sınıf kadınların kullanımına açıktı.

19. Yüzyıl Sonları

1800’lerin sonlarına doğru, Kraliçe Victoria kendi rejiminde makyajın kabalık göstergesi olduğunu ve modaya uygun olmayan bir hal aldığını duyurur. Fransa’da ise ünlü aktrist Sarah Bernhardt kırmızı ruj sürmesiyle ve hatta o dönemde bir tabu olmasına rağmen kamusal alanda kullanmasıyla bilinir. Amerika’da ilk ruj reklamı 1890’larda Sears Roebuck Kataloğu’nda yer almıştır. O zamanlar, rujun rengi kırmız böcekleri skalasından elde edilen boyalardan elde ediliyordu.

1900-1920’ler

20. yüzyılın başlarında ruj yeniden popüler oldu. 1915’te Maurice Levy ilk metal ruj tüpünü keşfetti – bundan önce ruj ipek kağıtlara sarılı olarak kullanılıyordu. 1923’e gelindiğinde, modern dönen ruj tüpü üretildi ve kısa zamanda Elizabeth Arden, Helena Rubenstein ve Max Factor gibi şirketler ruj üretimine başladılar. İlk film yıldızları, örneğin Clara Bow koyu renk ruj kullanırlardı. Böylelikle dudaklarındaki ruj kırmızıymış gibi görünürdü – siyah beyaz filmlerde klasik kırmızıyı görmek mümkün değildi.

1930’lar

1930’lar ruj satışlarında reklamın ve pazarlamanın büyük etkisi oldu. Helena Rubenstein , kendi adını kozmetik markası haline de getirmiş biri olarak, ruju bir güneş koruyucusu olarak tanıtan ilk kişiydi. Ayrıca bu zaman içerisinde üreticiler, savaşın etkisiyle bir ithal ürünü olarak görüp kadınları üzerine düşeni yapıp ruj satın alması konusunda teşvik etmişlerdir.

1940’lar

Savaşın etkisiyle ruj, zor bulunur bir ürün haline gelir. Kimyacı Hazel Bishop ‘dağılmayan ruj’u geliştirir. Türünün ilk örneği, bütün gün dudakta kalan oldukça devrimci bir yeniliktir. Bu yıllar aynı zamanda erkeklerin ruj süren genç kadınları arzulamadıkları yönünde propagandanın da yapıldığı bir dönemdir.  Ama Maybelline, Revlon ve CoverGirl gibi markalar 16 yaş ve üzerindeki kadınları alıcı kitlesi olarak belirlemiş ve pazarlama yöntemlerini ona göre geliştirmişlerdi. 1940’ların sonlarına doğru Amerikalı kadınların %90’ı ruj kullanıyorlardı.

1950’ler

1950’lerle birlikte ruj yeniden kabul görmeye başlamış hatta seksi bir görünüm verdiği kabul edilmiştir. Marliyn Monroe ve Elizabeth Taylor gibi starlarAmerikalı kadınlar arasında ruj kullanımının %98’lere doğru bir patlayış yaşamasına yol açmışlardır. O dönem Estee Lauder  satın alma programında hediyelik ürün olarak göstermiş, bu da kozmetik satışlarının ne kadar popüler hale geldiğinin göstergesi olmuştur.

1960’lar- 1970’ler

1960’lar ve 1970’ler, yeni renklerde rujların ortaya çıktığı, kırmızı rujun tahtının sallandığı yıllardır. Onun yerine, bej ve beyaz rujlar 1960’ların ortasından 1970’lere kadar popülerliğini korumuştur. Punk hareketi ile siyah ve mor tonlarındaki ruj kullanımında bir hareketlenme görülmüştür.

1980’ler

1980’lerle koyu kırmızı ruja bir geri dönüş görülmüştür. Bu zaman içerisinde M.A.C ilk kırmızı serisini piyasaya sürmüş, Madonna da onların Rus Kırmızı rengi rujlarını, Like a Virgin dünya turnesi boyunca kullanarak oldukça popüler hale getirmiştir.

1990’lar

1990’ların başındaki eskiye dönüş hareketiyle kahverengi ve erik ağacı renkleri popüler renkler arasında başı çekmeye başlamıştır. Drew Barrymore gibi ünlü aktristlerin bunda payı büyüktür. Kırmızı rujlar hala starlar, süpermodeller ve hemen her kadın için göz alıcı renk olma niteliğini sürdürmüştür.

2003

Kuzey Kaliforniyalı rokçı/anne/modacı olan No Doubt solisti 1995’ten beri imzasını kırmızı ruju ve kendine has saçları ile atıyor. Just A Girl şarkısındaki hali, şimdiki imajının temellerini atmaya başladığı dönemin işaretlerini taşır.

2009

Lady Gaga belki en iyi yüzündeki prostetikler, vücdunun dolgun hatlarını ortaya çıkaran elbiseleri  ya da gökkuşağı rengindeki saç bukleleriyle tanınır. Ama hiç vazgeçmediği şey kırmızı rujudur.

2013

Taylor Swift, 2012’de çıkardığı Kırmızı albümü ile dikkatleri üzerine çeken pop yıldızı, kırmızı halıya kan kırmızısı ruju ile çıktı. O sene Redbook’a ‘Her zaman kırmızı ruj sürerim’ demeci verdi.
Detaylı Bilgi
screen-shot-2016-12-24-at-18-21-14

Kleopatra’nın İlk Estetisyen Olması

Kozmetiğin vücutta ve özellikle ciltte sağlık, koruyucu, dekoratif, ruhsal ve estetik bakım olarak kullanılması iki ana kaynaktan meydana gelmiştir. Kozmetiği dekoratif olarak kullanmaya başlayan ilk insanlar çoğunlukla güneydoğu bölgelerinde yaşayan Mısırlılar, Babiller, Mezopotamyalılar ve Hintlilerdir. Bu toplumlar o zamanlar ya diğer insanlardan farklı görünmek ya da bayram ve özel günlerde kendilerini süsleyerek ve boyayarak güzel görünmek istedikleri için kozmetiği kullanmışlardır. Bu toplumların bazıları temizlenme seremonileri düzenlerlerdi. Özellikle dini törenler öncesi tapınaklara ayak basmadan önce tüm kirden ve tozdan arınarak, günlük sıkıntılarından, dertlerinden tamamen kurtulup tertemiz olmak onlar için çok önemliydi. Bu seremonilerde, gerçek veya sembolik yıkanmalarla vücutlarını arındırırlardı (özellikle el ve ayak temizliğine çok önem verirlerdi). Güzel, hoş kokulu yağlar ve kremler sürerek kendilerini daha iyi ve güzel bir varlığa dönüştürürlerdi.

Kozmetiği sağlık amacıyla insan bedeninde kullanma fikrini tıp zaten o devirlerde benimsemişti. Kozmetik tıbbın bir parçası olmuştu. Milattan 100 yıl öncesinde rahip doktorların tedavilerde kullandıkları tıbbi ilaçlar, banyolar, kremler, nefes alma yöntemleri, jimnastik, masajlar, maskeler ve buna benzer başka bir sürü tedavi usulleri günümüz kozmetiğine kadar gelmiştir. Görüyoruz ki eski çağlardan beri tıp ve kozmetik insan sağlığında birbirinden ayrılmaz iki unsur olmuştur. Bu düşünceyi eskiden kalma birçok tıbbi yazıdan anlayabiliyoruz. M.S ilk yüzyıl, içerisinde Yunanlı tıp doktoru Kriton kozmetik hakkında 4 adet kitap yazmıştır. Bunu devam ettiren, Galen (M.S 153-201) yazılarında doktorlara kozmetik ürünler tavsiye etmiştir. Tavsiye ettiği kozmetik formüllerinin pek çoğu günümüzde krem firmaları tarafından halen kullanılmaktadır. Galen’in yaşadığı devirde 2 kişiye gerçek estetisyen unvanı verilmiştir. Elephantis ve Kleopatra tarihin en eski ve bilinen estetisyenleriydi. Kriton ve Galen’in, yazıları yüzyıllar boyu başka bilginler tarafından desteklenmiş ve bu bilgiler Bizanslı Araplara kadar ulaşmıştır. Bugün bile eczaneler için hazırlanan bütün Farmakoloji kitaplarında kozmetik reçetelerine rastlamak mümkündür. Burada gülsuyu, şeftali suyu, değişik bitki tonikleri, hoş kokulu krem ve merhemler, zencefil ve tarçın içeren aromatik şarapları, keçi sütü ve birçok başka biyolojik kozmetikler tarif edilmiştir. Babil’de bulunan bu Yapılan ilk merhemin reçetesine Ebers Papirüsü’nde rastlanmıştır. Saçları uzatmaya yarayan bu merhem Milattan 300 yıl önce, Firavunun birinci hanedanından Teta kralının annesi tarafından hazırlanmıştır.toprak tabletten; milattan 1800 yıl önce selvi ve mürüssafi ağaçlarının yağının ithal edildiği anlaşılmaktadır. Bu tablet esans ticaretinin 4000 yıl öncesine dayandığını kanıtlamaktadır. Kozmetik müstahzarlarının ilk kez insanda kullanıldığı kanıtlanmıştır.
Mısır Firavunu Keops’un annesinin mezarı kazıldığında çeşitli hazineler bulunmuş bunların arasında güzellik müstahzarları ile dolu bir kutu ele geçirilmiştir. Pudra ilk olarak M.Ö 2500 yıllarında Mısır ve İran’da ortaya çıkmıştır. Cildi beyazlaştırmak için bazı maddeler karıştırılarak, yüze sürülmüş ve bu karışıma talak denmiştir. Bugünkü talk kelimesi talaktan gelmiştir.
Eski Mısırlılar’ın yüzlerine alçı sürerek beyazlaştırdıkları, Kleopatra’nın da yüzüne bol pudra sürdüğü bilinmektedir. Orta çağda yüze soluk bir renk sağlamak için pudra sürülürdü. Zamanla alçı yerine buğdaydan elde edilen nişasta kullanıldı. Daha sonraları ise pudra pirinçten elde edilmeye başlandı. Fransa Kralı 15.Lui zamanında erkek, kadın, çoluk, çocuk herkes yüzüne hatta başına geçirdiği perukaya pudra sürerdi. Kozmetiğin, vücudun ve cildin sağlığını koruyan bir unsur olarak görülmesi 16.Yüzyılda biraz daha geri plana itilmişti. Bu devirde kozmetik için karanlık bir çağ başlamıştı. 19.Yüzyılda Hufelant ‘Makrobiyotik’ ya da ‘İnsan Ömrünü Uzatma Sanatı’ isimli kitabı ile kozmetiği cilt kültürü olarak yeniden ön plana çıkarmıştır. Doğal bilimciliğin zaferi ile birlikte o zamana kadar edinilen bilgiler 19. Yüzyılın ortasından itibaren bugüne kadar çeşitli tedavilerle, elektrik ve ışınların kullanımı ile aynı zamanda masaj, diyet ve vitaminlerin etkisi ile kozmetiğin alanı daha da zenginleştirilmiş, kozmetik yeniden doğmuştur. Buna öncülük eden ilk kozmetolog Hufelant’tan sonra Avusturyalı doktor Frank, ve Alman eczacı Trommsdorf olmuştur.
Detaylı Bilgi
281120161507120032114_2-41

2017’nin estetik trendleri neler olacak?

Yeni yıl kapıyı çalmak üzereyken yıllardır uygulanan plastik ve kozmetik cerrahi akımları dünyada hızla değişiyor ve gelişiyor. Her gün yeni bir teknoloji ve uygulama ile tedavi seçeneklerine bir yenisi ekleniyor. Peki 2017 de hangi işlemler popüler olacak? 2016 da ki estetik trendlere bakarak bunu söyleyebilir miyiz? Aslında kristal küreye bakıp kesin yargılar içeren tahminlerde bulunmak biraz zor. Ama konunun uzmanları dünyada bilinen ve tanınan kurumların araştırmalarını inceleyerek bir çıkarımda bulunuyorlar.

Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi uzmanı Operatör Doktor Evrim Uçkunkaya bir önceki nesile kıyasla, bugün özellikle 35 yaş altındakilerin ilaç kullanma, anti-aging, güzel/bakımlı görünme ve vücutlarını değiştirme konusunda daha bilinçli olduklarını dile getiriyor. Yeni jenerasyonun radikal ve hemen dikkat çekecek değişiklikler yerine “doğal güzelliği” tercih ettiklerini vurgulayan Doktor Evrim Uçkunkaya, artık Baywatch vücutları ve Barbie gülüşleri gibi abartılı ve suni görsellik tercih edilmediğini belirtiyor.

Dinç yaş al, yaşının genci kal

Operatör Doktor Evrim Uçkunkaya yeni trendin “yaşa bağlı yüzde ve vücutta görünen hasarları zamanında onararak dinç yaş almak ve yaşının genci kalmak” olduğunu söylüyor. Zamanında yapılacak dermal enjeksiyonların ve kırışık önleyici tedavilerin ileride radikal bir ameliyat olmamak için koruyucu tedavi olarak görüldüğüne değinen Doktor Evrim Uçkunkaya sözlerine şöyle devam ediyor; özellikle botoks dünyada 2017 de yine en önde gelen koruyucu işlem arasında. Diğer popüler işlemler arasında meme büyütme, karın germe, liposuction geliyor. Bu işlemler artık estetik ve kozmetik cerrahinin etiketi gibi. Meme büyütme ve karın germe işlemleri sadece en ön sırada olmakla kalmıyor, cerrahi teknik açısından da modifiye ediliyor ve geliştiriliyor. Mesela liposuction işlemi eskiye göre artık daha iyi sonuçlar veriyor. İşlemlerin aynıda olsa teknolojinin gelişmesi hastanın işlem sonrası daha hızlı iyileşmesini ve haliyle yaşam kalitesini artırmasını sağlıyor.

Dünyadaki 2015 ve 2016 yıllarına ait estetik ve plastik cerrahi istatistikleri ışığında doktor Evrim Uçkunkaya 2017’nin trend tahminlerini şöyle sıralıyor:

  1. Bıçak altına yatmak gerekli değil. Minimal invaziv ve ameliyatsız işlemlerin popülerliği artarak devam ediyor. Bu işlemler sadece botoks, dolgu, lazer, radyo frekans, led, kimyasal peeling vs. işlemleri değil bunlara cerrahi küçük lokal işlemlerde dahil,
  2. “Mommy makeover” denilen yani doğumdan sonra oluşabilecek vücut deformitelerini düzeltmek için ameliyatlar, mesela karın germe, meme büyütme ya da toparlama gibi,
  3. Erkekler de artık genç ve dinç kalmak için estetik ve cerrahi işlemlere başvuruyor. İşlemlerin uzun zaman almaması ve iyileşme süreçlerinin kısa olması talebi artırıyor,
  4. Yaş sınırı kalmadı. Gençler artık anti-aging konusunda daha bilinçli ve koruyucu olarak estetik cerrahiyi tercih ederken, yaşı ilerlemiş kişiler ise dinç kalmaya yaşının genci görünmeye çalışıyor,
  5. Hastalar kendi hücrelerini kullanmak istiyor yani bir tür geri dönüşüm de diyebiliriz. Örneğin sizden alınan yağın yeniden vücut şekillendirmek için meme ve popo büyütmede silikon yerine, yüz şekillendirmede ve ellerde gençleşmede veya erkek/kadın genital bölgelerinde yağ transferi gibi.

Amerikan Plastik Cerrahi Derneğinin (ASPS) verilerine göre 2015 yılında 1.7 milyon kozmetik cerrahi işlemi uygulandığını dile getiren Operatör Doktor Evrim Uçkunkaya, 2017’de plastik ve estetik cerrahide öne çıkacak olan ilk 5 işlemi;

  • Meme Büyütme
  • Liposuction
  • Burun
  • Göz Kapağı
  • Karın Germe olarak sıralıyor.

screen-shot-2016-12-09-at-09-43-30

ASPS araştırmasına göre 14.2 milyon kişi ameliyat haricinde minimal invaziv işlem yaptırmış, 2017’de bu işlemler arasında tüm dünyada öne çıkacak ilk 5 işlem ise;

  • Botox
  • Dolgu (Hyaluronik Asit)
  • Saç ekimi ve epilasyon
  • Kimyasal Peeling
  • Mikrodermabrazyon olarak tahmin ediliyor
Detaylı Bilgi

Dünyada Nip/Tuck Ülkeler Amerika, Brezilya ve Güney Kore

US, Brazil, S. Korea dubbed nip/tuck nations of 2015
Source: Global Times
Published: 2016/8/8 18:59:37

 

2015 ‘te yapılan yıllık sanayi anketinin sonuçlarına göre Amerika dünyada en çok kozmetik cerrahinin ve diğer kozmetik işlemlerin yapıldığı ülkelerin başında geliyor.

Uluslararası Estetik ve Plastik Cerrahi Derneği (ISAPS) anket verilerine göre geçen sene Amerika’da 4 milyon estetik işlem yaparak Brezilya’yı (2.3 milyon) kenara çekilmek zorunda bıraktı.

Çin’li hastaların Nip/Tuck hayallerini gerçekleştirmek için gittikleri Güney Kore (1.5 milyon) ile sıralamada üçüncü, ilk üçü takiben sırayla Hindistan, Meksika. Almanya, Kolombiya, Fransa ve İtalya geliyor.

screen-shot-2016-12-09-at-09-47-18

Araştırma sonuçlarına göre küresel toplamın 85.6’lık yüzdesinden, 18 milyon kadın kozmetik cerrahi ve cerrahi dışı medikal estetik işlem yaptırmış.

2015’te kadınlar arsında en çok uygulanan ameliyatlar meme büyütme, liposuction, göz kapağı cerrahisi, karın germe ve burun estetiği.

Üç milyondan fazla erkek ise göz kapağı cerrahisi, liposuction, jinekomasti ameliyatı,burun estetiği, yağ enjeksyonu ve kulak estetiği yaptıtmış.

Botox ile kırışıklık tedavisi uzun zamandır olduğu gibi global olarak kadınlar ve erkekler arasında yine 4.6 milyon işlem ile en ön sırada.

Meme büyütme ameliyatı 2014 ten bugüne 10.4 % artarak kadınlar arasında en sık yapılan ameliyatı olarak saptanmış.

Araştırmaya göre dünyada aktif plastik cerrah sayısı en çok olan ülke 6500 doktor ile Amerika, ikinci sırada 5500 Brezilya ve sonrada 2800 Çin geliyor.

screen-shot-2016-12-09-at-09-50-01

Detaylı Bilgi
screen-shot-2016-12-09-at-09-33-53

Plastik Cerrahi’ye talep gelecek senelerde de artacak

Global olarak plastik cerrahi endüstrisi farklı ameliyatlar ve ameliyat dışı teknikler olarak ayrılıyor. Cerrahi işlemlerde kendi arasında liposuction, burun estetiği, karın germe, göz kapağı cerrahisi, meme büyütme gibi guruplara ayrılıyor.

Teknolojinin her geçen gün ilerlemesi ve iyileşmesi ve ameliyatların maliyetlerinin düşmesi plastik cerrahi işlemlerini hastalar için bir rüya olmaktan çıkartıyor. Bunun en iyi ispatı ise istatistiksel verileri incelediğimizde görüyoruz, plastik cerrahi ameliyatları her yıl sayıca ve coğrafi olarak daha da artıyor.

Artık çoğu ameliyat teknolojinin ilerlemesi sayesinde daha az invaziv ki buda hastaların daha az yan etki ile karşılaşması ve daha çabuk toparlanması demek. Bu nedenle artık daha çok erkek ve kadın görünüşlerini iyileştirmek ve daha genç görünmek için estetik cerrahi ve minimal invaziv işlemleri tercih ediyorlar.

Unutulmamalı ki plastik cerrahi sadece görünüşü değiştirmek ve gençleşmek için değil her hangi bir bozukluğu olan uzvun rekonstrüksiyon ile onarılması ve hatta yanık hastalarının tedavisini yapan cerrahi bir bölümdür.

Uluslararası Estetik ve Plastik Cerrahi Derneği (ISAPS) dünyada referans ve düzenleyici dernek olarak görülür, 2016’ da yayınladığı anket verilerine göre “gelecekte plastik cerrahi daha da ileri gidecek…”

1 2015 yılında dünyada 21 milyon estetik cerrahi ve cerrahi dışı işlem uygulanmış, bu bize kozmetik işlemlerde 2014 ten bu yana 1 milyonluk bir artış gösteriyor

2 2015 yılında tüm bu işlemlerim 9.6 milyonu kozmetik cerrahi ameliyatları oluşturuyor

3 2015 yılında global olarak 12.1 milyonluk cerrahi dışı işlemlerin

2.6 milyonu Amerika’da uygulanmış

4 Amerika kozmetik cerrahi işlemlerde dünyada birinci sıraya oturuyor

5 Amerika, Brezilya, Güney Kore, Hindistan, ve Meksika dünyada kozmetik cerrahi ve cerrahi dışı işlemlerin en sık uygulandığı ilk beş ülke

6 Botox en popüler uygulama

7 En sık yapılan ameliyatlar arasında meme büyütme, liposuction, göz kapağı cerrahisi, karın germe var.

Bu cerrahi işlemlerin yapılma oranı bir önceki seneye oranla 10% artmış.

8 2015 yılında en çok uygulanan cerrahi dışı işlemler:

a Botox

b Dolgu (Hyaluronik Asit)

c Epilasyon

d Cilt Gençleştirme

e Vücut Şekillendirme

Kadınlar 2015 yılında toplamda 85.6 % ameliyat yaptırtmışlar. Bunlardan en sık burun estetiği, meme büyütme, liposuction, göz kapağı cerrahisi ve karın germe ameliyatları tercih edilmiş.

Dünya genelinin 14.4% lük bölümüne denk gelen 3 milyondan fazla erkek estetik cerrahi işlemlerine başvurmuş. Erkeklerin en sık yaptırdığı ameliyatlar arsında: göz kapağı cerrahisi, liposuction, jinekomasti, burun estetiği, yağ enjeksiyonu ve kulak estetiği yer alıyor.


screen-shot-2016-12-09-at-09-33-22 screen-shot-2016-12-09-at-09-33-53screen-shot-2016-12-09-at-09-34-06

Amerikan Plastik ve Estetik Cerrahi Derneği’nin (ASPS) verilerine göre 2015 yılında Amerika’da 15.9 milyon minimal invaziv işlem yapılmış, bu sayı geçen seneye oranla 2% artış göstermiş. 2014 yılında 14.2 milyon minimal invaziv ve 1.7 kozmetik cerrahi işlemi yapılmış. Her iki yapılan uygulamada da 2015 yılında 2% artış söz konusu. Her ne kadar plastik cerrahinin merkezi Amerika olsa da

Güney Kore’de bu işlemler daha yaygın. Güney Kore kişi başına düşen plastik cerrahi klinik açısından en üst sırada. Asya’da ise anti-aging ve cilt gençleştirme konularında Taiwan ilk sırada yer alıyor. Brezilya yapılan ameliyatların çeşitliliği ve sayısı konusunda son yıllarda hep en ön sırlarda.

Detaylı Bilgi
screen-shot-2016-12-09-at-09-27-43

2017 de Hangi Estetik İşlemler Popüler olacak?

Plastik ve estetik cerrahi alanları sürekli ve hızlı bir şekilde yenileniyor ve gelişiyor. Her yeni gelişme teoride iyileşme getirir ama bazen tüm emekler boşa da çıkabilir ve hayal kırıklıkları olabilir. Her yeni işlem beklenen mükemmel sonuca götüremeyebilir yada beklentilerimizi veremeyebilir. Her şeye rağmen bu yenilikler piyasada önemli ve oldukça güçlü bir yere sahiptir. 2016 yılı plastik ve estetik cerrahi alanında yenilikler açısından oldukça önemli bir yıldı.

Her yeni senede yeni bir işlem çıkıyor. Bazı işlemler yarı yolda bırakıyor bazı işlemler ise kalıcılığını ispatlayıp popüler oluyor. Peki 2017 yılında hangi işlemler popüler olacak? 2016 yılına bakarak 2017 yılında plastik cerrahide ki yenilikler hakkında yorum yapabilir miyiz? Modern çağ, önümüzdeki sene için plastik cerrahi hakkında ne gibi ip uçları veriyor? Elimizde olan verilere ve bilimsel araştırmalara bakıp kesinlikle bu soruya cevap vermeye çalışabiliriz…

Aslında en yeni gelişmenin ne olacağını söylemek zor. Fakat bir kaç trend var ki dikkatimizi oldukça çekiyor. Birinci ve en önemlisi daha çok yağ enjeksiyonu ve lipo-lifting işlemleri göreceğiz.  Bu işlem aslında şu anda da biliniyor ve uygulanıyor; Brezilya Popo Estetiği ve Meme Büyütme gibi silikon yerine yağ enjeksiyonu ile büyütme ve projeksiyon kazandırma yada  yüzdeki doku ve volüm kayıplarında mikro lifting dediğimiz yağ enjeksiyonu ile yüz germe gibi.

Plastik cerrahide son yıllarda yabancı madde yerine hastanın liposuction yöntemi ile yağlarının alınıp kendi yağları kullanılarak vücut şekillendirme işlemi oldukça sık kullanılmaya başlandı. Hastaların bu  tekniği tercih etmelerin en önemli sebebi yabancı madde reaksiyonu ve implant ile ilgili oluşabilecek risklerin olmaması.

Uluslararası Estetik ve Plastik Cerrahi Derneği (ISAPS) 2014 yılında yaptığı yıllık ankette yağ transferi dünyada en sık dördüncü uygulanan plastik cerrahi işlemdi.  Farklı ülkelerden 1391 plastik cerrah ISAPS’ın anketine katıldı ve çıkan sonuçlara göre;

  1. 2014 yılında tüm dünyada 965,727 yağ transferi işlemi gerçekleştirilmiş
  2. Yağ enjeksiyonu plastik cerrahi işlemlerin 10% luk bölümünü oluşturmuş
  3. 142,317 işlemle, Amerika en sık yağ enjeksiyonu yapılan ülkeydi. Bu işlemler tüm plastik cerrahi işlemlerin 14.7% si
  4. Brezilya ise 112,306  yağ enjeksiyonu uygulamasıyla listede ikinci sıradaydı (tüm cerrahi işlemlerin 11.6% sı)
  5. Güney Kore 83,577 işlemle üçüncü sırada (tüm cerrahi işlemlerin 8.7% sı)
  6. Yağ enjeksiyonunun popüler olduğu diğer ülkeler Japonya, Fransa, Almanya ve Kolombiya
  7. Dünyada 809,428 kadın yağ transferi işlemi gerçekleştirmiş ve tüm işlemler arasında en sık uygulanan 4. uygulamaymış
  8. Bu işlemi 156,300 erkek uygulatmış ve erkeklerin uygulattığı en sık beşinci işlemmiş

(Source: American Society for Aesthetic Plastic Surgery / Quick Facts: Highlights of the ASAPS 2015 Statistics on Cosmetic Surgery )

ISAPS tan elde edilen data bize bir çok ülkede yağ transferi ile yapılan popo augmentasyonunun implant ile yapılan popo augmentasyonundan daha fazla olduğunu gösteriyor.


Popo Augmentasyonu sadece İmplant kullanılarak toplamda 30,916

(Buttock Augmentation using implants Only (Total) 30,916)

USA1,560
Brazil 8,140
South Korea 514
India 710
Mexico 2,945
Germany 385
Colombia 2,423
France 124
Italy 344


 

Popo Augmentasyonu Yağ Transferi ile toplamda 258,107

(Buttock Augmentation using fat transfer (Total) 258,107)

USA 21,255
Brazil 55,605
South Korea 2,572
India 4,752
Mexico 29,528
Germany 3,336
Colombia 23,038
France 3,021
Italy 2,344


screen-shot-2016-12-09-at-09-27-43

Uluslararası Estetik ve Plastik Cerrahi Derneği’nin (ISAPS) 2015 yılında yaptığı anket verilerine göre 2015 yılında yağ transferi ile 258,107 popo augmentasyonu yapılmış. Bunlardan 30,916 kadın implant ile popo augmentasyonunu tercih ederken 30,905 yağ transferi yaptırtmış. Bu sonuçlar bize yağ enjeksiyonu ile popo kaldırma/ büyütme tekniğinin kabul edilebilirliğinin arttığını gösteriyor.

screen-shot-2016-12-09-at-09-26-35

Sonuç olarak bu kadar popüler bir işlemin 2017 yılında daha da artacağını ve yeni bölgelerede (bildiğimiz yerlerin dışında uygulamalara örnek el üstü ve kadın/erkek genital bölge gibi) yağ enjeksiyonu işleminin uygulanacağını düşünüyorum .

Detaylı Bilgi

Cilt Sarkmalarına Veda !

“Tek Uygulama İle Cilt Sarkmalarına Ameliyatsız Kesin Çözüm”
İyi ve doğal sonuçlara ulaşmak isteyenler için mükemmel bir uygulama, üstelik yıllar süren bir kalıcılık sağlıyor !

Detaylı Bilgi
tetikparmak

Tetik Parmak Sendromu Nedir?

Parmakların kasılı kalması, aniden kilitlenmesi ya da ağrıması tetik parmak hastalığının belirtilerinden birkaçı.

Tetik parmak (Trigger finger) hastalığı hakkında tüm merak edilenleri, Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Evrim Uçkunkaya açıkladı.

Tetik parmak (Trigger Finger) nedir?
Parmak hareketleri sırasında parmakların takılması ve parmaklarda ağrı hissi yaratan duruma tetik parmak hastalığı denir. Hastanın parmağında ani kitlenme görülür ve kitlenen parmağı düzleştirmek oldukça zordur.
Tetik parmak el cerrahisinin sık rastlanan sorunlarından biridir.

Tetik parmak nasıl oluşur?
Tetik parmak hastalığının oluşum mekanizması halen tam olarak bilinmemektedir ancak hastalığın seyri gayet iyi bilinmektedir. Parmakları büken tendonlar avuç içerisinde özel makaraların içinden geçer. Bu makaraların kalınlaşıp daralması ya da tendonun bölgesel olarak kalınlaşması bu rahatsızlığa neden olur. Tendon, daralmış makarada sıkışır ve parmak bükülme hareketi sırasında takılır. Zorlanma ile sıkışan tendon daralan kanaldan kurtulur ve parmak açılır. Bu problem başladıktan sonra parmağın kullanılması genellikle buradaki yapıların daha fazla şişmesine yol açar. Ve tablonun ağırlaşmasına neden olur. Bazen tam takılma ve parmak kilitlenmeleri de oluşabilir.

Hangi yaş aralığında sıkça görülür?
Farklı yaş gruplarında görülebilir. Nedeni çoğu zaman saptanamaz, ancak erişkinlerde parmak kullanma özellikleri ve bazı sistemik hastalıklarla (Romatoid artrit, Gut, Diabet, Diyaliz Hastaları) ilişkilendirilebilir.

Tetik parmak olduğumuzu nasıl anlarız?
Önce avuç içinde ya da başparmak kaidesinde şüpheli ağrılar başlar. Tipik bulgusu, parmak kapatıldıktan sonra, açmaya yeltenildiği zaman parmağın takılması, açmak için daha fazla güç sarf edildiği zaman ise bir atma sesiyle birlikte “tık sesi” boşalarak açılması, yani tetiklenmesidir. Tendonlar akşam uyurken oldukça yumuşaktır. Parmaklar normal pozisyonda, yani yarı kapalı durumdadır. Zamanla özellikle sabahları parmakta takılmalar başlar ancak bir süre sonra geçer. Hastalığın ilerlemesi ile birlikte takılmalar belirgin hale gelir ve ağrılıdır.

Röntgen ile tanı konulamıyor mu?
Bu hastalığın tanısında röntgenin yeri yoktur. Doktorunuz yaptığı muayene ile parmağı inceler, ele gelen şişlik, kitle, nodülleri tespit eder. Tedavi edilmezse tendon kopmasına kadar gidebilir.

Tetik parmak nasıl tedavi edilir?
Tedavinin amacı şişliği indirmek ve yakalama hareketini sağlamaktır.

-Akut Dönem Tedavi
Şişliği gidermeye yönelik Antienflamatuar ilaç tedavisi, istirahat amaçlı parmak atelleri oluşturur. Ani ve yeni başlayan vakalarda uygundur.

-Subakut dönem tedavi
Bu aşamada (3 hafta ile 3 ay) içinde genelde ağrı ve sabah sertliği gibi yakınmalardan bahsedilmektedir, parmağın kilitlenmeye başlaması çok daha geç başlayabilir. Eğer şikayetler gerilemez ise ikinci aşamada tendonun kalınlaşmış bölgesine lokal kortizon enjeksiyonu yapılır. Bu tedavinin getirdiği rahatlama hastadan hastaya değişik olup birkaç haftadan birkaç aya uzanan bir dönemdir. Fakat steroid’in tendon yapılarına uzun vadede verdiği zararlardan dolayı çok kullanmıyor. Bu uygulamayla geçici bir rahatlık sağlanabilir. Fakat lokal enjeksiyonlarla kalıcı tedavi sağlanamamaktadır.

-Kronik dönem tedavi
Uzun süren (3 aydan fazla) ve medikal tedavi ile yanıt alınamayan olgularda (Diabetli, romatizmal hastalığa bağlı ya da diyaliz hastalarında, kronik vakalarda) sıkışmaya neden olan makara sisteminin cerrahi olarak gevşetilmesi gerekir. Tedavinin amacı parmağın takılmasını engelleyerek, hareketi esnasındaki rahatsızlık hissini ortadan kaldırmaktır.

Tetik parmak ameliyatı nasıl yapılır?

-Kapalı (Perkütan) teknik
Tetik parmak tedavisinde perkütan cerrahi teknik, etkin ve kolay bir gevşeme sağlaması ve komplikasyon riskinin az olması nedeniyle tercih edilebilecek bir yöntemdir. Cerrahi girişim turnikesiz olarak, lokal anestezi altında yapılır. Insizyon hattına insülin enjektörü ile lokal anestezik madde uygulanır. Uygun iğneler kullanılarak makaralar serbestleştirilir. Tüm hastalarda ameliyat sırasında, gevşetme işlemi sonucu parmak hareketlerinin rahatça yapılıp yapılmadığı kontrol edilir. El yumuşak sargıya alınır ve serbest parmak hareketlerine hemen başlanır. Perkütan cerrahide teorik olarak sinir hasarı riskinin fazla olduğu kabul edilir.

-Açık teknik
Ameliyat avuç içinde küçük bir kesi ile lokal anestezi altında gerçekleştirilir. Ameliyat sırasında tendon kılıfı etrafında yakın seyreden damar sinir yapılarının korumaya alınması önemlidir. Hastalığın olduğu bölgeye bir iki cm’lik kesik ile tendonun takıldığı tünel genişletilir. Yapılan insizyona tek bir cilt dikişi konularak el yumuşak sargıya alınır. Bu cerrahi müdahale sonrasında hastalar parmaklarını rahatlıkla oynatabilmektedirler.

Tetik parmak ameliyatı öncesinde nelere dikkat edilmeli?

Tüm ameliyatlarda olduğu gibi, tetik parmak ameliyatları da risklidir! Size tavsiyem doktorunuzla sağlık, fiziksel ve pskikolojik rahatsızlıklarınızı tüm detayları ile konuşmanızdır.

* Üç hafta öncesinde kan sulandırıcı her türlü ilaç ve vitamin kesilmeli
* Vitaminler: Vit C, Vit D, Vit E, Vit K, Ginseng, Ginko Biloba, Co-Enzim Q gibi maddeler içeren multivitamin hapları ameliyata kadar kesilmeli
* Sigara ve alkol kullanımı azaltılmalı

Tetik parmak ameliyatı sonrasında nelere dikkat edilmeli?

* Kapalı ameliyat uygulaması sonrasında normal şartlarda yara izi kalmaz. Delik yerlerinde küçük pansumanlar bulunur.
* Bazen sıvının hacminden dolayı enjeksiyon sonrası bir süre tetiklik artabilir, bir saat kadar uyuşukluk olabilir. Enjeksiyon bölgesine buz uygulaması ve NSAİİ (Antienflamatuar ilaçlar) bu şikayetler azaltılabilir.
* Ameliyattan hemen sonra hastalar günlük yaşantılarına dönebilirler.
* Cerrahi sonrası yapışmaları önlemek için erken harekete başlanır.
* Yara iyileşmesi yaklaşık 15 gün sürer. İki hafta sonra dikişler alınır.
* İki hafta sonra spora başlanılabilir.
* Ameliyat sonrasında oluşan şişlikler ise 2 hafta içerisinde geçer.
* Ameliyattan sonra geriye sadece bir iki hafta kadar süren bir sızlama olabilir. Buz uygulaması ve NSAİİ ile bu şikayetler azaltılabilir.
* Dikişler alındıktan sonra hareketin hızlandırılması amacı ile lenf drenajı, fizik tedavi rehabilitasyon yaptırılabilir.
* Bazı hastalarda aşırı iyileşme dokusu nedeni ile yara bölgesi sertlikler oluşabilir. Bu genelde evde yapılan masajlar ile zaman içinde geriler.

Ameliyat sonrası dönemde belirtiler genellikle tamamen geriler ve iyi yapılan cerrahi sonrası tekrarlama oluşmaz.

Yazı : http://kadin.mynet.com/yazarlar/saglikli/op-dr-evrim-uckunkaya/25104-tetik-parmak-sendromu-nedir.html

Detaylı Bilgi
Follow by Email
Facebook
Google+
Twitter
YouTube
LinkedIn
INSTAGRAM